Okunması şart makaleler:

Tasavvuf ve Tarikatlardan Yeni Dünya Dinine: Bölüm 1 ve Bölüm 2
Komünizm, Kızıl Devrim, Sovyetler Birliği ve Şirketler
İnsan, Din ve Kuran
Bu da amme hizmeti: Okunması Gereken Kitaplar Listesi

Bir Başka Din: Tasavvuf kitabı çıktı; internet'ten sipariş etmek için kitapyurdu link'i.

YENİ: Youtube'daki hodor hodor konuşmalarım için buradan alalım.
illuminati sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
illuminati sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

17 Nisan 2011 Pazar

Yeni Dünya Dini: New Age

Selam taşaksızlar.

Yazının uzunluğu sizi korkutmasın sadece 15 dakikanızı ayıracaksınız. Bazı linklere tıklamanız gerekecek, video`lardan ziyade site linklerine üşenmeden bakın, yoksa anlattıklarım bi sike yaramaz. En uzun yazım olacak muhtemelen, yazmam 2 gün sürdü amına koyim. Fakat pişman olmayacaksınız ibneler, deşifre ekibi tadında gerçekler su yüzüne çıktı, biliyosunuz Karagümrük çocuğuyum sözüm senet ehehe

Şu illüminati oyun kartlarını biliyor musunuz? Hani 1995 yılında piyasaya sürülmesine rağmen, 11 eylül saldırılarından japonya depremine kadar birçok olayı gösteriyor. Oyunun ismi zaten "illuminati - new world order". Taşak geçmiyorum gerçek, tüm kartları indirdim psikopat gibi yüzlercesine baktım, her biri ayrı dellendirdi beni. O yüzden siz bulaşmayın bu işlere sinir harbi yaşarsınız. Ben yine de örnek teşkil etmesi açısından birkaç fotoğraf koyayım konuya fransızlar için.


Ve çok daha fazlası da var, earthquake projector yani deprem yapabilmeyi öngöreninden tut, geçen seneki şu faaliyete geçen yanardağın külleri yüzünden uluslararası uçuşların aksayacağını öngörenine kadar vay amına koyim dedirtecek onlarca kart var. Ayrıca sahte mesih projelerini de yansıtmışlar kartlara pek güzel bir şekilde, bildiğin "messiah" diye kart var lan. Neyse youtube`da sürüyle videosu var zaten, illuminati cards yazın görün.

Şimdi bu kartları Steve Jackson adında bir abimiz yapıyor. Buyrun sitesine bir göz atalım, tıklayın bi bakın: www.sjgames.com

Oha mı dediniz piramidi ve gözü görünce? İnsanlar herhangi bir sembolmüş gibi bakıyorlar ona, garipseyen tek kişi sensin, salak salak triplere girme evladım, azınlıksın sen. Adam bağıra bağıra ben illuminati üyesiyim hem de gayet yetkili bir abiye benziyorum diyor ve bir kişi bile çıkıp hüşşş birader sen ne ayaksın demiyor. Diyenler senin benim gibi tek tük salak herifler zaten. Neyse efendim bu abinin sitesinde şöyle bir yer dikkatimi çekti, bu arkadaşlar her hafta bir site seçip paylaşıyorlar. Site de "illuminated site of the week" yani haftanın aydınlanmış sitesi seçiliyor. 1997 yılından beri bu siteleri paylaşıyorlar. Buyrun www.sjgames.com

bir sitenin burada paylaşılabilmesi için gerekli olan kriterler "ilginç" ve "eğlenceli" olmasıymışmış, şunun gibi mesela: tinyurl.com yada bunun gibi: tinyurl.com

İlk siteyi görünce biraz tırstınız mı? Baphomet, illüminati, Türk bayrağı hepsi bir arada. Ehehe durun daha. Şimdi bunlar ben masonik siteyim diye bağıran siteler, bunlardan zarar gelmez. Esas tehlikeli olan, bu listede, Zeitgeist`ta öğrenebileceğiniz türden siyasi gerçekleri su yüzüne çıkaran sitelerin linklerini de paylaşıyorlar. 11 eylül`ün kurmaca olduğunu, illuminati`nin amacının dünyayı ele geçirmek olduğunu, işte satanist olduğunu falan ortaya döken siteleri de paylaşıyorlar.

Asıl tehlike işte bu siteler (flash tv olduk iyice mına koyim, bakın işte o siteler)*: tinyurl.com , tinyurl.com , tinyurl.com

Tamamen rastgele 3 site seçtim farklı tarihlerde paylaşılmış. Ben size özet geçecem siteleri, teker teker gezmenize gerek yok ama isterseniz yine de bi bakın. Örnek teşkil etsin diye koydum ben. Bu sitelerin ilk ikisi bizim hep kandırıldığımızı, illuminati`nin dünyayı yönettiğini söylüyor. Zaten isimleri de içerikleri gibi "bugüne kadar aldatıldık!!11" tadında. Son site ise Spiritüalizm ile ilgili bir site. Şimdi diyeceksin ki ne alaka? Hadi spritüalizm ile ilgili olanı neyse de (ki neyse değil açıklayacam) o illüminati`yi deşifre eden siteleri neden paylaşıyorlar? İndir o eli arkadaşım, bi dinle. Şşş hareket yapma hareketin allahını görürsün.

Şimdi bu sitelerin üçü de "haftanın aydınlanmış sitesi" ünvanını almış siteler. Ve bu 3 site de kendi aralarında bağlantılı siteler, yazı aralarında falan birbirlerinin linklerini veriyorlar. Aa çok şaşırdım olacak şey değil vallaha, ölümü gör de, bak and içtim. Ehehe. Şimdi sizlere bu sitelerin ortak paydalarını anlatacam. 3 tanesini değil, birçoğunu gezdim ben, konu mankeni olarak bu 3 siteyi seçtim sadece. Birazdan yazacaklarımı oradaki tüm siteler için genelleyebilirsiniz (aslında ilk link`ini verdiğim almanca site de bu gruba girecek türden bi site)

1- Hepsi birbirleriyle bağlantılı siteler.
2- Hepsi "haftanın aydınlanmış sitesi" seçilmiş siteler.
3- Hepsi illüminati`yi deşifre edici bilgiler veriyor. Bugüne kadar hep kandırıldığımızı söylüyor, 11 Eylül, illuminati`nin satanist oluşu, 2012`nin medya tarafından bu kadar abartıldığı ve medyayı da illüminati`nin kontrol ettiği vs konulu yazılar var.
4- Birçoğunda uzaylılar yazı ve resim olarak yer alıyor.
5- Hiçbiri ilahi dinler için olumlu şeyler söylemiyor.
6- Tanrı inkarı asla yok, tanrı`nın kutsallığı ve yüceliği övülüyor.
7- "sevgi", "dostluk", "iyilik" kavramları müthiş ön planda tutuluyor.
8- Laf dönüp dolaşıp "sen de aslında tanrısın"a getiriliyor.

Bu saydığım bütün maddeler tek bir maddeye hizmet ediyor,
o da son madde. Din içerikli yazılarda bunu görürsünüz. Tamamen pozitif mesajlar veriyorlar şu şekilde: "iyilik ve doğruluk ne güzel. Şeytani şeylere karşıyız. Heeey tanrı yüce ve kutsal. Haydi onun ışığında aydınlanalım yaşasın sevgi heeeeey."

Ney amına soktuğum ney?

Al bak mesela, tinyurl.com kendilerine beyaz loca diyen ve siyah locaya karşı olduğunu iddia eden sitemizin sloganı şu: “in the light of god we are god” he amına koyayım he oldu, tanrı`yız biz he haklısın tamam.

Bu illüminati`yi deşifre eden ve mason biraderler tarafından paylaşılan sitelerin amacını hala anlamadıysanız daha da açayım konuyu. Şimdi ben burada götümü yırtıyorum, onu geç internet inliyor illüminati diye, kitapları peşpeşe çıkıyor her gün. Peki ne değişiyor? Hiçbir şey. Çünkü zaten bu verdiğim bilgileri internet kullanan insanların %10`u hatta daha da azı biliyor. Hadi biz millet olarak severiz böyle "arkasında hep amarika var amağagoyim" muhabbetlerini, belki bizde biraz daha fazla olabilir bu oran, ama emin olun o amerika`daki 360 kişiden 1`i ilgileniyor bu konularla. (360`ı götümden salladım, şair burda amerikan halkının embesilliğine sesleniyor)

Bu lafı çok kullandım şimdiye kadar fakat durumu en iyi böyle özetleyebilirim, sizi 1 yanlışa inandırmak için 99 doğru anlatmaktan kaçınmıyorlar. Yapıyorlar bunu. O tüm siyasi gerçekleri deşifre çabaları, okuyucunun ilgisini çekebilmek adına. Yem atıyorlar insanlara yem. Bu doğru ve güvenilir (?) bilgileri yazan şahıslar konu dine geldiğinde "ıslam is also a form of ıdolatry such as judaism and christianity" (islam da yahudilik ve hristiyanlık gibi putperestliğin başka bir formudur) diyor. Fakat bunu yazan adam tanrı`yı inkâr ediyor mu? %99 hayır. Amaç şu, spiritüalizm ve bilimin ışığı adı altında, dejenere edilmiş bir tanrı incanına dayalı uyduruk bir din: new age.

Şimdi bakın tüm bu siteleri kuranlar illüminati`nin elemanlarıdır demiyorum, he bazılarının öyle olduğu aşikâr fakat o "aydınlanmış site" listesine girip masonlukla bile alakası olmayanları da olabilir pek tabi. Fakat dayatma ve yönlendirmelerin nereye olduğu dikkatinizi çekti mi? O siteler boşu boşuna "illuminated site" seçilmedi saygıdeğer biraderler tarafından.

1- Size gerçek bilgiler veriyorlar. İllüminati`yi deşifre ediyorlar. Güveninizi kazanıyorlar. Ve bunu spritüalizm içerikli sitelerde bile yapıyorlar, ne alakaysa spritüalizm ve siyasi meseleler?
2- Asla tanrı`yı reddetmiyorlar, sizi korkutur bu, daha yumuşak bir ifade takınıyorlar.
3- 3 ilahi dine giydirip, "aslolan sevgidir"e geliyor konu.


Yavrular, müthiş bir tezgah. Müthiş. Okumadığım bela kalmadı fakat elden fazlası gelmiyor, en fazla sözlük köşelerinde memleket kurtarıyoruz işte böyle, neyse 1 kişiye bile derdimi anlatabilsem o benim kârımdır.

Ve bu yüzdendir "okuduğunuz her şeye körü körüne inanmayın, doğruları olabileceği gibi yanlışları da olabilir" diye yırtınmam. İşte tam da bu yüzden. Zira siyasi açıdan zaten deşifre oldu bu herifler, hatta satanizm ile ilişkileri bile illüminati`yi az çok tanıyanlar tarafından biliniyor.

Fakat bu adamlar için siyaset ve para sadece araç. Amaçları şeytan`ın tüm dünyaya hükmetmesi. Amaç bu. Bu yüzden ilahi dinler hızla dejenere edilmeye çalışılıyor. İslam için "isa hindistan`a kaçmıştır deniliyor islam`da, islam yalan bir din işte yeeaa" gibi sikimsonik senaryolar uydurup insanların ilahi dinlere güvenini kırıyorlar. Onlarcasını okudum bu ve buna benzer yazıların inanın.

Yazımın devamında "Tanrı inancı ve sevginin gücü ehehe" görüşü hakim olan, spiritüalizm adı altında doğru ve uyduruk bilgileri harmanlayarak pazarlamaya çalıştıkları fikir ve akımları, bu akımların uyduruk mesihlerini de anlatacam, please wait loading.

Bir başka ilginç anektod, 4 haziran 2010 tarihinde "aydınlanmış site" seçilen siteyi ve orada paylaşılan sayfayı vereyim sizlere (okumayın saatler sürer): tinyurl.com

yabancı bir filmde türkiye kelimesi geçince hissettiğin ufak çaplı heyecanlanma hissini mi yaşadın yine? Ehehe keranacı. Evet, bu siteyi daha önce de duymuştum. Çetin bal diye biri, zamanda yolculuk konusunu ve nazilerin ufo`ları gibi böyle enteresan olayları anlatıyor. Mantıklı da anlatıyor aslında, biraz okuyunca kapılıyorsunuz. Değişik fikirleri olan bir abi. Fakat sizce ben ehehe iyiymiş deyip kapattım mı bu sayfayı? Psikopatım diyorum, deşifre ekibiyim diyorum.

Biraz dolaştım sitede, niye "illuminated site" ünvanı almış bu site diye. Biraderlerden birisi neden bu siteyi tavsiye etmiş diye. Arayan bulur tabii ki, buyrun: tinyurl.com

Haydaaa!! Ne güzel paşa paşa zamanda yolculuk ediyoduk, ufo`ya falan biniyoduk, nereden çıktı yeni dünya düzeni? Spritüalist bir dünya devleti fikri? Neler oluyo lan? Ben buraya nasıl geldim?

Ee, çetin bal`ın kara kaşına kara gözüne "aydınlanmış site" seçilmemiş bu site belli ki. Birilerinin ağzına bi parmak bal çalınmış.

Sonra kimmiş bu çetin bal diye bi bakınayım dedim, profesör falandır heralde yada en azından doçenttir diye bekliyodum. Ama yok abicim, hiçbiri değil, kendisinin akademik bir kariyeri yok.. "üstad" diye hitap ettiği, bir dernek başkanı ile röportajı dolaşıyor internette, birçok sitede bulabilirsiniz bu röportajı ve tabi kendi sitesinde de.. Belgelerle konuşurum ben arkadaşım buyur (okumayın yıllar sürer), tinyurl.com

Kimdir kimin nesidir diye bu üstad ve dernek hakkında da bilgi edineyim dedim. Şahsi twitter hesabında bile kendisine "üstad" diyor tinyurl.com

Muzaffer dayı, allah aşkına söyle bana, neyin üstadısın sen? Seramik üstadı mısın? Çinicilik erbabı mısın? Keman virtüözü müsün? Üstad nedir abicim? Niye üstadsın sen? Üstad benim bildiğim 2 kişiye denir. Bir işin ehli olana yada masonlukta belirli bir dereceye gelmiş/loca başkanı olmuş kişilye... Antin kuntin zamanda yolculuk hikayeleri anlatmakta ehilsin diye üstad olduğunu sanmıyorum pek. Neyse, kendisinin derneğinin facebook adresi de şu: tinyurl.com böyle de resimleri var www.facebook.com

"Üstad"ımızın ilgi alanlarından en büyüğü, başka bir boyutta olduğu iddia edilen kayıp agartha uygarlığı`ymış. İşte bu agarthalılar bizden çok üst boyutlardalarmış, uzay gemileriyle zamanda geçmişe ve geleceğe yolculuk ediyorlarmış, evrimlerinin çok üst seviyelerindeymiş, bizi kurtaracaklarmış, kılmış, tüymüş falan. Agartha ucu thule`ye kadar dayanan antin kuntin bir terane, kitapları da var şöyle ki kapakları size tanıdık gelecektir:

 Aslında işin aslı Babil`den geliyor. Şimdi babil ve mısır medeniyetlerinin bazı konulara haddinden fazla hakim olduğunu biliyoruz, şüphesiz bunların arasında gizli tutulanları da vardır. Birtakım sihir ve büyüleri, daha önceden o coğrafyalarda bulunmuş peygamberlerden yada temas kurdukları cinlerden edinmiş olabilirler. Fakat şu agarta denilen, bizden üst boyutta yaşayıp bize de evrimimizi tamamlamamız için yardım edecek uygarlık hikayesi için tek bir şey söyleyebilirim.

Soytarılık.

Şimdi neden bu kadar fazla durdum bu mesele üstünde. Öncelikle şunu söyleyeyim, hiç kimseyi hiçbir şeyle itham etmiyorum. Asla art niyet de aramıyorum.

Fakat bu dayatılan "başka boyutlardaki evrimini tamamlamış üstün varlıklar" safsatalarına dayanan o kadar çok fikir ve bunlara kapılan o kadar çok insan var ki...

Bunlardan bir tanesi de "spritüalizm" adı altında kakalanmaya çalışılan Ashtar kumandası diye sikimsonik bir uygarlık. Lideri ashtar sheran`dır, çetin bal`ın sitesinde de yine "üstad" olarak tanıtılır ve hakkında yazılar vardır. Ashtar diye bir galaksi varmış da, liderleri ashtar sheran`mış da, evrimini tamamlamış da, bize yardım etmek istiyomuş da, uzay gemileri ile yoldaymış da, bizi kurtaracakmış da, bizim de evrimimizin bir üst seviyesine geçmemiz lazımmış da, öyle diyor kendileri. Bu ashtar hikâyesini daha önce de okumuştum ben, 1970`lerde vril örgütü tarafından ortaya atılıyor ve çok bomba bir faaliyetleri oluyor ki youtube video`su bile var: tinyurl.com

1970`li yıllarda ingiltere`de bir televizyon kanalına, hesapta ashtar kumandasından bağlanıyorlar. Evet normal yayın akışında bu ses giriyor yayına ve televizyon kanalı bu sesi kaldıramıyor. Bir süre boyunca kendisi sevgi ve barış dolu mesajlar iletiyor dünyamıza. Bu olay fake değil muhtemelen, gerçek olabilir o video. İsterseniz dinlersiniz de, cizzzuuutt sevgiyle yaşayın ciizzzztt size yardım ettik hep, ilerde de edecez ciizzzzuuuzzzztt diye konuşuyor ashtarlı delikanlı kardeşimiz.

He amına koyim he, oldu. Hem o kadar evrimini tamamlamış üstün biri ol, hem uzay gemilerin teknolojin felan olsun, hem de cızır cuzur parazitli sesle sikindirik bir televizyon kanalından sesini duyurmaya çalış. Ulan ben ashtar olsam gökyüzüne resmimi çıkarırım projeksiyon makinasından, amına korum dünyanın bu ne lan cazır cuzur? Tünelden geçiyosun da telefon mu çekmiyo amına koyayım?

Meselenin aslı şu, insanlar uzaydan bize mesaj geldiğine inanadursun, "vril örgütü" denilen örgütün bir tezgâhı bu. Zaten uzaylı kardeşimiz kendini "vrillon" diye tanıtıyor amına koyayım.

Sizlere kurtarıcımız (?) Ashtar sheran`ı tanıtayım mı? Google`a yazdığınızda da çıkıyo zaten hemen.

Ashtar Sheran


Sağda Siyonist yıldızı, solda 7 köşeli yıldız (heptagram).

Bizi kurtaracak olan mesihimiz siyonist çıktı iyi mi? Peki 7 köşeli yıldız neyi temsil eder? Deminki üstadımızın (?) Derneğinin ambleminde de 7 köşeli yıldız vardı dikkat ettiyseniz. Açıklayacam birazdan.

Fakat hala emin olamadıysanız, 1000 kişilik arkadaş listesi olan facebook`taki ashtar sheran sayfasını göstereyim size: tinyurl.com ve profil fotoğrafları arasındaki şu resme ve yoruma kesinlikle bakın: tinyurl.com

Üşenmeyin diğer profil fotoğraflarına da bakın isterseniz, sevgi sembolleri, kalpler, türk bayrağı, her şey çok güzel havası ve piramitin üzerinde illüminati`nin her şeyi gören gözü... Spiritüalizm adı altında neler yaptıklarını anlatıyorum değil mi burada iki saattir? Peki allah kitap aşkına, adriana lima aşkına, neye inanıyosanız onun aşkına bir söyleyin, hangi dediğim yanlış çıktı? Ama bunların hepsi komplo biz uyduruyoruz tabi. O piramitli resmin altına da sevgili bir arkadaşımız "thanks ashtar (kalp)" yazmış. Hımmmmmmmmppppfffsss... Tamam sakinim. Şimdi o thanks ashtar diyen arkadaşa derdinizi anlatmaya çalışsanız, bunların hepsinin insanları yozlaştırmak ve zihin kontrolü altında tutmak için uydurulmuş teraneler olduğunu, müthiş bir tezgah olduğunu söyleseniz, size vereceği tepki şu olur "ya senin anlamanı zaten beklemiyorum tamam mııaa. İsteyen inanır isteyen inanmaz her görüşe saygılıyım ayrıca elit ve entelim yoga yapıyoruuaamm tamam mııaa".

Kara çarşaflı yobazlardan ne farkı var bu kişilerin? Onlar da yobaz, bunlar da. Aralarındaki tek fark biri ben yobazım diye bağırıyor dış görünüşü itibariyle, teki ise kendini insanlara "elit" ve "entelektüel" olarak kabul ettirmeye çalışıyor. Kara çarşaflı ninja turtles`lar kadar cahil ve yobazsınız sevgili entelektüel görünümlü tırt arkadaşlarım. Çağımızın modern yobazlarısınız. Zaten hep aynı şeyleri anlatıyorum konunun başından beri.

Neyse biraz geriye dönüp şu ashtar abimizin elindeki 7 köşeli yıldızın yani heptagramın olayını anlatacam size. Bu 7 köşeli yıldız Aleister Crowley tarafından kullanılmıştır. Aleister crowley belki de insanlık tarihinin en koyu luciferian`ıdır, az üstünde durdum bu başlıkta fakat kendisi inanılmaz uçuk bir abimiz. Yine başka bir uyduruk görüş olan hermetisizmde de (scientology denen zırvalığın, daha da dejenere edilmiş şekli, siz düşünün) kullanılır. Aslında bu heptagramın kaynağı kabalistik öğreti ve pagan dinleridir. Kısacası büyüyü temsil eder.

Bir diğer uyduruk mesihimiz de sananda`dır. Sananda bazı görüşlerde hz isa`nın öz benliğidir. Sananda`nın dünyadaki bedeninin hz isa olduğuna inanırlar. Şekilden şekle soktular zaten hz isa`yı, ne istiyolarsa adamdan. Neyse. Artık sıkıldım bunların saçma salak dejenere kahramanlarından, anlatmıyorum, fakat meraklıları için birkaç link vereyim. Yine "aydınlatılmış site"lerimizden birinde sananda ile ilgili birçok yazı var *, tinyurl.com aşağılarda "mohammed speaks" diye bir yazı var ki tam soytarılık, hz muhammed ile röportaj yapıyorlar. Hz muhammed, şu karikatür muhabbetinde çıkan olaylar için "heey ben size böyle öğretmedim, bunlar yanlış, heey barış ve sevgi heeey" falan diyor. Surelerin ise kendisine, beynine yerleştirilmiş bir radyo çipi vasıtasıyla geldiğini ileri sürüyor. Ayrıca meraklısına çağımızın diğer kötülüğe karşı (!?) Mücadele veren mesihleri (???) Şurada yer alıyor: tinyurl.com

Yani bunların ne kadar saçma, yozlaşmış, ne bilimsel ne ruhani hiçbir mantığa oturtulamayacak sikindirik fikirler olduğu 1200 km`den belli dimi? Hatta bunların üzerinde konuşulmasını bile gereksiz bulmuştur belki bazılarınız, evet ben de öyle buluyorum çünkü. Fakat acı bir şey söyleyeyim mi, insanlar bunlara inanıyor. Hem de tahmin ettiğinizden çoook daha fazla insan yutuyor bu teraneleri.

Tanrı`yı inkar etmiyorlar genelde, insanları ürkütüp kaçırmamak için. Sizlere mesih olarak ileri sürdükleri, evriminin en üst seviyesindeki bu arkadaşlar olarak kamufle ettikleri şey ise haliyle lucifer. Bir forumda bu sananda saçmalığına zamanında inanmış, aralarına katılmış fakat sonra tövbe edip tüm ilişkisini kesmiş bir eleman bütün bunların saçmalık ve özünde satanizm dayalı fikirler olduğunu söylüyordu.

Bakın rahmetli babam 10 yıl önce spiritüalizm ile çok ilgilendi. Spiritüalizm özünde tasavvuf ile çok ortak payda taşıyan bir fikir(di). Farkındalık diye bir şey var ki, konuyla ilgili olanlar bilir, dünyada yapması en zor şeylerden biridir belki de. Babamın hala kitapları durur içeride spiritüalizm ve farkındalık konularını içeren. Fakat bu insanın evrimini tamamlaması, başka boyut yada galaksilerdeki uygarlıklar, gelip bizi kurtaracak olan mesihleri... Bunlar nedir allah aşkına ya? Ah rahmetli yaşasaydı da size şöyle dünyanın en yaratıcı küfürlerinden bir demet sunsaydı keşke, hiç öyle bir adam değildi ama deli damarı tutunca da kimse zaptedemezdi ehehe.

Yavrular şimdi yeniden bu geleceği gösteren oyun kartı zırvalığına dönecem. Bu insanın evrimini tamamlaması, bir üst boyuta geçmesi gerektiği, bunun da dışarıdan gelecek bir kurtarıcıyla olacağı düşüncesinin aslında ne ile aynı paydada buluştuğunu gösterecem. Aslında forumlarda, videolarda, sadece bu 12 eylül, 3. Dünya savaşı, nükleer reaktördeki sızıntı konulu kartların üzerinde duruluyor. Halbuki o yüzlerce kartın birçoğu bazı işaretler taşıyor.


Şimdi şuna bir bakalım
 

comet hail-bopp dedikleri şey aslında comet hale-bopp`tur, hale-bopp kuyruklu yıldızı yani. Altında neler yazıyor? "cennetten gelen bir işarettir ve kıyametin yaklaştığını söylüyor..." ve "... Bu grup yeni buldukları inançlarında biraz fazla ileriye gittiler ve artık aramızda değiller. Ama olsun amacımıza bir engel teşkil etmiyor."

Ne manaya mı geliyor bunlar?

Bir haberden alıntı yapıyorum şimdi: "hale bopp kuyruklu yıldızının kendilerini `evrimsel` basamağın bir üst safhasına taşıyacağına inanan heaven`s gate üyeleri, 1997 yılında toplu olarak intihar ettiler. Yaşları 26 ile 72 arasında değişen 40 kişi, o dönemde dünyanın yakınından geçmekte olan hale-bopp kuyruklu yıldızının kendilerini evrimin bir üst safhasına taşıyacağı inancı ile intihar etmişlerdi. Tarikatın internet sitesinde bu inançları şu şekilde aktarılmaktaydı: evrimsel basamakta insanın üzerinde yer alan en yaşlı üyemiz, hale-bopp`un yıllardır beklediğimiz işaret olduğunu bize bildirdi... Bu dünyadaki 22 yıllık eğitim sürecimiz en sonununda tamamlanmak üzere, buradan mezun olarak insanın evrimi sürecinde bir üst basamağa çıkıyoruz. "

Ufo, satanizm ve spritüalizm inançlarının harmanlanmasından oluşan bu yeni çağ dini olan heaven`s gate`in amblemini merak ediyor musunuz? Buyrun






Canını yediklerim.

Yapmayın.

Sizi yozlaştırmalarına izin vermeyin.

Yeni dünya dinimiz New Age olacak. Özellikle abd ve avrupa`da bu yolu seçen o kadar kandırılmış insan var ki... Bizde bile var, hem de hiç az değil.

Doğru ile yanlışların harmanlanmasından oluşan bu fikirlerin sizi aldatmasına asla izin vermeyin. Ve bununla yetinmeyin, çevrenizden başlayın insanları uyandırmaya.

Ah keşke beni bi tanısanız, omzuma kadar saçlar, kulakta küpe, yırtık pantolon felan, mahallenin delikanlı abileri beni görünce sessizlik oluşuyor dayak yemem an meselesi ehehe, her gün alkol, 2 paket sigara falan, hippiler gibi yaşıyorum. Bu sözlükte dinlerin üzerinden mizah yapan birçok başlığım var, zaten dindar bir insan değilim. Bunları neden anlattım biliyo musunuz, çok da sikime beni tanıyıp tanımamanız, fakat işaret ettiğim nokta şu, ben bile durumun farkındaysam ve bazı şeylerden kıllanıyor, rahatsızlık duyuyorsam, sen çok daha rahat bir şekilde görebilirsin bunları. Yarak gibi bir herif olmam durumun farkında olmadığım anlamına gelmez, kişisel sorumluluklarımı yerine getirmemiş olmam sadece beni bağlar, zira allah ve benim aramda olan bir meseledir. Sen kimsin yarram da bize vaaz veriyorsun diye fırlayacak dalyaraklar için diyorum bunu, deseler bile çok da sikime zaten, dediğim gibi 1 kişiye bile ulaşabilsem o benim mutluluğumdur.

Lütfen ya, bazılarınızın abisi, bazılarınızın kardeşi olarak rica ediyorum sizden, lütfen sizi yozlaştırmalarına izin vermeyin ve kendinizi kurtarmakla yetinmeyin, bir şeyler yapın. Yapacağınız şey ise çok basit: konuşmak. Konuşun insanlarla. Onlar çoğunluk da olsalar, bu onların doğru olduğu anlamına gelmez. Dün seyrettiğim bir videoda, adamın biri bill clinton`a bones and skulls (satanist elit topluluk hani) ile olan bağlantısıyla ilgili bir soru soruyor. Bill clinton adamı tersliyor, hadi naş naş diyor, 2 badigard gelip adamı salondan çıkarıyor, ve salondaki herkes ama herkes kahkahalar eşliğinde clinton`ı alkışlıyor.

İşte böyle hem gerizekalı hem de ego sahibi insanların hakimiyet kurduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu sistem de bu koyun sürüsü sayesinde böyle tıkır tıkır işleyebiliyor zaten. Önce okuyun, sonra kendinize güvenin, son olarak da sevdiklerinizi uyandırın. Bu da kişisel ufak bir ricamdır sizden, sikinize takmayacak da olsanız.

"Tek kişilik bir azınlık da olsan, gerçek hala gerçektir." - Mahatma Gandhi

Sevgiler ve saygılarla, öpüyorum kaynatalarınızı.

Özet: doktorlar da ne bilur ciğerun acisini.

Not: sözlükteki entry'mi kopyala yapıştır yaptığım için özel isimler küçük harfli çıktı, düzeltecem bi ara.

21 Nisan 2011 Perşembe

Michael Jackson ve MTV yıldızları

Selam kaynatasızlar.

Illuminati'nin satanist bir elit topluluk olduğu konusunda hala şüpheleri olanlar var. Sizle beraber benim de kendime sıklıkla sorduğum bazı sorulara cevap arıyorsunuz. Birazdan bazı örneklerini vereceğim kliplerde, filmlerde, şirket logolarında neden sembollerini kullanıyorlar? Neden kendilerini deşifre ediyorlar? Michael Jackson neden ve nasıl öldü? Ölümün illuminati ile bir bağlantısı var mı? Madem bunlar bu kadar güçlü bir örgüt, nasıl oluyor da bunlar hakkında konuşan bazı insanları yada şarkıcıları susturmuyorlar?

Öncelikle, şunu bir aklınıza kazıyın. Michael Jackson, Bob Dylan, Eminem, Kanye West, Katy Perry ve daha onlarca belki de yüzlerce toplumun gözü önünde bulunan MTV yıldızı, illuminati tarafından yönlendiriliyor. Bu kişiler toplumu zihin kontrolü atlında tutmadaki en etkili silahlarından biri. Eğer Youtube'da "x sold his soul to the devil" diye aratma yaparsanız bu insanların ruhlarını Şeytan'a sattıklarını, hipnoz halinde olduklarını ve yaptıkları sebebiyle müthiş bir vicdan azabı ile karışık pişmanlık hissettiklerini dile getirdiği röportajlar yada ağızlarından kaçırdığı videolar görebilirsiniz. Buyrun ben yine de birkaç tanesini vereyim size, favorilere falan ekleyin seyredin vaktiniz olunca.

12 Ağustos 2011 Cuma

To be continued...

Selam kaynatasızlar.

Pek çok element gördük, pek çok element tanıdık. Kısa bi süreliğine de olsa bize ayrılan sürenin sonuna geldik. Her ortalama fakir piç gibi ben de tatilimi ağustos ortalarına denk getirdiğim için 1. sezon burada bitiyor kaynatasızlar. Allah izin verirse kaldığımız yerden devam edecez tabi. Aklımda birkaç fantastik fikir var, dönünce buralara bi boya badana çekecem, ayrıca başka şeyler de yapacam... Sözüm senettir biliyosunuz ehehe.

Sevenler sevişmeye, kaynatasızlar kaynaşmaya, ekşiciler oturdukları yerden götlerini parmaklamaya, deliler de tineneyleri ziptirtmeye devam etsin. Hayatı bilmem ama yaşamak güzel ehehe.

Bugüne kadar 2500 farklı açıdan ne kadar içi boş öküz sürüsü olduğunu gösterdiğimiz topluma karşı doğru bildiklerinizi söylemekten çekinmeyin. Bazıları 1917 Rusya'sında yaşamış olsa Lenin için "ne devrimi yeeaa heyecanlı ergenler sizi ehehe" derlerdi, fakat o insanların büyük kısmı bugün sosyalist rolü yapıyor. Bazı insanlar olayların içinde yer almaz, gerçekleşmiş olaylar üzerinden ahkâm keser. Bazı insanlar Messi olur sahaya iner, bazı insanlar Hıncal uluç olur. Bu hayat böyle.

Bi deney yaptıracam bir gün, 100 kişilik bi sinema salonuna 99 tane ekipten adam dolduracaz, 1 kişiyi de dışarıdan seçecez. Hiçbir anlama gelmeyen 10 dakikalık sikindirik bir sanat filmi seyrettirecez bunlara ve film bitişinde içeri kameralar girecek. Filmi seyreden ve kurgudan haberdar olan 99 kişi, içeri giren muhabirlerle röportaj yapacak. Hepsi de film için "hayatımın en güzel 15 dakikasıydı, sanatsal bir şaheser olmuş" tadında övgü dolu laflar edecek bilerek. Kobay olarak seçtiğimiz o 1 arkadaş da eğer hiçbir bok anlamamış haliyle filmi övmezse, "gerçekten beni alıp uzaklara götürdü..." gibi salak salak laflar etmezse, ben de kolumu kesip götüme sokacam. %99 ihtimalle filmi beğenmiş rolü yapacak bu adam, o %1 de benim "risk budur"um olsun.

Toplum dediğin şey budur çünkü. Sürü psikolojisi budur.

Ey ekşici, toplum tarafından kabul edilme içgüdüsüyle hareket eden, korkak ve zavallı bir öküzsün sen, fazlası değil.

Fakat var olmaya devam et lütfen, güç veriyorsun bana. Cialis etkisi yapıyorsun bende ekşici, sikimi kaldırıyorsun. Şevk veriyorsun bana öküz evladı seni.

Kaynatasızlar, asla kendinizi küçümsemeyin, "ne yapabilirim ki" demeyin. Sevdiklerinizden ve yakınlarınızdan başlayın bazı şeyleri izah etmeye. Çok kel alaka birisine direkt "illuminati" diye girmeyin, dinlemez sizi. Başka kelimeler kullanın. Birisine "hasta" olduğunu söylerseniz bunu kabul edebilir, fakat "kanser" olduğunu söylerseniz bunu reddetme meylinde olur. Siz de özelden başlamayın, genelden özele inin.

"1 kişi" çok şeyler yapabilir. Birçok başka "1 kişi"ye ulaşabilir.

Bu sene şubat ayında "1 kişi okusa kârdır" diye düşünüp bir başlık açmıştım Avare Sözlük'te. Oranın aktif yazar sayısı 100'ü bile geçmez. Fakat bir gece, birkaç kişiyle muhabbet olsun diye açtığım o başlık sayfalarca sürdü, sözlüğün en ilgi gören başlığı oldu. Blog aç dediler, bu blog'u açtım. 4 ayda 1 milyon kere tıklandı burası.

Google Trends'e girin, bir kelimenin hangi aylarda ne kadar aratıldığının istatistiklerini görebiliyorsunuz. "Illuminati" kelimesinin son 1 senede dünyadaki aranma oranına bakın şimdi.

Tüm dünyada Illuminati kelimesinin aratılma oranı bu. %1 civarlarında seyrediyor sürekli, pek fazla değişmemiş malesef.

Bu da TÜRKİYE'de illuminati kelimesinin aratılma oranı. Şubat ayına kadar %0.5 bile değilken, şu an %4'e dayanmış.

Sanırım bunda "1 kişi"nin payı var ehehe.

1 kişi diye çıktığım yolda, binlerce 1 kişiye ulaştım. Ve artık yalnız da değilim, ezberine ve Selinsu'ya beğenilme kaygısına göre değil, delillere, aklına ve vicdanına göre hareket eden kaynatasızlara ulaştım. Yalnız da kalsam ben aynı şeyleri dile getirmeye devam edecem, kimse bilmiyor da olsa doğru doğrudur. O sebeple siz de çekinmeyin bu göt beyinlilerden. Bunları anlattıysam sırf gücünüzü önemseyin diye anlatıyorum, başka bir şey değil.

Kötü oy alan entry'sini silen, "ya toplum beğenmezse?" diye hareket eden, kendi olmaktan aciz, bilgi sahibi olmadan görüş sahibi olan dalyaraklara karşı boyun eğmeyin. Esas o zaman kaybedersiniz.

Bu kadar kişi okudu da ne oldu diyeceksiniz. Ah keşke aldığım mail'leri gösterebilsem size.

Binlerce kişi, götünden ter damlayarak kazandığı parasını harcayacağı yerleri, artık daha dikkatli seçmeye başladı.

Binlerce kişi, uyduruk dejenere fikirlerle dolu "ruhçu" derneklerin ne mal olduğunu anladı, kendi gidiyorsa bıraktı, giden arkadaşı varsa uyardı, engel oldu.

Binlerce kişi, bu dünyada Starbucks'ta kahve içen yobazların da olduğunu farketti. Ya da zaten farkındaydı ama artık onlara karşı tavrını göstermekten çekinmemeye başladı.

Binlerce kişi, belli başlı şeylerin farkına vardı.

Binlerce kişi, her dinini yaşamak isteyene "yobaz" diyenlerin de, en az o yobazlar kadar yobaz olduğunu anladı.

Bilinçlenmek ve savaşmak da budur zaten.

"Sikimde değilsiniz" tavrı koyarak onların dediklerine uymamak, dayattıklarını reddetmektir bilinçlenmek. "Döner bıçaklarıyla dalalım abi" diye gaza gelirseniz, onlara istediği "kaos" ortamını vermiş olursunuz. Bilinçlenmek bu değildir. Galeyana gelip, kaos yaratarak savaşırsanız, gidiş yolunuz hatalı olduğundan bu savaşı daha baştan kaybedersiniz. Onları siklemeyeceksiniz, tavrınızı koyacaksınız. Ve neyin ne olduğunu bilerek hayatınıza devam edeceksiniz. Bilinçli şekilde savaşmak budur. Bilinciniz olmazsa gösterdiğiniz mücadele hiçbir sike yaramaz, böyle olmasa futbol takımları teknik direktörlere ihtiyaç duymazdı di mi?

Tüm Gandhi'lere selamlar olsun diyor, ve ufaktan lafı sonlandırıyorum.

Son olarak bir şey daha farkettim, bu blog'da hiç şiir yok lan. Ergensel yaklaşımlar ve 3 noktalı cümleler içeren şiiri olmayan blog sayfası mı olur la?

O sebeple sizlere 1,5 yıl önce kaleme aldığım "ekşici ve nutella" adlı fantastik didaktik şiir ile veda etmek isterim. Benim oje kokulu Kezban blog'larından ne eksiğim var la :(

görünce dayanamıyorum onu
sokmak istiyorum götüme koca kavanozu
ne güzel şeysin sen nutella
ela ela ela under my umbrella

swh diye güler, uludağ limonata içerim
dizilerden lost'u tek geçerim
zevksiz sevişme ürünü olduğum için
entry'min sonunda swh diye gülerim

an itibariyle sandalyeden düştüm
ebemin amını tersten gördüm
bana liboş diyenlerin hepsine
yapma demiyorum hobi olarak gene yap diyerek ayarı gömdüm

banu güven olsa da seyretsek
yanında bir de eti browni intense lüpletsek
amma velakin yine de, ne güzel şeysin sen nutella
ela ela ela under my umbrella

anket gördüm mü "anket lan bu" bakınızı veririm
huzursuz'un çükü sorunsalıdır tek derdim
beynimi lazım olmaz diye türk hava kurumuna verdim
ne güzel, ne kadar güzel bir şeysin sen nutella
ela ela ela under my umbrella

Hacı Rothschild İlköğretim Okulu / 3b sınıfından Michael Sikkofield.

Sevgilerimle, ehehe mehehe.

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Bazı İnsanlar

Selam kaynatasız.

Bazı insanlarla iletişim kurabilmen, sadece onlarla aynı fikre sahip olma oranına bağlıdır.

Onlarla aynı düşünceleri paylaştığın ölçüde anlatabilirsin derdini onlara. Eğer onun doğru kabul ettiklerine ters bir şey söylersen, o noktadan itibaren kendini savunma moduna çeker. İstersen dünyanın en mantıklı izahlarını getir, dünya dönüyor de, o sırf sana zıt gitmek için dünyanın dönmediğini savunmaya başlar.

Bazı insanlar sırf kendi konuşma sırası gelsin diye dinlerler seni.

Dinlemek de değildir bu yaptıkları, olsa olsa beklemektir.

Sen siklerinde olmazsın onların fikirlerine ters düştüğün anda, istediğin kadar akla ve mantığa dayan, eğer onun doğru bildiği şeyin tersini savunuyorsan, o noktadan itibaren sen orospu çocuğusundur.

Bazı insanlar böyledir.

Batman Dark Knight'ı seyredeli yıllar oldu ama geçen gün durup dururken bi sahnesi geldi aklıma. Bizim Batman bi ara kendini sorguluyodu, mücadele ettiği kötü insanların "amacını" sorguluyordu, "iyi de moruk, neden?" diyordu. Yardımcı erkek oyuncu abimiz Michael Caine de çok güzel açıklıyordu durumu.

(Görsel olsun diye koydum resmi amına koduklarım, hemen piramit felan aramayın ehehe)

"Some men just want to watch the world burn."

Hoş bi hikâye anlatıyodu Michael Caine, ve sonunu şuraya bağlıyodu: "Bazı insanların amacı ne mantık, ne para, ne de başka bir şeydir. Onlarla hiçbir şekilde uzlaşamazsın. Bazı insanlar sadece dünyanın yandığını görmek ister."

Bazı insanlar böyledir işte.

Bazı insanlara anlatamazsın.

Bazı insanlara da dünyanın en açık seçik delillerini sunsan, yine de kabul ettiremezsin.

Bazı insanlar böyledir.

Bazı insanlar annesi orospu olmadığı halde kendisi bizzat orospu çocuğudur.

Geçen yazıda da belirttim, illuminati.org diye bi site açmış denyonun biri, ve bu siteye girince geri sayım başlıyormuş. O geri sayım da 7 Aralık 2011'de bitiyormuş.

Kıçımı yırtıyorum her asparagas habere atlamayın diye ama bunu anlatmayı beceremiyorum sanırım ya da etkili olamıyorum. Internet'te sikini sallasan bu illuminati.org haberlerine çarpar oldu son günlerde.

Size olacakları söyleyeyim mi?

Sikko burada yırtınsa da, "inanmayın asparagas haberlere" diye sayıklayıp dursa da, 8 Aralık 2011 günü, Allah'ın izniyle hayatımıza yine devam edecez ve göt kafalı ekşiciler "hani geri sayım vardı, bak bi şey olmadı işte, illuminati ne yeeaaa kandırıyolar sizi ehehehe" diyerek o nohut büyüklüğündeki beyinleriyle dünyada siyonizm ve Illuminati diye bir oluşumun olmadığını ispatlamış olacaklar.

Bazı insanlar böyledir.

Bazı insanlara anlatamazsınız derdinizi.

Bazı insanlar sizi dinlemek şöyle dursun, oturup hata yapmanızı beklerler. Ağzınızdan çıkan kelimeleri ayıklarlar içinde hata bulabilmek için, hata bulamasalar da kılıfına uydurup kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar.

Çünkü bazı insanlar orospu çocuğudur.

Satanizm ve New Age hakkında yakın tarihte 2 yazı yazdım. İlkinde, dünya çapındaki New Age tarikatlerini ve dejenere Tanrı inançlarını anlattım. İkincisinde de Burak Özdemir denen şarlatanı anlattım. Bakın bunlar inançlı insanların inançlarını yozlaştırıyorlar, "hepimizin içinde Tanrı var, hepimiz Tanrı'yız" gibi saçmalıklarla beyin yıkıyorlar diye 50 kere tekrar ettim. Buraya kadar "helal olsun sikko"ydum. Ve sonra aynı havuz probleminin sadece sayılarını değiştirdim. Dedim ki, bakın İbn Arabi denen "İslam alimi"nin de böyle görüşleri var, bu şahsın da İslam'a ve Kuran'a TAMAMEN zıt düşen fikirleri var, o yüzden kimsenin etiketine ve ismine aldanmayın dedim. Ve ekledim; kendi aklınıza ve muhakeme yeteneğinize göre konuşun, başkalarının size "ezberlettiklerine" göre değil...

Ve dakikasında orospu çocuğu ilan edildim.

Bazı insanlara anlatamazsın.

Kafalarına göre Kuran'dan ayetler göstererek bana "gül kokulu hocaefendimiz" prensibine dayanan içi boş argümanlarla savundular İbn Arabi'yi. Kendisinin çok haşmetli bir mutasavvıf olduğunu, benim ise dinsiz cahil salak orospu çocuğu olduğumu dile getirdiler sağolsunlar. Bu konuyu uzatmayacam, çünkü üzerinde durulacak bir konu değil. He önem açısından çok önemli ve üzerinde durulmaya değer bir konu, fakat "kendi" aklına ve zekasına güvenen bir insan için 1 dakikada sonlanacak bir mevzu bu.

Neden mi?

Bak sevgili ezberci kardeşim, 3500 kere Arapça'sını okuduğun İhlas suresi "Allah Samettir" der. Samet nedir? Allah'ın sıfatlarından biri olan Samet; "gücü her şeye yeten, hiç kimseye muhtaç olmayan" anlamına gelir.

Peki İbn Arabi hazretleri ne der?

"Varlığımız onun varlığıdır. Varlığımız açısından biz O’na muhtaç, nefsinden zuhuru için O bize muhtaçtır" (Fususu'l Hikem, 1/83, el Halebi baskısı)

Allah'ın kullarına muhtaç olduğunu söyler Arabi. Çünkü panteist görüşe göre her şey Tanrı'dır. Buna dayanarak İbn Arabi efendi de "biz olmasak Allah var olmazdı, bu sebeple Allah kullarına muhtaçtır" der.

Bu daha neyin mücadelesi?

Daha kimi, neyi, neden savunuyorsun sen?

Kuran ne diyorsa onun %100 tersini söylemiştir İbn Arabi, nokta.
"O çok büyük alimdir, biz anlayamayız"dan başka bir argümanla savunamıyorsun di mi? Valla ben kendi zekâma güveniyorum, sen aksini iddia ediyorsan o senin kendi öz gerzekliğindir, beni bağlamaz.

Ulan Burak Özdemir de mi çok büyük alim?

Onu da mı anlamaya benim aklım ermiyor?

He canım, görürsem söylerim.

İsminin "İbn Arabi" olması, "tasavvuf" adı altında size çocukluğunuzdan beri iyi ambalajlarla tanıtılmış olması, aklınızın ve gözünüzün gördüğü gerçekleri kabul etmenizi engellemesin. "İkra!" (oku, düşün, sorgula, idrak et, analiz et) emriyle başlayan kitabın da sizden İLK isteği bunu kırmanızdır zaten. Bilmediğin dilde ibadet etmekten senin beynin sulanmış arkadaşım, göremiyorsun bunları sen.

Sen "zanna" göre fikir sahibi olmaya devam et, ışık seninle olsun güzel kardeşim.

Ulan 12. yüzyılda yaşamış olsa Arabi'ye "sus kâfir!" diyecek olan herifler, bugün gelmişler kuru sıkı "büyük İslam alimi, haşmetli mutasavvıf" laflarıyla adamı savunuyorlar bana.

Bazı insanlar çocukluklarında ne öğrendilerse körü körüne onu savunurlar, kopamazlar ondan, o göt yoktur onlarda. Güvenemezler "kendi" akıllarına. Fıroyt denen elemanı her seferinde haklı çıkarır bu çocukluk tramvası denyolar.

Bazı insanlar böyledir.

Ama bazıları da değildir.

Şu son haftada "hacı şu derneğe gidiyodum ama yazını okuyunca farkettim ne dolaplar döndüğünü, artık gitmiyorum, beyin yıkıyomuş bu adamlar" gibi kaç tane mail aldım biliyor musun sevgili örümcek beyinli arkadaşım? Onlarca... Mail atmayıp, "delillere" ve "aklına" göre hareket ederek neyin ne olduğunu anlamış olan daha kaç insan vardır sence? Muhtemelen binlerce... Bunu neden anlatıyorum sana biliyo musun? Göt ol da çatla diye.

Çünkü bazı insanlar da "aklına" göre hareket ediyor.

Bu blog'un ilk yazılarında "bir kişiye de ulaşsam kârdır" diyordum. Şimdi ne kadar "zengin" olduğumu görüyor musun? Sen ezbere yaşamaya devam et, bir gün o kokuşmuş, küflenmiş beyin hücrelerinle başbaşa kalacaksın. Belki o gün sen de "sorgularsın", ya da sorgulamayıp daha da saldırganlaşırsın. Alışığız zaten. Senin gibi fanatikler Turan Dursun'un ölümünü de "sevinç" ile karşıladılar zamanında. He ben de katılmam Turan Dursun'un çoğu argümanına, ama fanatik eşşoğlueşeklerden bir farkım var bu konuda; saygı.

Şimdi şu blog az daha popülerleşirse ben biliyorum ki ne cemaatçiliğim kalacak, ne masonluğum, ne de ajanlığım. Gayet farkındayım durumun, vasıfsız ve artniyetli öküzler tarafından yemediğim bok kalmayacak. Zira kibrine mahkum, vasat zekâlı salaklar kabul edemeyecekler sikindirik bir üniversite öğrencisinin, eski kıçıkırık bir inci sözlük yazarının bunları farketmiş olabileceğini. Altında başka bir şeyler arayacaklar. 

Bazı insanlar böyledir.
Bazı insanlar 35000 yıl da yaşasalar oturdukları yerden başkalarına bok atmak dışında bir sike derman olmazlar.

Bazı insanlar kötüdür.

He bu sikimde mi? Ehehe, şu an sabah 11, altımda boxer, elimde sigara, "ehelehey" diye ayak parmaklarımı oynatarak Pamela'nın "İstanbul'dan gitmek lazım, rakı balık lazım" şarkısını dinlerken yazıyorum bu satırları. Sen düşün artık bu dalyarakları ne kadar önemsediğimi. Bu hıyarlara cevap veriyorsam, sırf şu "zanna" dayalı hareket eden sığırların gözü boyanmasın, bu topluma egemen olan gerizekalı insan çoğunluğunun kimler olduğunu görsünler diye cevap veriyorum.

Stratejim de bu zaten, kendimi haklı çıkarmakla uğraşacağıma, heryerinden falso fışkıran sığırların haksızlığını ifşa ediyorum. Bu çok daha kolay çünkü.

Sığır.
İyi ki varsın.

Canım benim.

Geçen yazıda yine paragraf paragraf hadiseler anlattım. Üşenmeyip yabancı kaynaklardan fotoğraflar bulup delillere dayandırdım bu anlattıklarımı. Sonra her zamanki gibi nacizane parçaları birleştirdim, bakın görün böyle böyleymiş dedim. Ama hepsini siktir edin, valla bak. Illuminati'ymiş, Rockefeller Kardeşliğiymiş, bunların sonu yok, bunlar olmasa başkaları olacaktı çünkü. Zira İblis bu dünyada hep var, hep varolacak, ona tabi olanlar da hep olacak. O nedenle tüm o anlattıklarımı siktir edin, fakat o yazıda es geçmemeniz gereken birkaç cümle vardı. Yazının en önemli kısmı da orasıydı, aha da şu:
"Ders kitabında ya da televizyonda görmedikçe hiçbir şeyi gerçek kabul edecek cesaretiniz kalmadı mı sizin? Kendi aklınıza ve vicdanınıza hiç mi güveniniz kalmadı artık? Hangi ara bu hale geldiniz ulan?"

Bu kadarını kapmış olsanız bile yeterliydi benim için.

Toplumun bir şeyi doğru ya da yanlış kabul etmesinin, o şeyin doğruluğunu etkileme oranı % 0'dır.

Doğru doğrudur.

Bir kişi bilse bile, hatta kimse bilmese bile, doğru yine doğrudur.

O yüzden, Allah rızası için, ya da hangi değerlere inanıyorsanız onun aşkı için, bırakın başkalarının değer yargılarına göre yaşamayı. Azıcık da olsa "kendi" aklınıza inanın. Elinizde tatmin olmanıza yetecek kadar delil varsa çekinmeyin gerçeği dile getirmekten.

"Ayet" de zaten "delil" demektir, bunu biliyor muydunuz?

Tüm peygamberler de zaten devrimci olmuşlardır. Hz Muhammed keza, yaptığı şey çok büyük bir devrimdir. Yanlışları doğru kabul eden o salak, cahil, köhne topluma karşı mücadele vermiştir. Tıpkı diğer peygamberlerin de yaptığı gibi...

O yüzden, eğer inançlı iseniz, peygamberinize tabi olmak budur işte. Delillere ve aklınıza dayanarak hareket ederseniz, zaten Hz Muhammed'in sizden istemiş olabileceği en büyük şeyi başarmış olursunuz.

İnançlı değilseniz de, tarihte kendinize rol model seçtiğiniz ya da imrenerek baktığınız kişilerin, genelde toplum baskısına baş kaldırmış kişiler olduklarını aklınızda bulundurun.

Anarşist olmak değildir bu, he eğer yanlışları doğru kabul eden gerizekalı kitlelere karşı gelmek anarşistlikse, tüm peygamberler anarşistti o halde? Bob Marley anarşistti? Che anarşistti? Atatürk anarşistti? Nihat Genç de anarşist?

Ehehe.

Ama bazı insanlara anlatamazsın.

Bazı insanlar sadece dünya kendi gibi düşünen insanlarla dolsun taşsın isterler.

Bazı insanlar, insan değildir.


İnsanlıktan bahsetmişken, geçenlerde gözüme takıldı. Geçen sene bugünlerde Hacı Örüç isminde bir vatandaş eve döndüğünde orucunu açacak yemek bulamadığı için intihar ediyor. Yorum yapmak istemiyorum bu konu hakkında, söyleyecek pek söz yok zira. Fakat geçen gün Ekşi'de de başlığını gördüm bu olayın, "iftarda yemek bulamadığı için kendini asan baba" adında bir başlık var ve ilk entry'sinin şu şekilde sonlandığını görünce birden beynime kan fırladı:



Ulan ayı.

Ulan hayvan oğlu hayvan.

İnsan ölmüş, bir insan.

Sen bundan bile kendine bir pay çıkarma, bir çıkar peşindesin.

Sosyalizmi kuracakmış beyfendi.

Sen önce kendi kokuşmuş beynine kur "sosyalizmi". Kendin kölesi olmuşsun kapitalizmin ki ölen bir insanın üzerinden bile çıkar sağlama peşindesin. Ulan kapitalizm dediğimiz şey de "çıkarcılık" değil mi zaten?

Sıçayım senin komünizm anlayışına, kapitalist zavallı.

Böyle bir olayın üzerinden din, milliyetçilik vs propagandası yapan herife de aynılarını söylerdim, en ufak kuşkun olmasın. Zaten şu blog'da karşıma almadığım bi Rafet El Roman kaldı herhalde, onun da konusu geçmediği içindir ehehe.

Babam olsanız tanımam ulan hiçbirinizi. Göte göt derim.

Sonunuz -izm'le bittiği sürece, başınız ne olursa olsun hepiniz aynısınız zaten.

Sizler "kendiniz" değilsiniz, olamazsınız da.

Bazı insanlar böyledir işte.

Bazı insanlar, insan değildir.

Sevgilerimle.

2 Ağustos 2011 Salı

Rothschild, Illuminati, Satanizm ve Yeni Çağ +18

Merhaba kaynatasızlar.

Alın lan playlist'imi paylaşayım sizle, okurken fon müziği yaparsınız, dev hizmet ehehe: http://sikkofield.fizy.com/p/anayunamu

İnsanlara Illuminati'nin ne olduğunu anlatmaya çalışmak, blok flütte "do" sesi çıkarmak gibidir. Genelde çoğu cıbıliyetsiz serçe parmağı ile o en uçtaki "do" deliğini doğru düzgün kapatamazdı ilkokuldayken, ve do yerine "füüühhhöörk" diye itici bi ses çıkartırdı. Aha Illuminati de öyle işte, karşınızdakine doğru yerden dem vuramayıp, biraz da bilgi eksikliğinden dolayı saçmalarsanız anında itici gelirsiniz, "komplo teorileri bunlar yeeaa" tavırlarıyla karşı karşıya kalırsınız içi boş sığırların. Aslında çok ciddi bir konudur, fakat malesef ironik bir şekilde çok fazla ayağa düşmüştür. Konu hakkındaki tek bilgisi Dan Brown'ın kitaplarından öteye geçemeyen eğitimli sığırların gözünde Illuminati, yeni bir bilim kurgu romanıdır, yeni bir boş hevestir.

Öyle mi?

Senin hayatına yön veren adamlardır Illuminati. Siyonistlerdir, farmasonlardır, medyaya ve güce sahip olan para babalarıdır. Senin tesadüf sandığın olayların çıkış kaynağıdır Illuminati.

Sik kafalının teki burada daha 2 hafta önce Stanley Kubrick konulu yazısında overdose'dan ölen genç kadın sanatçıları anlatmışken, şaka gibi bunun üzerine 27 yaşındaki Amy Winehouse'un "overdose" yüzünden öldüğü haberlerini okuyorsan, üzerinde düşünmen gereken konudur Illuminati.

Daha evvelki hafta 90 kişiyi katleden Norveçli teröristin mason olduğunu ve internet sitelerinde İslam karşıtı yazılar yazdığını öğreniyorsan, bu telkinleri vermiş olması muhtemel güç sahipleridir Illuminati.

He belki de adları Illuminati değildir, ne önemi var? Illuminati, siklüminati, treleyleyoloji olsa ne farkeder? İsmine takılma salak herif, siyonizmdir Illuminati. Toplumların hayatına yön veren para babalarıdır. Luciferianizm'dir Illuminati.

Ah entelektüel özentisi eğitimli sığır ah, sadece Akp'ye oy verenler koyun değil bu ülkede. Sadece cübbe takanlar yobaz değil bu ülkede. Onları aklamaya çalışmıyorum fakat çok yobaz tanıyorum converse ayakkabı giyen, "hacı naber yeeaa" diye konuşan, ismi Abdullah değil Berkcan, Ümmü Gülsüm değil de Selin olan...

Kendini sıradışı zannedip, sıradanın önde bayrak flama taşıyanı olan, kendi özgür iradesine göre değil, toplumun yönlendirmelerine göre yaşayan milyonlarca kasıntı Beyaz Türk var bu ülkede. Ayrıca binlerce dansöz var.

Mesela insanların %90'ının hakkında hiçbir bok bilmediği halde hayranı olduğu kişileri sayayım mı size: Mevlana, Che Guevara, Deniz Gezmiş, Vladimir Lenin, Yunus Emre, ehehe.

Neden? Çünkü toplumun elit kesimi tarafından takdir edilen kişilerdir bunlar, ve onları savunmak için bilgi sahibi olmaya da gerek yoktur. Yaranmak istediğin, kendini ispatlamak istediğin kesim seviyordur onları zaten, öyleyse otomatikman sen de sevmek zorundasındır.

He bu ismini saydığım kişilerin arasında şahsen sevdiklerim de var, fakat bir yorum belirtmeyecem bu kişiler hakkında. Vurgulamak istediğim şey yine gerizekalı insanoğlunun markacılığı. İsme, etikete ve puta tapma meyillisi gerzekler olduğumuz gerçeği.

Selinsu denen, hayatında 2 kitap okuduğu halde kendini entelektüel sanan öküzler, gider Deniz Gezmiş fotoğrafı paylaşır Facebook'ta. Sanarsın uzun koyu yeşil parkası var, geceleri aynasızlardan kaçıp duvarlara kahrolsun faşizm yazıyor, bıyık bırakıp Selda Bağcan dinliyor. La hakkında tek kelime bilmediğin adamın niye hayranı oluyosun e be Nivea lipstick insanı? İsyanım Deniz Gezmiş'e değil, Selinsu'ya.

Şimdi dayı, iyiden iyiye toplum yönlendirmeleriyle yaşar hale getiriliyoruz. Şunu farkedin istiyorum, başka da bi şey değil. Zaten siz bunu farkettiğiniz anda ne Rockefeller kalacak, ne masonluk, ne de onların dayatmaları... Ama malesef biz ne kadar götümüzü yırtarsak yırtalım bu sığır insanların büyük çoğunluğu onların ortaya attığı süperstar'lara tapmaya devam edecek, onların "elit" diye kakaladığı Starbucks'ta kahve yudumlamayı çok matah bir bokmuş sanmaya devam edecek. Bu böyle, zira insan öküzdür. Evrim varsa biz öküzden gelip sığıra gidiyoruz zaten, bu konuda bi anlaşalım. Bize düşen ise "kalan sağlar bizimdir" felsefesiyle 1 kişi de olsa onu kurtarmaya, uyandırmaya çalışmaktır. İnanın bu bile yeterli olacaktır zaten, zira nitelik her zaman nicelikten yeğdir. 100 sığırdansa, kafasını kullanabilen 1 insanı tercih ederim.

Sihirli sözcükleri var bu adamların, söylediğin anda akan sular durur, o kelimelere karşı gelen ise dakikasında orospu çocuğu ilan edilir toplum tarafından. Nedir bu sihirli kelimeler? Demokrasi, bilim, batı, modernizm...

Size hiç kimse kötüyü "kötü" olarak pazarlamaz zaten.

Tabi ki onu size "iyiymiş gibi" sunarlar, bu yukarıda saydığım etiketlerle size kakalarlar. Ambalaja, içeriğinden daha fazla önem verir bu adamlar, çünkü hedef kitle olan sığır insanlık sadece ambalaja önem verir. Yani en basit ifadeyle "halk bunu istiyor"dur.

Arkadaşım sen gavat mısın?

Neden "bilim" diye ortaya atılan her şeyi balıklama kabul etme meylindesin sen? Zahmet olmazsa azıcık bir sorgula lan. Sana "internet şeytan icadıdır lililililili" diye zılgıt çek demiyoruz, onu anlıyorsan zaten senin kayınpederini sikeyim ben. Şunu rica ediyorum senden; sadece sorgula, fazlası değil. Her sikim hıyar diyene elinde tuz ile koşma, zira "sevgi, barış, kardeşlik" adı altında senin ananı bellemeye niyetlenmiş kurnaz bir güruh var bu dünya üzerinde.

Bugün "Tanrı yok" demek bilimsellik, pozitiflik, aydınlık ve elitlik oldu.

"Allah var" demek ise dincilik, cemaatçilik, yobazlık ve hatta misyonerlik oldu.

Lan gavat, dini reddeden elit ve cool oluyor da, o dinin aslında ne olduğuna kendi "aklı" ve "vicdanı" ile ulaşan cemaatçi mi oluyor? Salak mısın lan sen?

Sen her zamanki gibi ambalajın büyüsüne kapılıyorsun. Dini bu sefer sana kötü ambalajlar ile tanıtıyorlar ve sen de dini o sanıp, edindiğin yüzeysel bilgiler ile ondan uzaklaşıyorsun.

Valla kusura bakma da, Feto'nun yobazlığından, AKP'nin politikasından tiksinip "Allah ne yea, uyutuyolar sizi" triplerine giriyorsan, sen zaten bi zahmet siktir ol git ya. Valla felsefem bu bak, Mevlana değilim ben, ne olursan ol gelme mına koyim. Önce azıcık kafayı kullan, olayın arkasını görebilme yeteneğine sahip olmaya çalış, birazcık da olsa sorgula ve ondan sonra gel.

Zira esas uyutulan sensin be evladım, dini sana yobaz ve menfaatçi herifler üzerinden tanıtıyorlar ki ondan uzaklaş diye, "dur lan aslında ne demek istiyomuş burada bi bakayım" diye sorgulama gereği bile görme diye, dinden bahsedeni yobaz, Fetocu, Akp'ci şeklinde yaftala ve geç diye... Sen de bu oltayı hammm diye yutuyorsun, bi de kendini matah bir bokmuş zannediyorsun. Halbuki sana da bu hayatın sırf 5 duyu ile algılanabilen bir yer olduğunu, yani materyalizmi doğru bir hayat görüşü olarak kakalıyorlar. Sen de kendini bilimin izinden giden aydın elit insan zannediyorsun, olay bu. Halbuki sen "yobaz" dediğin kişilerin yaptığından farklı bir şey yapmıyorsun, sen de rasyonellikten çok uzaktasın, zira din lehine konuşan bir insanın "doğru" söyleme ihtimali dahi yok senin gözünde. Sen elit değil fanatiksin, olay bundan ibaret. Sadece ambalajın şaşalı ve "aydın" etiketli. Etiketine sıçayım... Sorgulayıp "tercih" edenleri tenzih ederim tabi ki, kulaktan dolma bilgilerle dine bok atan öküz üniversite gençliğine söyledim bunları. Dini kendine bir statü ve gelir kapısı edinmiş, etik nedir bilmeyen ahlaksız "insan"ların yaptıklarının sorumlusunu "din" zanneden Berkcanlara konuşuyorum. Ulan her sene trafik kazasında ölen yüz binlerce insanın sorumlusu da İlk Çağ'da icat edilen tekerlek mi? Sen kafa 1500 vaziyette bariyerlere girdin diye bunun sorumlusu tekerleğin mucidi Ukanga Bukanga mı oldu şimdi?

Neden insanların ambalaja bu kadar önem vermeleri üzerinde durdum biliyor musunuz, çünkü "satanizm" dendiğinde de gözünüzün önünde canlanan satanist imajı şu: siyah giyinen, heavy metal dinleyen ve kedi kesen sik kafalı gençler...

Asıl satanizm o değil lan, valla bak.

Samanyolu TV'nin Don Kişot edasıyla savaş açtığı metal müzik grupları değil satanizm. Aralarında öyle olanları da var tabi de, birçoğu işin estetiğinde, siktir et takılma onlara.

Şimdi sana satanizmi böyle tanıtıyorlar, sonra biri gelip sana "Rothschild ve Rockefeller aileleri satanisttir" deyince bunu inandırıcı bulmuyorsun haliyle. Sanıyorsun ki David Rockefeller, üzerinde "SYSTEM SUX" yazan kelime esprili siyah genç tişörtü giyiyor, arkadaşlarıyla toplanıp kedi kesiyor, yerlere balgam atıp yaşasın kötülük diye bağırıyor. Lan salak, satanist deyince Lucifer'a tapan deyince bunu anlama, bu değil çünkü satanizm. Bu şey sadece işin vitrini. Gerçek satanizmi harika bir kamufle yöntemidir günümüzdeki bu satanizm imajı.

Yobaz dinciler de hemen düşerler bu oltaya, sanıyorlar ki 2 black metal grubu konser verince Lucifer'ın ruhu sahneye inecek, dünyaya kötülük hakim olacak.

Dünyaya kötülük hakim olacaksa veya olduysa, bunun gerçek sorumluları gerçek Luciferian'lardır, Marliyn Manson değil. Satanist öğretiyi başarıyla yıllardır uygulayan Rothschild ailesi ve elit yandaşlarıdır esas satanistler. Marilyn Manson ise işin en fazla vitrinidir, Avusturya-Macaristan veliahtını öldüren Sırp milliyetçisidir.

Ve sizce bu New Age olayı üzerinde neden bu kadar fazla durma ihtiyacı hissediyorum? Zira insanların %99'unu "gel Şeytan'a tapacaz" deyince kandıramazsınız, siktir lan derler. O halde ne yapacaksın? O şeytani fikirleri, Luciferian öğretileri onların inançlarına, yaşayış tarzlarına çaktırmadan serpiştirivereceksin.

Onlara 99 doğru anlatıp, 1 yalanı araya sıkıştıracaksın.

Maskeler kullanacaksın.

Ahmed Hulusi'yi kullanacaksın (3:12 özellikle). "Allah hepimizin her zerresinde vardır" deyip, "aslında hepimizin içerisinde bir tanrı var, her şey tanrı" felsefesine ısındıracaksın insanları.

İslam'ı kullanacaksın, içine New Age kırıntıları serpiştirecek, tasavvuf adı altında pazarlayacaksın. Enel hakk diye uyduruk İslami isimler takacaksın bu "her şeyin Tanrı olduğu" felsefesine. Bakmayın siz adının "new" age olduğuna, temelleri yüzlerce, hatta binlerce yıl önce atıldı bu öğretinin.

Spiritüalist olacaksın.

Ufo'cu, tek bir millet-tek bir devletçi olacaksın.

Sevgi, dostluk, kardeşlik ayağına gömeceksin Lucifer öğretilerini bu insanlara.

Bunları söyleyen her insan şeytani amaçlar taşıyor demiyorum, amaçları zerre sikimde değil bu kişilerin. Bilinçli veya bilinçsiz, her ne şekilde olursa olsun bunları yapmayacaksın, kabul edeceksin kendinin sikindirik bir kul olduğunu. Senin içinde Tanrı falan yok, bunu kabul edeceksin, eğer inancın varsa teslim olacaksın Allah'a. İstersen SSK'da röntgen çektir, biz de görelim bakalım var mıymış içinde bi Tanrı falan ehehe.

New Age fikirleri çok ama çok tehlikeli canlar. Zira dediğim gibi "ben Şeytan'a tapıyorum" diyen adamdan korkmaya gerek yok, cürümü bellidir, iyi niyetli insanları kandıramaz bunu dedikten sonra. Fakat bu şeytani öğretileri doğru bilgilerin arasına sıkıştıranlar tehlikelidir, zira o başkalarını kendi safına çekebilir, kandırabilir. Artık insanlara "her şeyin ve herkesin Tanrı olduğu" fikri çok normal bir şeymiş gibi kabul ettirilmeye başlandı. İnançlar dejenere edilmeye başlandı...

Sonra gelsin "seküler yeni dünya düzeni".

Ohh...

Şunu daha önce de demiştim, ve şahsi fikrimdir bu. Ateizm bana pek de zararı olan bir görüş değildir, zira hiç işin içine katmaz benim inandığım değerleri. Fakat New Age gibi uyduruk öğretiler bu inanç sistemini ve Allah inancını dejenere etmeye yeltenirler. Bana ve inancıma bulaşırlar. Sonra da kendilerinin "aydınlanmış" olduklarını ileri sürerler.

Eğer adam "ben Tanrı'yım" diyorsa, ve sen de ona "ne diyosun lan salak" diyorsan, sen cahilsindir ona göre. Onun söylediğindeki ulvi anlamları anlayamıyorsundur, çünkü o aydınlanmıştır, sana hitap etmiyordur.

Siktirsin.

Ben Tanrı'yım demek, ben Tanrı'yım demektir.

Salak salak felsefelere gerek yok.

"Hee ama o öyle demek istemiyo bak..." şeklinde başlayan salak savunmalara gerek yok. Her şey öyle başlar çünkü.

İnanacaksan tam inan, adam gibi inan, şirk koşmadan Allah'a teslim olup, O'nu kabul ederek inan, yoksa siktir ol git. Sen Tanrı falan değilsin gerizekalı, değilsin.

Tasavvuf'taki vahdet-i vücud da işte aynen böyle bir aldatmacadır.

Bakın ben tasavvuf alimlerinin kendilerini eleştirmeyecem. Kendi inançlarını, imanlarını bilemeyiz bu kişilerin, kaldı ki bilsek de bize ne? Fakat tasavvufun BUGÜNKİ halini, BUGÜN kimler tarafından kullanıldığını ve BUGÜN tasavvufun hangi öğretilerle harmanlandığını izah etmeye çalışacam sizlere. Yani "sen nasıl olur da İslam alimi hedehödö'ye dil uzatırsın gavat" diye celallenme arkadaşım, senin hocaefendine bulaşmayacam, bildiğin gibi ol... Bu yazıda ben sana "öğreti"nin ne olduğunu gösterecem, kişilerin değil. Bugün elimizde bulunan, onlara ait olduğu iddia edilen kitaplarda neler var, onu gör istiyorum.


Diyordum ya size demin, "her bilim, demokrasi, barış diyene atlamayın" diye, heh işte, tasavvuf da böyle suistimale açık bir mevzu. Her tasavvuf diyene de atlamayın, zira tasavvuf ile ruhçuluk günümüzde malesef neredeyse birebir örtüşüyor.

New Age ve tasavvuf hakkında söylediklerimi asla havada bırakmayacam. Yazının devamında kaynak ve hatta sayfa numarası belirtip kimlerin bu görüşleri kullandıklarını size çok da güzel izah edecem. Fakat konuya geçmeden önce belirtmem gereken daha önemli bir konu var. New age görüşlerinin, inançlı insanları yozlaşmaya çeken bu fikirlerin, aslında ne kadar tehlikeli olduklarını ve ileride malesef çok daha etkili olma potansiyeline sahip olduklarını görmeniz açısından önemli bunlar. Zira insanlar malesef çok da ciddiye almıyor bu ruhçu elemanların karıştırdıkları haltları, halbuki şirk kadar bir inanç sistemini yozlaştıracak başka bir şey daha yoktur.

Bu başta Rothschild ve Rockefeller dediğimiz elit luciferian ailelerin kendileri de eninde sonunda kaybedecek olan kötü bir Şeytan'a inanmıyorlar, salak değil ya bu adamlar... Felsefesini oturtmuş durumdalar. Onlara göre Lucifer, Tanrı'ya isyan edip Adem'i yoldan çıkarınca dünya ile ödüllendirildi. Yani İblis'in bu isyanı asil bir davranıştı ve dünya ona armağan edilerek ödüllendirildi. Bu salaklar da işte kendi tanrıları tarafından ödüllendirileceklerine inanıyorlar.

Zira onlar için iyi-kötü ayrımı yok. Onlara göre İblis, kötü olma rolünü seçmiş "fedakâr" birisidir (ah canııım). Çünkü onlara göre kötü olmazsa, iyi de varolamaz. Ve İblis, iyinin varolması için mücadele veren bir gönül dostudur. Sapıkça di mi? Ama bunu sana da yutturmaya çalışıyorlar ufaktan, fark etmesen de, içten içe bana "siktir lan" desen de...

Adolf Hitler bile milyonlarca insanı katlederken insanlığın evrimine hizmet ettiğini, ve aslında "iyilik" yaptığını düşünüyordu.

Olum, salak herif, Tanrı bizi sonsuzun sonsuz kombinasyonu şekilde yaratabilirdi. Sonsuz çeşitli formda var olabilirdik. Şimdi insan olduğun ve kısıtlı bir dünyada yaşadığın için sanıyorsun ki biz sınav olmak için Lucifer'a muhtacız. Hatta Allah da bizi sınamak için Lucifer'a muhtaç (haşa).

Siktir oradan.

Öncelikle şunu belirteyim, sonsuz şekilde varolabilirdik dedim, bu da demektir ki sonsuz şekilde sınava tabii tutulabilirdik. Bizim aklımız şu anki iyi-kötü çatışmasına elveriyor sadece, zira algıları kısıtlı mahlukatlarız, ötesini hayal edemiyoruz. İşte Şeytan da bu sonsuz ihtimalden herhangi birinin olabileceği gibi sadece bir vesiledir.

Vesile...

Şeytan bir rol falan üstlenmedi.

Şeytan, Allah'a isyan etti ve Şeytan kötüdür. Nokta.

Bu Şeytan'ın da aslında kötü olmadığı, kötü rolünü üstlenip Allah'a ve insanlara hizmet ettiği düşüncesi çok tehlikeli sikindirik bir ruhçu öğretisidir. Aman diyeyim, düşülmesin bu tuzağa. Ve malesef tasavvufta da vardır bu İblis dahil hiçbir şeyin kötü olmadığı fikri. Bazı şeyler nettir be abicim, tamam sonradan öğrenme diye bir mevzu da söz konusu, misal yılların efsane geyiğinin dediği gibi Almanya'nın bi şehrinde osurmak ayıp bir şey olmayabiliyor, fakat genelde kötü bir şey olarak algılanır toplum içinde osurmak. Hani bu sonradan öğrenmeyle alakalı bir durum. Fakat biri gelip senin kolunu keserse, istersen Jüpiterli ol, ahanda bu kötüdür. Kötü kötüdür dayı, sikindirik felsefeler geliştirmeye gerek yok. Kötü diye bir şeyin var olmadığını savunan, en yakın kıraathaneye girip "yok mu beni siken şekerleeer" diye bağırmakta serbest. Denemesi bedava.

Kaldı ki kötü olmadan iyinin olamayacağını nereden biliyorsun ulan salak herif? Cennette kötü diye bir kavram mı var? Yok. Demek ki kötü olmadan da iyi varolabiliyormuş, sadece biz zihnimizde zuhur edemiyoruz bunu. Allah'ın gücü ve kudreti kötü olmadan iyiyi var etmeye yetemez mi sanıyorsun? Ulan Allah'ın sana bizzat vaadi bu zaten, kötünün olmadığı, sadece iyinin varolduğu bir cennet vaad etmiyor mu sana?

Sen daha hangi akla hizmet hem "inançlı" olup, hem de kötü olmadan iyinin var olamayacağını iddia edebilirsin lan salak? Bu, Allah'ın gücünü küçümsemek, ona şirk koşmak değil midir? Olum 2011 yılındayız, artık puta secde edecek kadar cahil toplumlar pek kalmadı yeryüzünde (gerçi hala Meryem heykellerinin önüne yemek ve çiçek bırakan Romalılar, ineğe tapan Hindular var, o da ayrı bi konu). Fakat İblis boş durur mu? Çağa ayak uydurarak senin şirke batman için elinden geleni yine yapar o, putların şekillerini değiştirir, spiritüalizmi ve İblis'in özünde iyi çocuk olduğu görüşünü kakalar sana. Aynen bugün yaptığı gibi... İblis de kendini update ediyor sonuçta ehehe.

Ve azıcık uyanıksan, bu öğretiye inanan insanların aslında her yerde olduklarını göreceksin.

Sizce bilişim şirketi Apple, neden Apple? Hani şu iPhone'u üreten firma, meşhur Apple...

Şimdi bir sigara yakın, derin nefes alın ve sabırlı olun, peşpeşe deliller ile geliyorum. Birazdan anlatacaklarımın hepsi %100 gerçektir.


Elma, bildiğiniz gibi Hristiyan ve Yahudi inancında yasaklı meyvedir.

Peki Tanrı, Adem ve Lucifer'ı ne zaman Dünya'ya kovmuştur?

Adem yasaklı elmadan bir ısırık alınca...

Apple'ın logosu sizce neden "ısırılmış elma"? Yoksa Lucifer'ın dünyayı kazanmasını sembollediği için mi? Yok canııım, tabi ki bu da bir komplo teorisi...




Apple'ın sattığı ilk bilgisayarların fiyatı bilin bakalım neydi?

Sembolik olarak 666,66 dolar.

Al bak güzelim, belgesi ve broşürü de mevcut... Size daha önce dünyayı semboller ile yönettiklerini söylemiş miydim?

Peki Apple, yani elma, neden gökkuşağı renklerinde? Kubrick konulu yazıda bahsetmiştik gökkuşağı konusundan. Şimdi bu gökkuşağı mevzunun nereden geldiğine bir bakalım.

Hatırladınız mı? Bir çocuk/korku romanı ve filmi olan Oz Büyücüsü.

Bunu da hatırladınız di mi? Pink Floyd albüm kapağı.

Olay şundan ibaret, fizikçiler bilir.

Üçgen prizmaya ışık vurursanız eğer, bu ışığın kırılması sonucu gökkuşağı elde edersiniz. Aynı üstteki resimlerde görüldüğü gibi.

Lucifer'ın latince "ışık getiren" demek olduğunu ve illuminati'nin de "aydınlanmışlar" olduğunu bilmeyen kaldı mı hala?

Yani sevgili sığırcığım, Apple sana şunu demek istiyor; biz Lucifer'ın ışığı ile aydınlandık, Adem'in ısırdığı elmaya da bunu yansıttık.

Allright?

Bu Pamuk Prenses ve 7 Cüceler adlı çocuk masalı da 1800'lü yıllarda kabalacı Alman Grimm Kardeşler tarafından kaleme alınmıştır. Orada da prensesin elmayı ısırınca babalara gelmesi yine bu olayla alakalıdır.

Da Vinci'nin kripteksi gibi, kabala da belli bir sayısal düzen, kod ve sembollerle yazıldığından ve öğretilerini büyük bir gizlilikle korumalarının sırrı bu sembollerde saklı olduğudan dolayı semboloji bu dayılar için çok ama çok önemli. Bu cümleyi de zaten 745 defa kurmuşumdur, olsun ehehe.

Matrix'in yönetmen ve yapımcıları olan Watchowski Biraderler, Polonya asıllı yahudilerdir. Tamam burada sıkıntı yok, yahudiyse yahudi, ne yapalım yani? Fakat Matrix'in 2. ve 3. filmlerinde, hayatta kalan son insan şehrinin ismi neden Zion'du hiç düşündün mü bunu?

Zion, Kudüs'ün eski adıdır. İncil'de de Zion'dan son şehir olarak bahsedilir.

Siyonizm = Zionism.

Siyonizmin amacı, dünya nüfusunu inanılmaz ölçüde azalttıktan sonra kendi yandaşlarıyla beraber Zion'da son dünya devletini kurmaktır. Şu meşhur tek dünya devletinden bahsetmiyorum bakın, bu farklı. Dünyada bir avuç insan kaldıktan sonra bu arkadaşlar Zion'da (Kudüs) toplanacaklarına inanıyorlar. Çok sonrayı hedefleyen bir proje yani.

Asırlık emel.

Matrix gibi milyonlarca kişiye ulaşmış bir filmde adamlar siyonizmin propagandasını böyle yapıyorlar işte.

Son insan şehrinin adına Zion diyorlar.

Seninle taşak geçiyorlar, sen de "ehüheü Zion ehüheüehğ" diye hiçbi sikim anlamadan seyrediyorsun o filmi. Yok seyret tabi, bi şey demiyorum biz de seyrettik, hobi olarak yine seyret ama bari ne seyrettiğini anla be sığır. Seninle taşak geçiyorlar lan adamlar, ama sen hiç oralı bile değilsin.

Bak kaynatasız ekstra bir şey söyleyecem fakat bu lafımı unutma: Sadece salak ve cahil insan bir şeyin hemen olmasını ister.

Fakat hayatta hiçbir şey sırf sen istedin diye hemen gerçekleşmez. Bu herifler de bunun farkındalar işte, o yüzden seni alıştıra alıştıra asimile ediyorlar. Seni bir anda kültüründen, yaşayış tarzından ve inancından koparamazlar. O yüzden çaktırmadan aşama aşama yapıyorlar bunu, zamanla, dayatmalarla, 99 doğru 1 yanlışla, ısındırma turlarıyla...

Bir çocuğa integral hesaplarını öğretmek için önce türevi öğretirler lisede. Ondan önce ortaokulda denklemleri öğretmeleri gerekir. Ondan da önce ilkokulda dört işlemi öğretirler ki ileride integrale geçebilsin bu çocuk. Her şey aşama aşama... Bir anda ol dersin ve olur diye bir şey yok, yok öyle bir dünya.

O yüzden dayatmalarına karşı ayık olacaksın. "Senin içinde Tanrı var" diyen adamın ağzına mavi banyo terliğiyle vuracaksın. Senden Tanrı falan olmaz güzelim. Uçlu kalemin ucuyla tırnak pisliğini temizleyen, çorabını çıkardığında ilk iş terli ayak parmaklarının arasındaki çorap tüylerini ayıklayan, ilkokuldaki blok flütünün ucundan leş gibi tükürük kokulu su damlayan dangalak sen değil miydin olum? Ulan böyle Tanrı mı olur? Siktir lan.

New Age konusuna yazının ilerleyen kısımlarında geçecem, şimdi bir gezintiye çıkacaz beraber, gel bakalım.

Bu fotoğrafı birkaç ay önce Estonya'da çekti bir arkadaşım. Burası bir kilise. İsa mı yoksa bir aziz mi olduğunu çözemediğimiz bu emminin verdiği poz size birisini hatırlattı mı?
Aziz - Baphomet - George Washington
Burası bir kilise lan, kilise.

Arsız sarmaşığın dalları gibi nerelere kadar sızdıklarını görebiliyor musun?

Bunlarda bir şey yok hadi, birazdan göstereceğim ve "haassssktir" tepkisi vereceğiniz onlarca görüntüye ulaşabilmeniz için ülke ülke, cadde cadde dolaşmanıza da gerek yok. O kadar arsızlar ki, ve yaptıklarına o kadar kolay ulaşabilirsiniz ki, bunun için elinizin altındaki internet'ten biraz olsun faydalanmanız kâfi olacak. Zira zaten resmi kaynaklarda kendileri yayınlıyorlar bunları. Şu amına kodumun internetini Behzat Ç'nin son bölümünü indirmek dışında başka bir işte kullanırsanız siz de ulaşabileceksiniz birazdan göstereceklerime.

Gel şimdi ABD hükümetine bağlı RESMİ internet sitesine girecez: http://www.nro.gov/about/launches/index.html

NRO = National Reconnaissance Office (Ulusal Keşif Ofisi)

Virginia'da bulunan bu istihbarat ofisinin görevi casus uydular tasarlamak ve faaliyete koymaktır. Şimdi bu RESMİ siteden alınmış görüntülere bir bakalım, son yıllarda fırlattıkları uydulara... NRO'nun 50. yılı olduğu için ritüelistik bir şekilde ne anlamlar yüklemişler bu uydulara gelin görün bakalım, nasıl kutlamışlar 50. yıllarını...

NRO 50. yılında, tam "6" uydu fırlattı uzaya. Bunlardan birkaçı;

Kasım 2010'da fırlatılan NROL-32 adlı casus uydu. Her şey yolunda gözüküyor he?
Uydunun logosu size de biraz tuhaf gelmedi mi? Biraz yakından baksak mı?
Nrol-32 uydusunun RESMİ logosu.

Uzaya fırlattıkları casus uyduya, Horus'un her şeyi gören gözünü koymaktan çekinmiyorlar.

Seni izledikleri o göz, Illuminati'nin, Lucifer'ın gözü...

Senden çekineceklerini mi sandın yoksa, ey hayatındaki tüm bilgileri okuldan ve altyazılı Cnbc-e dizilerinden öğrendikleriyle kısıtlı olan tecrübesiz sığır ekşici?

Komplo teorisi he? Öyle mi?

Teorini sikerim senin yavşak, bak şimdi gerçek KOMPLOYU gör, teoriyi değil...

Yine istihbarat örgütü NRO'nun kendi sitesinden paylaştığı resmi fotoğraflar bunlar;

6 Şubat 2011'de fırlatılan NROL-66 Uydusu.

Eee 6 Şubat'ta fırlatılan, 66 numaralı uyduda Tanrılarını anmayı es geçemezlerdi di mi?

Kaç delil daha lazım?

Bu muazzam güce sahip insanların, bu gücü kullananların, pagan kökenli Luciferian inanca sahip bir grup ruh hastası olduğunu anlaman için o gerizekâlı beynine kaç balyoz darbesi daha yemen lazım?

Tam belli olmuyor sanırım uydunun üzerindeki logo, gel gel göstereyim ne olduğunu.

Ocak 2011'de fırlatılan NROL-49 uydusu, ve bu da amblemi.

Logoda bulunan latince yazı "Melior DIABOLUS Quem Scies".

Diabolus'un Şeytan olduğunu, diablo/diabolic'ten gelmiş olduğunu anlamak için Latince bilmeye gerek yok, orta kapasite bir İngilizce ve orta kapasite bir beyin ile de anlarsın bunu. Ama yine de baktım ben ne anlama geliyomuş bu laf diye.

Meali: Better the Devil you know.

Bu bir deyim olan "better the devil you know than the devil you don't" (bildiğin şeytan bilmediğin şeytandan yeğdir) sözünün kısa hali. Eğer başka bir kelime oyunu yoksa içinde, amblemde yazan kısaltılmış halinin "bildiğin şeytan iyidir" gibi bir manası var.

Ve bu söz, bir Amerikan istihbarat ve araştırma ofisinin uzaya göndermiş olduğu casus uydunun üzerinde yazılı. Milyar dolarlık proje bunlar.

Lan dedim, bu Amerikalı vatandaşlar hiç mi tepki göstermemişler bu olaya, bir kişi de mi çıkıp "aga bu nedir?" diye sormamış? Baktım, tam hatırlamıyorum Yahoo ya da Wikianswers'ta bu sözün anlamını sormuş birisi, altına da "aa uydunun üstünde mi yazıyo bu söz? çok ilginçmiş gerçekten :))))" yazıp durmuşlar.

"çok ilginçmiş :)"

İlginç mi?

Vay amına koyayım arkadaş, bu insanlık ne zaman önündekini dahi göremeyecek kadar körleştirildi, hangi ara bu kadar mal oldu bu insanlar? Ders kitabında ya da televizyonda görmedikçe hiçbir şeyi gerçek kabul edecek cesaretiniz kalmadı mı sizin? Kendi aklınıza ve vicdanınıza hiç mi güveniniz kalmadı artık? Hangi ara bu hale geldiniz ulan?

Amerikalıya diyorum, ekşici sığır sen anla.

Yıllar önce Google Earth ilk çıktığında ne kadar da şaşırmıştık. Ve şimdi düşünün, bizimle paylaştıkları bu kadarıysa, kendi sahip oldukları ne kadardır bir hayal etmeye çalışın. Türksat-2b uydusu değil o üzerine Lucifer koyup uzaya gönderdikleri şeyler, süs olsun diye üretmiyorlar o casus uyduları.

Ve tabi ki bununla da sınırlı değil, Amerikan hükümetinin tam 16 istihbarat örgütü var, NRO gibi.


Bu istihbarat örgütleri ve daha fazlası onların elinde. Ve bunu ben söylemiyorum, 50 yıl önce Kennedy söyledi bunu, hemen ardından da suikaste uğradı.

Tesadüf işte, olur böyle şeyler.

Mesela ülkü ocağına girip sarı-yeşil-kırmızı bayrak açın, Pkk yanlısı sloganlar atıp derinden bi zılgıt çekin, ananızı oracıkta tesadüfen sikerler. Hep tesadüf bu olaylar.

Ya da Erivan'da System of a Down konserine gidip Kazım Karabekir posteri açın, muhtemelen sizi de orada tesadüfen kazığa oturturlar.

Hayat tesadüflerden ibaret lan, sebep-sonuç ilişkisi diye bir şey yok dünyada, saçmalamayın.

Neyse konuyu fazla dağıtmadan Kennedy'nin son konuşmasından birkaç parça alıntı yapacam. O meşhur konuşmanın en önemli kısmının ses kaydı da burada, yalnız İngilizce gerektirir: http://www.youtube.com/watch?v=6fOkx-k8a5c

"The very word "secrecy" is repugnant in a free and open society; and we are as a people inherently and historically opposed to secret societies, to secret oaths and to secret proceedings."

Meali: "Bağımsız ve şeffaf bir toplumda gizlilik kelimesinin bizzat kendisi iğrençtir. Biz ki, ezelden beri gizli örgütlere, gizli yeminlere, gizli davalara karşı bir toplum olduk."

Ve son olarak: "It is a system which has conscripted vast human and material resources into the building of a tightly knit, highly efficient machine that combines military, diplomatic, intelligence, economic, scientific and political operations"

Meali: Bu sistem, muazzam bir insan ve materyal kaynağını, askeri, diplomatik, istihbarat, ekonomik, bilimsel ve politik faaliyetleri bünyesinde birleştiren, sıkıca kaynaşmış ve randımanı yüksek makine gibi çalışan bir sistemdir.

Ve Kennedy, hayatta kaldığı sürece heryere sızmış olan bu gizli örgütlerin karşısında olacağını söylüyor konuşmasında.

Askeri, diplomatik, istihbarat, ekonomik, bilimsel ve politik... Her alana sızmış bir örgüt...

Askeri (NATO)
Diplomatik - Birleşmiş Milletler
İstihbarat (CIA)
Ekonomik (Federal Rezerv: ABD dolarını basma yetkisine sahip ÖZEL bir kuruluştur. Yani ABD merkez bankası devlete değil, KİŞİLERE aittir. ABD dolarını basanlar yahudi bankerlerdir.)
Bilimsel (NASA ve az önce gördüğümüz NRO'yu da ekleyebilirsiniz)
Politik (CFR, Bilderberg, ve Kennedy'nin zamanından sonra Rockefeller tarafından kurulan Trilateral Komisyonu da ekleyin)

Kennedy, ABD halkının sevdiği son başkanıydı. Bir duruş sahibi olduğu için mi seviliyordu sizce, yoksa seçimlerden önce Arizona halkına kömür dağıttığı için mi?

Bunları "bakın la çok güçlüler, boku yedik laa" diye umutsuzluğa kapılmanız için anlatmıyorum, sadece düşmanı ciddiye alın ve belli başlı şeylerin tesadüf eseri olmadığını "idrak" edin diye izah ediyorum. Atatürk bu yola çıktığında milyon dolarları, füzeleri falan mı vardı sanıyorsunuz? Dehasıyla halkı organize etti, "birlik" haline getirdi, Kuvay-ı Milliye ekiplerini bir araya getirdi, cemiyetleri birleştirdi ve sonuç ortada...

Birlik. Olay burada bitiyor. Siyonist yahudiler ve evanjelistler şu an ortak amaçta oldukları için al gülüm ver gülüm takılıyorlar, fakat gül-haç kardeşliği de bozulacak. Onlar da tam anlamıyla bir birlik değiller, zira özellikle şu günlerde bu elit aileler arasında müthiş bir rekabet var. Arap devrimleri sonucu oluşan pazarlara sahip olabilmek için birbirlerini yiyorlar şu anda, işte bizim birbirimizi yemememiz lazım. Farkı onunla kapatmamız lazım, "birlik" olarak...

New Age konusuna geçmeden önce birkaç kare daha göstermem lazım. Şimdi kameralarımızı İstanbul gecelerinden, Kanada'ya doğru çeviriyoruz.

Kanada - Toronto burası. Kraliyet arması ve "mason tapınağı" yazısı bulunan bu bina bir mason locası felan değil. Kadrajı azıcık yukarı kaldıralım mı?

Yaa... Anladın mı neymiş MTV? Ünlü yapmak istediklerini üne kavuşturdukları, 1 numaralı zihin kontrolü araçları MTV'nin açılımı şuymuş yani güzelim: Masonic Temple Vision. Aldı mı bunu o kıt kafan?

Al al tam haline bak, montaj falan dersin sen şimdi yoksa, sığırsın ya inanmazsın... Büyüt de bak hatta, için rahat etsin.

MTV İtalya'nın 2008 yılbaşı için verdiği satanist mesajı izlemiş miydiniz? Bak bu bir noel temennisi, MTV tarafından insanlara verilen...

H.g. Baphomet abi.
Arkada "Jingle Bells" çalıyo, sanki o kadar normal ki her şey.

Sostan ziyade kızın üzerindeki kandır, temsili küçük kız kurban etme ritüeli bu. Belki de JonBenet Ramsey'in başına geldiği gibi.


"Mtv mutlu noeller diler"

Ah canım, mutlu noeller...

Tüm bunlar neden oluyor biliyor musun? Neden yapıyorlar bunları, ne için yapıyorlar? Dünyayı kimler yönetiyor görmek istiyor musun?

1972'de Rothschild'lerin verdiği seremoniden birkaç kare gösterecem.

Bu görüntüleri götümden uydurmadım, ya da aralarına sızarak ben çekmedim, gerçekler gözünüzün önünde, eğer azıcık da olsa içinizde onu görebilme isteği varsa...
Bu kişiler Salvador Dali esintili pagan maskesiyle boy gösteren abimiz Baron Alexis ve Helene de Rothschild. Buraya kadar "ee ne var ki" dedin belki de, gel alttaki fotoğrafa bak ne varmış ne yokmuş.
Milyar dolarları aşan, hesaplanamayacak miktarda servete sahip insanlar bunlar. Ve Luciferian'lar, inançları gereği ritüellerini gerçekleştiriyorlar.

Üzgünüm ama dünyayı hasta ruhlu insanlar yönetiyor.

Sen ne kadar görmezden gelmek istesen de sevgili sığır, senin haberlerde tesadüf eseri "geliştiğini" sandığın olayların tetikleyicileri bu insanlar.

Dünyayı döndüren onlar değil, fakat sistemin çarklarını döndürenler onlar.

Pagan inancına sahip bir avuç hasta ruhlu luciferian...

Yoksa sen tüm bu savaşlara, krizlere, yapılan gizli antlaşmalara yol açanın sadece ülkelerin meclislerinde aldıkları kararlar olduğunu mu sanıyorsun?

Ya da dünyayı başı boş bıraktıklarını mı zannediyorsun?

Altın fiyatlarının bu ivmede artması da tesadüftür sana göre...

Neredeyse tüm bunları hazırlayanlar devletler üstü güçlerdir, siyonizmdir... Illuminati'dir.

Sana haberlerde yansıyan sadece işin magazin ve vitrin kısmı. Rothschild ismine sahip hiç kimse Forbes'in her sene açıkladığı en zengin 100 kişi listesinde bulunmaz. Çünkü onlar zaten klasman dışıdır bu konuda...

Ve öğretileri heryere sızmış durumda, şimdi sizi belki de çok daha fazla ilgilendiren yerlere değinecem. Zira "bilinçli" veya "bilinçsiz" farketmez, eğer onların şeytani öğretilerinden etkilenirseniz, bu kadar anlatacağım şey boşa gitmiş demektir. Neye karşı önlem almanız, neye karşı tavır almanız gerektiğini bilin diye anlatacam bunları. Yoksa kimse size elinizde bazukayla Rothschild malikânesini basın demiyor, size düşen EN ÖNEMLİ şey, doğruların arasında size kakalamaya çalıştıkları şeytani fikirlerden etkilenmemektir. "İyi" ve "kötü" anlayaşınızı dejenere etmelerine, ahlakınızı ve inancınızı yozlaştırmalarına izin vermemektir size düşen İLK iş.

Yoksa yakında "tek dünya devleti iyi aslında ya" diye düşünüp onlara razı gelen, normal olmayan şeyleri normal karşılayan, sığır bir jenerasyon yetişecek, bunu önlemektir sizin yükümlülüğünüz. Bu Luciferian tohumlar serpili fikirleri görünce "siktir lan ben biliyorum senin ne mal olduğunu" demeniz lazım ki siz de Lucifer'ın oyuncağı olmayın, onların çabalarını boşa çıkartın.

"Şimdi new age kitabı okudum diye satanist mi olacam", eğer hala kafanız buysa, düşünceniz buysa, lütfen kapatır mısınız bu amına kodumun blog'unu? Lütfen, güzellikten anlamıyorsan siktir git amına kodumun çocuğu seni.

Hayattaki her şeyi ya bembeyaz ya da simsiyah sanan gerizekalı, onların öğretilerinden etkilendiğin anda Şeytan'a tapmış olmasan da rengin griye çalmaya başlar. Anlatabildim mi?

"Normal olmayan şeyleri normal karşılamaya başlamak". Bu çok ama çok tehlikeli bir olay.

"Duyarsızlaştırma", yapmaya çalıştıkları şey bu. İlk hastasını kaybeden doktor ile 20. hastasını kaybeden doktorun davranışları arasında çok fark vardır. İlk hastasını kaybeden doktor o gün kolay kolay yemek yiyemez, uyuyamaz ama 20. hastasını kaybeden doktor akşam arkadaşlarıyla içmeye gidebilir. He bu kötü bir şey değil tabi, o meslek için gerekli bu yoksa kafayı yer adamlar, örnek olsun diye anlattım bunu.

Sigaraya yeni başladığınızda babanızın yanında sigara içemezsiniz belki de, ama bir süre sonra karşılıklı fosur fosur tüttürürsünüz, çünkü babanız bu durumu "normal karşılamaya başlamıştır".

Çıkan savaşlara, ölen insanlara, verilen şehitlere de gittikçe duyarsızlaşıyorsanız, orada sorun var demektir. Zira bunlar normal karşılanacak şeyler değildir, o ölen sen ya da hayatta en sevdiğin kişi de olabilirdi, öyle düşün.

Bunun bir sonraki seviyesi nedir biliyor musunuz? Şudur:

"İyi de değişen yeni dünya düzeninin oluşumu için gerekli ve normal şeyler bunlar".

Bu kafada daha şimdiden çok insan var, hem de çok. Ve kendilerini de çok aydın, olaylara çok rasyonel bakabilen, ileri tekamül seviyesindeki insanlar olarak görür bu arsız pezevenkler.

Gel götüne el bombası sokup patlatayım da gör o zaman "normal ve gerekli"yi amına koduğumun çocuğu seni, ölenler nasılsa başkaları, atıp tutmak kolay di mi?

Ayık olun canlar, ayık olun ciğerler. Bu duyarsızlaştırmayı ve dejenerasyonu medya ile, MTV ile, doğru ve yanlışların harmanlanmasından oluşan ruhçu öğretilerle yapıyorlar.

Bu New Age denen olayda muazzam bir şekilde "her şey Tanrı ve dolayısıyla her şey iyi, Şeytan da iyi" görüşü hakim. Yani kötü diye bir şey yok, Lucifer aslında çok fedakâr birisi, hatta o kadar iyi ki kötü rolünü üstlenmeyi bile kabul etmiş (!). E satanizm dediğimiz olay, siyah giyinip Slayer konserinde röaahhröööghh diye bağırmak değil zaten, kötülüğe de iyilik anlamı yüklemeye çalışmak, anormal şeyleri "aslında o da normal" diye kakalamaya çalışmaktır Luciferian öğreti. New Age de tamamen bunun üzerine kurulu, "iyi" ambalajlanmış sakat ve çürük bir felsefe. Doğan görünümlü şahin bir nevi.

Şimdi gelelim son zamanlarda Türkiye'de bu ruhçu öğretinin ekmeğini en fazla yiyenlerden birine...  İnsanlar "İslam'ı sizden öğrendik çok teşekkür ederiz Burak beğeeey :)))" şeklinde yavşıyorlar bu arkadaşa, zira çok takipçisi var. Ekşiciler de çok sever kendisini tabi ki, eksik kalırlar mı?


"Tanrı'nın doğum günü" adında popüler bi kitabı var Burak Özdemir'in.

Kitabın sloganı "Tanrı bana gelsin, onu yeniden bir numara yapayım". Konsept ise şu; arkadaşımız msn'de Tanrı ile konuşuyor...

Şimdi "abuuu bakın şuna" demeyecem tabi, bir kitap sonuçta ve Tanrı ile msn'de konuşmak enteresan bi fikirmiş, eyvallah. Kitabın amacı ise kendi iddiasına göre "çarpıtılan Tanrı ve İslam anlayışını düzeltmek"miş.

Peki bu arkadaş Tanrı anlayışını düzeltiyor mu, yoksa uyduruk new age görüşlerinin etkisinde kalarak daha da mı çarpıtıyor beni bu ilgilendiriyor. Zira 2 saattir yukarıda "yapmayın, etmeyin" dediğim şeyler harfiyen yapılmış durumda bu kitapta ve bu kitabı okuyan 10 insandan 9'u da "ayyy ne kadar güzel anlatmış hayalimdeki Tanrı'yı :))))" modunda.

Şimdi parça parça alıntı yapacam bu arkadaştan, lütfen üşenmeden okuyun. Msn'de Tanrı'nın nick'i "Dona" ve Tanrı ile Burak Özdemir'in msn konuşmasından bir parça bu da;

Tanrı’nın Doğum Günü Sayfa 69-70
Dona: Şeytana gelince... Elbette şımartmadım onu. O şımarmayacak kadar olgun bir ruhtu.
Ben: Tanrı şeytandan övgü ile bahsediyor! Hayretten ölmek üzereyim. Şeytan olgun bir ruh muydu? Şeytan senin ve dolayısıyla insanların düşmanı değil miydi? Şeytanın günahını mı alıyoruz milyonlarca yıldır?
Dona: İblis bir sembol olmayı sevgiyle kabul etti. Hepsi bu.
Ben: Kötü adam rolünü mü teklif ettin ona?
Dona: Alemde hep beraberdik. Tüm ruhlar, sen ve ben. Ben ruhumdan bir parçanın tekamül etmesine karar verdim. Bu serüvende kimlerin yer almak istediğini sordum.
Ben: Şeytanın rolü neydi tam olarak?
Dona: Tekamül serüveninde iyinin karşıtının yani kötünün de olması gerekiyordu. Şeytanın ve ekip arkadaşlarının görevi ise insanlık tarihi boyunca kötüyü temsil etmekti…”

Şimdi... Falcı dükkanı falan mı açsam n'apsam bilemedim, ne anlattıysam bir bir çıkıyor ağzına sıçtımın yerinde. Neresinden başlayayım bilemedim, o yüzden sıra sıra gidelim.

Varan 1: Şeytan'ın kendisi kötü değilmiş, özünde iyi çocukmuş. Şeytan sadece kötü olma rolünü "sevgi" ile kabul etmiş Burak Özdemir'e göre.

Şimdi bazı komik haberler olur ya, şu Uğur Dündar'ın pastane baskınları gibi falan. Hani bunların üzerine yapılan espriler orijinali kadar komik olmaz, çünkü haberin aslı şakasından daha komiktir gerçekten. Şimdi ben Şeytan'ın kötü olma rolünü "sevgi" ile kabul ettiğini ileri süren bi kitabın neresini eleştireyim olum? Ne söylesem bunun kadar açıklayıcı olmayacak zaten.

Varan 2: Bu Şeytan nasıl "şımarmayacak kadar olgun bir ruh" oluyor da, aynı zamanda KİBİR yüzünden Allah'ın emrine karşı gelerek Adem'e secde etmeyi reddediyor. Anlayan varsa beri gelsin.

Varan 3: Şeytan'ın görevi sadece "temsilen" kötü olmakmış. Yani Şeytan'ın Allah'a karşı bir isyanı yok. Şeytan'a "kötü rolünü oynar mısın" diye teklif ediyor Allah, olgun bir mizaca sahip olan Şeytan da bunu sevgi ile kabul ediyor. Hani Allah'ın Şeytan'ı kovması gibi bir durum söz konusu değil Burak Özdemir arkadaşımıza göre.

Şeytan'ı bilirsiniz, çok olgundur. Yalan söylemeyi hiç sevmez. Borcunu zamanında öder, ağzına sigara bile sürmez, kızım olsa veririm ha o derece.

Varan 4: Burak Özdemir'e göre Allah kendi ruhundan bir parçayı tekamül ettirmiş ve Şeytan oluşmuş. Yani Şeytan, mutlak doğru ve mutlak adil olan Allah'ın ruhundan kopan bir parçaymış...

He koçuma, he tosunuma, he Burak'ıma benim he.

Arkadaşım, sevgili Burak Özdemir, sen gergedanları bilir misin? Penis boyları 40 ila 60 cm arası değişirmiş bu hayvanların, genel kültür olsun diye söyleyeyim dedim, lazım olur.

Olum bakın, bu New Age denen dalga bir ısındırma turu işte. Bu fikirleri kabul eden birisinin, hangi şeytani fikir ve yanlışları da doğru kabul edebileceğini, nelere açık hale gelebileceğini düşünebiliyor musunuz? "Normal olmayan şeyleri normalmiş gibi karşılamaya başlamak", bunun tohumlarıdır bu fikirler.

Bakalım şimdi Allah, Şeytan'a nasıl teklif etmiş (!) kötü olma rolünü:

"Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi." - Hicr 34,35

"Allah buyurdu: “Çık oradan, yenik düşmüş ve kovulmuş olarak. Onlardan sana uyan olursa yemin olsun ki, cehennemi tamamen sizden dolduracağım.”" - Araf 18

Bu nasıl teklif olum?

Aklınızı mı kaçırdınız siz arkadaşım?

Dini nasıl uyduruyorsunuz kendinize göre siz böyle? İsteyen istediğine inanmakta serbest ama benim inancımı dejenere etmeye çalışan herifin suratına sevgi dolu tükürürüm ben.

Yasin suresi 60. ayette ne deniyor bir bakın: "Ey âdemoğulları! Ben size, "Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır!" demedim mi?...".

"...o sizin açık bir düşmandır!" denmiş, sen daha kim oluyosun, ne oluyosun da yok çok olgunmuş, kötü olmayı sevgi ile kabul etmişmiş diye element uyduruyorsun bir taraflarından arkadaşım?

Olum bu "Tanrı'nın doğum günü" denen kitap 40 baskıya yakın satmıştı, belki de geçmiştir.

Ve sığır mekanı Ekşi Sözlük'te bu adamı eleştirmeye kalkarsanız zamanın ötesine gönderiliyorsunuz. Çok seveni var arkadaşın, maşallah.

Ayık olun, yapmayın, adamı hasta etmeyin.

He yani İblis ve onun kulu olan şeytanlar (cinler veya insanlar) aslında kötü olmayı tercih ederek fedakârlık yapan gerçek iyiler öyle mi? Olum bu felsefe "kötü" diye bir kavram bırakmaz ortada, Filistinli kadına tecavüz eden Amerikalı'yı da, Tibetli rahibin cinsel organını kesen Çinli'yi de aklar bu düşünce.

Rockefeller ve Rothschild dediğimiz şeytani şahıslar da bu felsefeye sahipler, daha uçuk olanına fakat aynı prensibe bağlı olanına... Hiçbir fark yok mantık olarak arada.

New Age bu yüzden tehlikeli işte. STV'nin savaş açtığı Satanist Evlat Arif'in kedi kesme psikopatlığı değil Luciferianism, esas Luciferianism işte bu. Ta kendisi.

Dur daha, bitmiyor bu arkadaşın marifetleri, Hasan Mezarcı var karşımızda Hasan Mezarcı...

Zira bilen bilir, bu arkadaş mehdi olduğunu ileri sürüyordu en son, ehehe ciddiyim. Herneyse şimdi kendisinin şahsi blog sitesinden bir yazısını paylaşacam, en azından işaretlediğim kısımlarını bir okur musunuz;


Cinleri görüyormuş, Tanrı'nın Doğum Günü'nü bizden önce onlara anlatmış. Cinler gelip Burak Özdemir'i dinlemişler, hepsi de çok şeker tiplermiş, muhabbetleri iyiymiş.

Böyle diyor Burak Özdemir.

Hmmm...

Sevgili Burak Özdemir, sen balinaları bilir misin? Yetişkin balinaların penis boyları 1 buçuk ila 2 buçuk metre arasında değişiyormuş, geçen Discovery Channel'da seyrettim, faydalı bilgiler bunlar.

Yalnız balinayı da tükettik, ondan ötesi yok bak. Bi dahakine ne diyecem bilemiyorum, üretim kısırlığına soktun beni Burak Özdemir.

Olum, ehehehe. Kuran'da cin suresinde, Hz Muhammed'in dahi kendini dinlemeye gelen cinleri görmediği, bunun kendisine vahiy olarak bildirildiği anlatılıyor. Fakat Burak arkadaşımızda nasıl bir cevher varsa cinleri görüp onlarla sohbet ediyormuş, şeker tiplermiş, yakışıklı değil ama sempatiklermiş. Ehehe mehehe.

Ey sığır ekşici, ey kandırılmış ruhçu, gel bak kimin kitaplarını okuyorsun. Gel bi gör o hayranı olduğun, savunduğun, ve sana İslam'ı öğrettiğini ileri sürdüğün herif ne ayakmış, gel bi bak.

Ruhçu bir dergi olan "Sevgi Dünyası"nın Burak Özdemir'le yaptığı röportajdan bir kesit:


Neymiş neymiş?

Burak Özdemir bu kitabı yazarken "Tanrı'nın eli" hep onun elinin üzerindeymiş, bu kitabın yazarı aslında kendisi değilmiş, bir başka güç yazdırmış bu kitabı ona... "Başkalarından" ilham almış bu kitabı yazarken...

Sevgili Burak Özdemir, sen dinozorları bilir misin?

Onlar da güzel hayvanlardır.

Seversin.

Olum bu adamın Hasan Mezarcı ile arasındaki tek fark "ambalaj"ı.

Bu adamı neden ciddiye alıyorlar? Çünkü kendisi rock dinleyen genç ve modern müslüman profilinde, hani milletimizin o ihtiyacını gideren bir arkadaş kendisi. Hee bak bu çocuk genç, Pink Floyd da dinliyomuş, hem de müslüman laaa. Biliyodur bu herif işin doğrusunu, "modern"dir bu...

Hıhı.

Kim nerede ki dini değiştirir, Kuran ayetlerini kendine göre yorumlar, dinin özüne "gelenekçi" yaftası vurup ona yeni anlamlar katmaya çalışır, o kişi "modern" olur.

Kim kaynak olarak Kuran'ı önerir, o da cemaatçi yobaz olur.

Bu işler böyle. Ambalaj şaşalı olduktan sonra kim sikler içeriği?

Burak Özdemir hakkında bir sığır entry'si göstereyim mi size ekşi'den? Sadece ilk 2 cümlesi bak:


Yaa...

Eğer ruhçu saçmalıklarla dini dejenere ederseniz, "sevgi, dostluk, iyilik" adı altında laflarınızı yeterince süslerseniz, böyle sığırlar takılır peşinize.

Kendinizi mehdi ilan etseniz bile "iyi niyetli" olduğunuz sanılır.

Ulan "DİN"i kendisine bir statü ve çıkar kapısı edinmiş birisi ne kadar iyi niyetli olabilir? "Ben mehdiyim" diyen birisi ne kadar iyi niyetli olabilir lan? Siz dangalak mısınız arkadaşım? Cevap vermeyin, retorik bi soruydu o, biliyorum yoksa dangalak olduğunuzu.

Malesef böyle.

Ben aha burada kıçımı yırtıyorum, din hakkında konuşmam gerekirse Kuran'a uygun olmayan tek bir söz etmiyorum, zira belki de tek korkumdur Allah'ı ve dini asılsız argümanlara dayanarak yorumlamak, ama buna rağmen ne şakirtliğim kalıyor, ne artniyetliliğim. Yediğim lafın haddi hesabı yok. Neden? Çünkü yıl olmuş 2011, hala Kuran diyorum, olacak şey değil...

Ama beyimiz "sevgi, dostluk, kardeşlik, ehelehey" adı altında Lucifer'ın Tanrının ruhundan oluştuğunu söylesin, Kuran'da yazanın aksine Lucifer'ın kötü olmadığını ve hatta olgun bir ruh olduğunu söylesin, daha da ileri gidip mehdi olduğunu söylesin, o kitapları kendisine yazdıranın başka güçler olduğunu söylesin, sonra da "iyi niyetli abisi yaa, canım benim canım :)))" ilan edilsin.

Bu işler böyle malesef.

Salak salak "enerji, meditasyon, aura" muhabbeti yapan insanlar bu ülkede ayda onbinlerce dolar kazanır.

Çünkü böyle ekşici sığırlar, zorlama aydınlar, kasıntı Beyaz Türkler çok var bu ülkede. Aşağılık kompleksi dolu, "modern" olacam diye götüne Vileda sopası bile sokmaya hazır denyolar var bu ülkede.

Lanetler olsun size yobaz sürüsü. Asıl bu milletin ağzına sıçan gerçek yobazlar sizlersiniz, Avrupai yobazlarsınız. Dinci yobazlara diyecek kelime yok zaten, fakat onlar ayrı sığır, siz ayrı sığır... Başkalarına koyun derken, kendisinin o koyunlardan 3 kat daha besili bir koyun olduğunun farkında olmayan ahmak sürülerisiniz siz.

Çekeceğiniz var lan benden, Allah ömür verirse inşallah.

Şimdi çok fantastik bir video seyrettirecem size. Bu Burak Özdemir adlı şahıs kendisine başka bir şeylerin "ilham" verdiğini söylüyordu ya, aynı şeyi Lady Gaga da söyleyecek, tabi anlayana. Sadece 10 saniyelik kısmını seyretmenizi istiyorum.

Video'nun 30. ve 40. saniyeleri arasını izleyin.


Paris Hilton: What is your inspiration for your music? (Müziğinde nelerden ilham alıyorsun?)
Lady Gaga: I'm very very inspired by "my friends". (Dostlarımdan çok ilham alıyorum)

Dostlarından ilham alıyormuş Lady Gaga. Peki "dostlarım" derken ne yaptığını gördünüz mü?

Burada kekeliyor ve kafasını kaşıyormuş gibi yapıyor. Fakat bir saniye sonra ne yapacağına bakın.

"My friends" (dostlarım) derken bariz bir şekilde tek gözünü kapatıyor eliyle.

Bu nedir?

Sizce bunu Illuminati üyesi büyüklerine saygı ibaresi olsun diye mi yapıyor? Birkaç mason üstad için sembol mü yapıyor sizce burada Lady Gaga?

Hayır.

Bu hareketi istemsiz yapıyor.

Tekrar seyredin isterseniz video'nun bu kısmını, 30. saniyeden 40. saniyeye kadar.

Britney Spears da bir röportajın ortasında durup dururken "birilerini" görmüşcesine "aman Tanrım hoşgeldiniz" deyip ağlamaya başlıyordu, hatırladınız mı? Önceki yazılarda 3-4 kere verdim link'ini o video'nun.

Eğer sadece bu yazımı okuyorsanız, bu okuduğunuz ilk yazımsa, muhtemelen şu an bana "siktir lan" diyorsunuz. Fakat bir bütünlük halinde hepsini okuduysanız anlarsınız.

Anlarsınız tüm bunların tesadüf olamayacağını.

Birleştirebiliyor musunuz şimdi parçaları?

Bu Lady Gaga video'su da 14 milyon kere izlenmiş, zira bir Nokia tanıtım video'su ve içinde Paris Hilton da var. Eh normal yani 14 milyon kere izlenmiş olması.

Peki kaç kişi yakalamıştır bu detayı?

100 kişi?

Belki.

14 milyon içerisinde kaç kişi görebiliyor bunları? "Kaçınız Tyler'ı iş başındayken yakalayabilirsiniz?"

Burak Özdemir'in gerçekten böyle bir ilham alma olayı varsa bile, bunun kimler olabileceğini anladınız mı? "Tanrı'nın eli" üzerindeymişmiş beyfendinin, Maradona mısın lan sen?

En'am suresi 121. ayetin bir kısmında çok ince bir mesaj, çok ince bir uyarı var: "...Şeytanlar kendi evliyasına/dostuna ve destekçilerine sizinle mücadele etmeleri için elbette ki vahiy gönderirler. O şeytan evliyasına boyun eğerseniz kesinlikle müşrikler oldunuz demektir."

Şeytanlar kendi dost ve destekçilerine vahiy gönderirler...

Anladınız mı neymiş, kimlerdenmiş o "ilham"?

Niçin verirlermiş peki bu ilhamı?

"...sizinle mücadele etmeleri için..."

O yüzden tekrarlıyorum; ayık olun canlar, ayık olun ciğerler. Üçkağıtçılara pabuç bırakmayın. Hz Muhammed son nebidir, nokta. Her kim ki "vahiy" aldığını iddia ediyorsa ve üstüne bir de müslüman olduğunu ileri sürüyorsa, ona lütfen okkalı bir "SİKTİR" çekin. Hatta ağzına da terlikle vurun ki sesini çıkaramasın, eğitimli cahillerin kanına giremesin. Allah belasını versin diyorum o eğitimli cahillerin ama lanet olsun içimdeki sığır sevgisine, onları da kollamak lazım.

Hala cinlerin bu hayata etki etmediğini mi sanıyorsunuz? İstediğiniz şeye inanmakta serbestsiniz, bu konuda bir baskı yapmak haddime değil, sadece elimden geldiğince yol gösterebilirim size. Gerisi size ve muhakeme yeteneğinize kalmış.

Gelin bakalım şimdi, Arrivals adlı belgeselin bir bölümünü verecem size. Bu konuyla ilgilenenlerin muhtemelen seyretmiş olabileceği meşhur bir röportajı yayınlamışlar bu bölümde. Boş bir vaktinizde seyredersiniz: http://www.youtube.com/watch?v=BzsGT4E_mZg

Size bu röportajı özet geçeyim, Roger adında tonton bir amca bu elit ailelerin arasına katılıyor ve "başka varlıklarla" iletişim kurabildiklerini, bu imkâna sahip olduklarını itiraf ediyor. Belki bu abimiz onların bilinçli ifşa çalışmalarının bir ürünüdür, yani belki onlardandır, belki de tamamen saftır, ama buna kafa patlatacak değiliz. Sonuç olarak siz bu emminin dediklerini kendi süzgecinizden geçirerek anlamaya çalışın sadece;





Fakat size şunu belirtmek istiyorum. Bu dünyada gezinen ölü ruh diye bir şey yok. Ölülerin ruhları yok bu dünyada. Hatta Kuran'a göre insanın da "ruhu" yok, "nefs" (can) var. Ruh, Kuran'da "vahiy meleği"nin adıdır. Filmlerde gördüğünüz yarı saydam beyaz hayalet gibi ruhlarımız yok. Bu insanların iletişime geçtikleri varlıklar ise cinlerden başkası değil. Şeytani cinler bu insanlara, kendileini "ruh" şeklinde tanıtıyorlar. Şimdi neden hem bu ruhçu arkadaşlara, hem Illuminati'ye "kandırılmış aptallar" dediğimi anlıyor musunuz? Dönecem bu konuya.



Bu kadar yeter, merak ettiyseniz bir kısmını verdiğim link'ten seyredebilirsiniz, çok meşhur bir video'dur bu.

Şimdi önceki yazılarda bu Illuminati'nin ve elit örgütlerin niçin "ölümsüzlüğe" ve "sonsuzluğa" vurgulamalar yaptıklarını irdelemiştik.

Evet, Luciferianist'ler (bu dünyada) sonsuz bir hayat yaşayacaklarına inanıyorlar.

Kandırılmışlar, salaklar, fakat eninde sonunda kaybedecek olan bir Şeytan'a inanacak kadar da salak değiller. Bu insanlar ebediyen cehenneme atılacaklarını bile bile bu bokları yemiyorlar. Onlar "sonsuz" ve asil bir hayat yaşayacaklarına inanıyorlar, çünkü onlar iyiliğin varolması için kötü rolünü üstlenen "gerçek" ve fedakâr "iyiler" olduklarına inanıyorlar.

Çünkü onlar "aydınlanmış" kimseler. Hem de Lucifer'ın ışığında aydınlanmış olan kimseler.

Illuminati = Aydınlanmışlar.

Şimdi bakın, bu şahıs Rockefeller Company'nin şu anki lideri David Rockefeller. Ve kendisi bir ruha tapınma seansında...
...Yıllar önce kaybettiği babası John D. Rockefeller (resimdeki) ile irtibat kurabildiğine inanıyor. Fakat iletişim kurduğu kişi, kendisini John D. Rockefeller'ın ruhu olarak tanıtan bir cin/şeytandan başkası değil.

Anladın mı neden "kandırılmışlar" olduklarını?

Anladın mı neden ölmüş yakınlarının dahi aslında "sonsuzluğa" eriştiğine inandıklarını? Ah David'cim, senin baban şu an Allah'ın "adalet" dolu ellerinde desem bana inanır mıydın? Ehehe.

Araf suresi 30. ayet: "...Onlar, Allah'ı bırakıp ŞEYTANLARI DOSTLAR edinmişlerdi. Bir de kendilerinin hidayet üzere olduklarını sanırlar."

"Bir de kendilerinin hidayet üzere olduklarını sanırlar"

Aydınlanmış demiyor mu olum bu adamlar kendilerine? He pardon, Kuran'dan ayet verince yobaz ve şakirt oluyorduk di mi? Kuran'ı, Hz Muhammed kendisi yazmıştı fazladan 2-3 kadınla nikahlanabilmek için di mi? He tosunlarım, hee...

Bakın Kubrick'in muhtemel ölüm sebebi olan Eyes Wide Shut filmini incelediğim yazının sonlarını, kıyak kafayla yazmış olduğumdan filmin son sahnesindeki çok önemli bir diyaloğu es geçmişim, fakat iyi ki de geçmişim. Zira burada kullanmam çok daha açıklayıcı olacak. Bakın şimdi, filmin sonunda Stanley Kubrick bize ne diyor...

Unutmayın, filmin son sahnesi, son diyaloğu bunlar... Ve Kubrick'in bu filmde peşpeşe "tekrar tekrar" kullandığı her cümle, her kelime bir anlama sahipti, Kubrick konulu yazıda bunları incelemiştik:






"Sonsuzluk" vurgusu dikkatinizi çekmediyse kafanıza tekme atarım sizin.

"Sonsuzluk deme, beni korkutuyor..."

Kubrick bu filmin çekimlerini tamamladıktan 4 gün sonra öldü biliyorsunuz di mi?

Aralarındaydı, bu filmin çekiminde onların da izni ve katkısı vardı, fakat Kubrick bu filmde göstermesi gerekenden fazlasını gösterdi. Tabi anlayana gösterdi, orası ayrı. Ve "onlar" tabi ki de anladılar bunu...

Tüm bu kaosa, vahşete, savaşlara, ölümlere, hastalıklara sadece maddi güce sahip olmak için yol açtıklarını mı düşünüyorsunuz?

Tüm bu yaşananların tek amacı sadece "para" mı?

Kusura bakmayın da, eğer bunu düşünüyorsanız sahiden çok dar ve materyalist bir kafa yapınız var demektir.

Gerçek "satanizm"in ne olduğunu yavaş yavaş anlayabiliyor musunuz? Bize yansıtılandan ne kadar farklı ve kendi içinde oturmuş bir felsefesi olduğunu görebiliyor musunuz? Bu yüzden ayık olacaksınız kaynatasızlar, "aman benim ne işim olur satanizmle" demeyeceksiniz, Lucifer'ın öğretileri aslında o kadar da uzak değil size, heryere sızmış durumda.

50 kere dedim, bu da 51 olsun: Luciferanism kedi kesen sik kafalı psikopat gençlerin yaptığı şey değildir. Keşke sadece o olsaydı, o zaman gerçekten de ciddiye alınacak değerde olmazdı. Fakat o göründüğünden çok daha fazla sizi "kandırabilme" potansiyeline sahip, sapkın ve alçak bir öğreti.


Bu "Emmanuel'in Kitabı" da bitmek tükenmek bilmeyen kıytırık, uyduruk, skindirik ruhçu kitaplarından bir tanesi. Kitaptan ufak bir alıntı yapıp kafanıza bu ruhçuluğun ne mal olduğunu iyice kazımak istiyorum.

Emmanuel adında aşmış bir ışık varlığı varmış, sorularımızı cevaplıyor bu kitapta kendisi. Burak Özdemir'in Dona'sı gibi bir şey yani, bakalım Emmanuel "çocuk istismarı" hakkında neler yumurtlamış:

“Bu insanlık tabiriyle hoş görülmeyecek bir durumdur. Ancak kayıtsızlıkla değil, şefkatle ve her ruhun bilgeliğine derin bir inançla bunun ötesine bakalım. Yalnızca çocuk için değil, aile için bu deneyimden öğrenilecek ne var? Kötü harekete maruz kalmış hatta bu şekilde hayatını kaybetmiş bir çocuk, ailesine büyük bir sevgi ve özveri armağanı vermiş olur, tabi onlar bu hediyeyi almak istiyorlarsa. Böyle saldırıları yaşayan ruhlar yalnızca kendilerinin ve rehberlerinin bildiği nedenler yüzünden onu seçmişlerdir… Olayları Tanrı’nın gördüğü gibi görmeniz pek mümkün değildir. Yargılarınızı Tanrı’nın ellerine bırakın.” (Emmanuel’in Kitabı s. 240-241.)

Hey maşallah, çocuk tecavüzüne böyle bir bakış açısı görmüş müydünüz daha önce siz?

Yani çocuğu tecavüze uğrayan aile aslında şanslıymış, çünkü böyle "olgunlaştırıcı" bir "deneyim" yakalama şansına sahip olmuşlarmışmış.

He bi de bunları anlatmadan önce şöyle bir girizgah yapıyor: "çocuk istismarı insanlık tabiriyle hoş görülmeyecek bir durumdur, ancak aslında öyle değil...", zira arkadaş bunları diyerek şuna zemin hazırlamak istiyor: Hani ben bir şeyler saçmalayacam, siz ola ki bana karşı gelirseniz, bunun sebebi sizin "tekamül" edememiş, basit, avam insanlar olmanızdır. Yoksa benim anlattıklarım çok hidayet dolu şeylerdir...

Lan ruhçular, sizin alayınızı hidayete kavuştururum bakın adamı hasta etmeyin.

Ya lütfen, sizden rica etmeyi bırak, size yalvarıyorum, şu spritiüalist derneklere giden, şifa reiki bilmem ne olaylarına giren yakınlarınız varsa engel olun. Sütten ağzı yanmış biri anlatıyor bunları ya, size yemin ederim ki bir bok değil bunlar. Kendilerini "aydınlanmış" olarak görme merakındaki, çürük ve altyapısız bi felsefeye sahip 3-5 salağın ikna edici konuşmalar yaptığı kıytırık dernekleri var bu adamların. Sayıları da çok fazla, ayık olun ve pabuç vermeyin şunlara ya. Allah rızası için.

Neyse.

Gel bak şimdi "Mevlana" adı altında ne haltlar karıştırdıklarını da kendi gözlerinle gör...

"Dünya Kardeşlik Birliği" ya da nam-ı diğer "Mevlana Yüce Vakfı"nı duymuş muydunuz? Internet'te şu adreste ikamet ediyorlar: http://www.dkb-mevlana.org.tr/ana.html


Şimdi malumunuz bu üçgen/piramit artık "aydınlanmış" arkadaşların popüler kültüre kabul ettirdiği bir sembol oldu, o yüzden bu tür ruhçu oluşumlarda da sık sık görürsünüz bu sembolü, şekil A'da görüldüğü üzere. Fakat ben artık sembolünden de geçtim, bu herifler nasıl sapkın fikirlerle beyin yıkıyorlar onları izah edecem ben sadece.

Şimdi Bağdat Caddeli kokoş teyzeler arasında pek yaygın olan bir "Altın Çağ Bilgi Kitabı" var bu arkadaşların, oradan alıntı yapacam.

Altın Çağ Bilgi Kitabı 1986 beşinci Ay Fasikül 17. Sy: 151
“İslâmın kitabını, islâm dostlarımız bilinçli bir şekilde okumuşlarsa, onun size vermiş olduğu mesajı çok iyi bileceklerdir. Bu mesajın özü, sevgi, hoşgörü, sabır ve bir şeyi anlamadan, onun bilincine varmadan ön yargılı olarak inkâr etmemenizdir. Bazı köklenmiş bağnaz düşünceler, hâlâ ruh yoktur, reenkarnasyon yâni yeniden doğuş yoktur, cin vardır, şeytan vardır demektedirler."

Dur dur, ehehehehehehe.

Şimdi diyorlar ki, bu çağda hala "ruh yoktur" ve "reenkarnasyon yoktur" diyenler bağnazlarmış.

Reenkarnasyona inanmıyorsanız yobaz piçsiniz yani. Çünkü biz anlayamıyoruz arkadaşların aydınlanmışlık seviyelerini, onlar görmüşler işin özünü, fakat biz "avam" ve "bağnaz" olduğumuz için bunu göremeyip reenkarnasyon diye bir şeyin olmadığını zannediyormuşuz. Reenkarnasyonla bilmem kim şahsın, bilmem kaçıncı bedeni olduğunu iddia eden Said Nursi gibi arkadaşlar çok ilim dolu "aydın" kişiler oldukları için biz onların söylediklerini anlayamıyoruz malesef...

Devam edelim kitaptan, şimdi biraz uzun bir alıntı yapacam fakat lütfen "MEVLANA" adı altında size neler dayatmak istediklerini kendi gözünüzle görmek istiyorsanız üşenmeyin ve okuyun... Okuyun ki şimdiye kadar anlattığım Luciferian fikirlerle harmanlanmış bu sapkın New Age görüşlerinin ne bok olduğunu kendi gözlerinizle görün:

"Bir zamanlar bazı kişiler, İslâm'ın peygamberi için "cinlenmiş şair" diyorlardı. İslam‘ın kitabında, "cin"i kötü olarak tanıtan sûrelerin yanlış anlaşılması, İslâm toplumunu bu hâle getirmiştir. “Cin” de Allah'ın bir varlığıdır!..  ...Unutmayın ki, İslâm'ın kitabında bahsedilen "cinler", sizlere hakiki yolu gösteren yüce varlıklardır ve rabbin emrinde hareket eden dostlardır... 

Yine sizi kurtaracak olan, rabbinizin ilâhî emri ile "cinler" olacaktır. Bizimle irtibatta bulunan yüce görevliler, sizlere, bizi anlatmakla, tanıtmakla mükelleftirler... ...İslâm'ın kitabında 7-181 âyet şöyle der: Yarattıklarımızdan öyle bir ümmet vardır ki hakka iletirler - hak ile adalet yaparlar. İşte bunlar bizleriz. Yani uzaylı dediğiniz dostlar.”

Okudunuz mu?

"Mevlana" adı altında bu yapılanın, Lucifer öğretileriyle dolu New Age fikirlerinden ne farkı var? Tek bir fark gösterin bana Allah rızası için ya?

Şimdi bu arkadaşlar bunları anlatıyorlar, cinlerin bize "hakiki" yolu gösteren "yüce" varlıklar olduğunu söylüyorlar, arada "uzaylı dostlar" fikrini de gömüyorlar ve diyorlar ki "kurtuluşumuz yüce cinlerde, ruhlarda ve uzaylı dostlarımızdadır".

Aynen bunu diyorlar, ben götümden uydurmuyorum, kaynak ismi ve sayfa numarası bile belirttim daha ne yapayım?

Şimdi bakın, cinler belki özünde iyi çocuklardır, aralarında müslüman olanı, sizin gibi spiritüalist ahmak olanı, ateist olanı, satanist olanı da vardır, bu doğrudur. Fakat insanlarla irtibat halinde olan cinler, bu hayata müdahale etme çabasında olan cinler kötüdür, Allah'ın emrine karşı gelmişlerdir ve şeytan olmuşlardır. Bunu ben değil Kuran söylüyor. Hani adını andığın, kendi gerzekçe fikirlerine alet etmekten çekinmediğin Kuran var ya, işte o diyor bunları.

Cinlerden korkmayın tabi, neyinden korkacan, bu kısma katılıyorum. İyi de korkmuyorum diye niye bağrıma basayım la elin cinini? Niye yüce varlık olsun olum cinler? Manyak mısınız lan siz?

Alın sevgili Mevlana adı altında kıytırık ruhçu öğretilere inanan kardeşlerim, okuyun lazım olur bunlar:

"...Melekler derler ki: Tespih ederiz seni! Bizim Veli'miz sendin, onlar değil. Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere iman etmekteydi." (Sebe, 40, 41)

"İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar."  (En’am Suresi 6:112)

Tamam mı güzelim? Eğer "müslümanım" diyorsanız ve sonra da elin cinlerine bu tür abidik gubidik anlamlar yüklüyorsanız, belki birkaçınız denk gelir de şu blog'u okur ve kafasına bazı şeyler dank eder diye anlatıyorum bunları. Gerçi bu tür kıytırık cin muhabbetlerine girecek olan "akıllı" insan önce dur bi Kuran ne diyormuş diye bakıp onu okur, ama çok aydınsınız ya tabi, gerek yok sizin Kuran'ı da okumanıza. Afferin oğlum, good boy.

Gel gel, bitmez bu ruhçuların yaptıkları.

"Mevlana Şems'in yanına girdi. Şems şahane bir çadırda oturmuş Kimya Hatun ile oynaşıyordu. Mevlana dışarı çıktı. Bu karı koca oynaşmalarına mani olmamak için medresede aşağı yukarı dolaştı. Sonra Şems (Mevlâna'ya) içeri gel diye seslendi. Mevlana içeri girdiğinde Şems'ten başkasını görmedi. Kimya nereye gitti? dedi. Şems 'Yüce Tanrı beni o kadar sever ki, istediğim şekilde yanıma gelir. Şu anda da Kimya Hatun şeklinde geldi' buyurdu." Kaynak: Ahmet Eflaki. Menakibul Arifin - 11/56/57. Haksöz Dergisi, Nisan 93
 
Ne diyeyim lan ben bunun üstüne? Şems Tanrı ile sevişiyormuş, bak bak bak. Hulül inancı bu. Bu inanışa göre Allah insanın bedenine girer, Allah’ın bedenine girdiği insan tanrılık niteliklerini alır. Bu iddia da tam bir dinden sapmadır, sapıklıktır, quentin'liktir, tarantino'luktur.
İbn Arabi ise şunları der mesela:

"Varlığımız onun varlığıdır. Varlığımız açısından biz O’na muhtaç, nefsinden zuhuru için O bize muhtaçtır"
"O bana hamd eder, ben ona hamd ederim
; O bana ibadet eder, ben O'na ibadet ederim"
(Fususu'l Hikem, 1/83, el Halebi baskısı)
 
Fazla söze-yoruma gerek yok heralde, Allah kullara muhtaçmış İbn Arabi’ye gore ve Allah bize ibadet ediyormuş. Hmm ehehe.

İbn Arabi'den kısa kısa inciler gösterecem şimdi:

"İnsan, Allah'ın sureti; alemler, bu suretin kendisinde yansıdığı ayna; Allah da, insanın sureti olduğu Zat'tır. Şu halde biz, Hakk'ı, hangi vasıf ile nitelemiş isek, bizde de o vasıf vardır. Çünkü suretleri farklı olsa bile, dua eden, icabet edenin aynısıdır."

Al sana "enel hakk" kavramı (İbn Arabi, Heme O'st (her şey Allah'tır) der, mantık olarak o da enel hakk'tır). Enel hakk nedir? "Ben Tanrı'yım" demenin tasavvufi yoludur.

Bakın güzeller, bir öğretinin 12. yüzyılda doğmuş olması, çok eski olması, onun doğru olduğu anlamına gelmez. Bu uyduruk ruhçular, ve Ashtar Galaktik Kumandanı denen oluşum da "ben Tanrı'yım" diyor. E onlar da mı hidayete ermiş aydın kişiler şimdi? Aralarındaki tek fark biri 2011'de yaşıyor, biri 12. yüzyılda, başka da hiçbir fark yok. Gözünüzü boyamasın "tasavvuf" adı altında, "islam alimi" olduğu ileri sürülen kişilere maledilen saçmalıklar. Bu kadar markacı ve etiketçi olmayın, isimlere değil fikirlerdeki çarpıklıkları görmeye odaklanın. 
Devam edelim biz, bak bak, Arabi in the club:

"O halde, dini anlamıyla, ahiret hayatında bir azap ve mükafat yoktur." (Yani cennet ve cehennem yokmuş Arabi'ye göre, Kuran bize yalan söylüyormuş, e bu matematik bizi kandırıyor hocam)

Satanizm neymiş, esintileri nerelerde varmış görebiliyor musunuz? Satanizm kedi kesmek değildir lafını kaç kere daha tekrar etmem lazım? Asıl satanizm işte budur, BU.

Bunlar da New Age'ci arkadaşlar tarafından öyle güzel kullanılıyor ki, öyle güzel alet ediliyor ki... Daha sayısız örnek gösterebilirim size, fakat ben de insan evladıyım, yavaş yavaş sonlandıracam yazıyı. Burada rol model olarak Mevlana Kardeşlik Vakfı'nı ve İbn Arabi'yi seçtim fakat siz isimleri boşverin, bu spiritüalizm denen öğretinin ne haltlar karıştırdığını, doğrularla beraber nasıl şeytani ve yozlaşmış fikirleri size kakalamaya çalıştığını anlayın istiyorum. Tek derdim o.

Son olarak "İslam" adını kullanan bu arkadaşlara bir ayet göstermek istiyor ve çekiliyorum:

"Yazıklar olsun o kişilere ki, Kitap'ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye, "İşte bu, Allah katındandır!" derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!" (Bakara Suresi 2:79)

Hz Muhammed de heralde Nostradamus'la akraba falan, 1400 yıl sonrasını bile görebilen şeyler yazmış (!) baksana...

Böyle yani, anlaştık mı kaynatasızlar ehehe.
Ve ayrıca her "Illuminati " adı altında kurulan internet sitesine de "abuuu" diye atlamayın. Mesela bi site çıkmış geçenlerde, neymiş efendim Illuminati tarafından kurulmuş bir siteymiş de, geri sayım yapıyormuş da, 7 Aralık 2011'de bitiyormuş o sayım da...

Asparagas olum bunlar, geçin, tamah etmeyin. İşgüzar adamdan bol ne var piyasada?

Hem bir şey söyleyeyim size, bugün bir şey olma ihtimali, 7 Aralık 2011'de veya 21 Aralık 2012'de bir şey olma ihtimaliyle aynı. Bu tür şeylere inanır ve ortalığı galeyana getirirseniz sadece onların korku politikalarının işe yaradığını göstermiş olursunuz. Yapmayın etmeyin. Bir sikim olmayacak 21 Aralık'ta korkmayın, he tabi olabilir de ama bugünden veya yarından ekstra bir ihtimali yok gözümde, onu demek istiyorum.

Her gördüğünüz sembole de öyle "aha bu Lucifer sembolü, masonik sembol abooo" diye atlamayın. Sembolizm asırlardan beri vardı, olmaya da devam edecek. Sembol kullandığını farkettiğiniz kitap, metin, klip veya filme balıklama atlamayın, "öğreti"si ne ona bakın, eğer ikisi birleşiyorsa o zaman o sembolün bir amaca hizmet ettiği sonucuna varın. Zira şüphecilik ve paranoya arasında ince bir çizgi vardır, o çizgiyi aşmayın, yoksa hayattan zevk alamazsınız.
Şimdiye kadarki hem en uzun, hem de bazıları için "hazmetmesi" en zor yazım bu oldu sanırım, fakat yine her şeyi delilleriyle ve olabildiğince sade anlattım. Önyargılarından ve saplandığı fikirlerinden kurtularak tarafsızca okuyanlar yine kapmışlardır anlatmaya çalıştığım şeyleri, -izm'lerin kölesi olmuş sığır ve yobaz kitleye ise yapacak bir şey yok. 
Hadi sığır ekşici, özgürsün, şimdi buradan öğrendiğin argümanların üzerine 2-3 sikindirik elitist yaklaşım ekleyerek sağda solda "uydurmuş saçmalamış cahil yeeaaa" diye sikim sikim konuş, Selinsu'ya yaranmaya çalış, hayatta sebep-sonuç ilişkisi hiç yokmuşcasına öküz gibi yaşamaya devam et. Devam et çünkü böyle yapınca verecek Selin sana, o verince zaten hayattaki tüm misyonunu da tamamlamış olacaksın, hadi aslanım göreyim seni. Küflenmiş beyin nöronlarını siktiğimin salağı seni.

Ve son olarak, bu yazının başlığı aslında "Satanizm ve New Age Volume 2" olacaktı, fakat dedik ya sığırlar için ambalaj her zaman içeriğin önündedir diye. Kuru kuru "satanizm" desek ciddiye almayacaktı bu sığırlar, o yüzden Rothschild diye gömdüm onlara bu yazıyı, hadi geçmiş olsun ehehe.

Sevgi ve ışığın gücü adına.

Şaka lan şaka, sıçarım ışığınıza şimdi hadi yallah ehehe.