Okunması şart makaleler:


Bir süredir Facebook'ta daha aktifim, oradan takibe alın kaynatasızlar.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Saygı

Moralin bozuksa okuma, mesuliyet kabul etmem, burası benim kusma tasım.

O kusma tasını da açıklayayım. Çocukken ben çok sık hasta olurdum, bronşiyal astımım vardı, zırt pırt öksürüp kusardım. Annem de hasta olduğum zamanlar sürekli yanımda mavi bir tas gezdirirdi, başucumda dururdu o iğrenç tükürük kokulu tas, hani içine kusayım diye. Burası da o mavi tas işte benim için, hem de iğrenmediğim bir tas.

5 sene mi oldu, yoksa 6 mı, tam hatırlamıyorum amına koyim. Amcamlarla Yeşilköy sahilde bir balık lokantasına gitmiştik. Hani benim o yaşıma kadar yediğim en lüks yemek babamın arada sırada ısmarladığı iskenderdi, biz iskender sipariş ederdik, "Başka bir isteğiniz var mı abi?" diye sorardı garson babama, babam da kendine bir su söylerdi. Çocukluğumda gördüğüm en lüks anım buydu benim. Neyse işte, o lokantadan içeri girdik biz abi, bir saygı, bir hürmet var ki sorma. Papyonlu garsonlar amcamın cekedini alıp sandalyeye kendi elleriyle astılar, benim sandalyemi de bir başka garson çekti oturayım diye. Yemek esnasında da hizmette kusur edilmedi, böyle garsonlar rakı bardağımıza buzu bile kendileri atıyorlardı. Arada sırada mekânın "yetkili bir abi"si olduğu anlaşılan orta yaşlı bir adam yanımıza gelip amcama "Bir emriniz var mıydı efendim?", "Memnun musunuz?" gibi sorular soruyordu, tüm masaları dolaşıyordu böyle manyak gibi. Pek renk vermedim ama içten içe vay amına koyayım dedim, nereye geldik biz böyle? Hayatımda ilk defa benden büyük birisi bana "beyefendi" diye hitap ediyordu, bana hizmet ediyordu, yere düşürdüğü bir şey için benden özür diliyordu ve herkes bunu normal karşılıyordu.

Sonra büyüdüm ben biraz, çok sık olmasa da öyle yerlere gitmem gerekti arada sırada ama hiçbir zaman şikayet eden, memnun kalmayan müşteri olmayı beceremedim o tür yerlerde.

Lan benden büyük birisi bana "beyefendi", hatta "abi" bile diyor ve üstüne üstlük hizmet ediyor, bu normal bir şey mi?

Ben orospu evladının teki de olabilirim, ne yaptım ki o saygıyı ve hürmeti hak edecek?

Bir şey yapmadım, o saygının ve hürmetin bedeli sadece paraydı.

"Lan hayat böyle işte, oyunu kuralına göre oynayacaksın, çalışacaksın, karışacaksın hayata" diye kendimi motive etmeye çalışıyorum bazen, ama olmuyor. Dolmuşçuya "50 kuruşum çıkmadı ya kusura bakma" dediğimde "Canın sağolsun birader" lafını duymak bana kendimi daha iyi hissettiriyor o para karşılığı gösterilen saygıya kıyasla.

Aslında yalan söyledim, kendimi motive etme şeklim bu değil benim. Bak moruk, ben manyağım. Psikolojik rahatsızlıkların prim yaptığı gerizekalı bir insan algısı var piyasada, ama iş gerçekte öyle değil. Benim anam sikiliyor sabahları, kusuyorum, kalbim sıkışıyor, 3 aylığını çekmeye giden babaanne gibi istemsiz bir "ıh ıh ıh" sesi çıkarıyorum. 2 sene önce fermuarlı bir bot almıştım, sırf sabahları eğilip bağcıklarını bağlamak zorunda kalmayayım diye, çünkü onu yapacak kadar bile halim olmuyor. Bu haldeyken her sabah, bak her sabah, dışarı atmak için kendimi nasıl motive ediyorum biliyor musun?

Bir gün öleceğimi düşünerek.

Diyorum ki, belki daha yakındır o tarih, belki daha yakın bir gün ölürüm, bakarsın kanser olurum falan diye düşünüyorum ve iyi hissediyorum. Hani insan otobüste bazen ütopik hayaller kurar ya, bunun ispatı da her otobüsün en az 2-3 camında bulunan insan saçı yağı birikintisidir. Herkes o otobüste kafasını cama yaslayıp hayaller kurar çünkü. İşte kimisi kendini başbakan olarak hayal eder, kimisi dünya kupası final maçında ülkesine maçı kazandıran golü atmış futbolcu olarak, kimisi dünyayı yöneten adam olarak hayal eder, kimisi 500 kişilik mahkeme salonunda şov yapar gibi imkansız bir davayı kazanan Amerikan filmlerinin avukatı gibi hayal eder, kimisi kuyruk acısı hissettiği birine karşı gerçekte söyleyemediklerini söyleyebilen bir cengaver olduğunu hayal eder, eder de eder amına koyim. İşte benim sabahları otobüste kurduğum o ütopik hayalim, bir gün ölecek olmam. Sabahları bana "beyninde tümör çıkmış" diyecek bir sesin hayaliyle ayakta durmaya çalışıyorum. Ama şu var, geçiyor o halim sonra. Zaten bunları beni tanıyan kimseye anlatamıyorum pek, çünkü inanmıyorlar, yanlarında "ipimle kuşağım sikimle taşağım" takılan bir adam görüyorlar zira, bilmiyorlar çift kişilikli olduğumu, Gregor Samsa gibi sabahları bir böceğe dönüştüğümü. Bir kız arkadaşım var, bir amcam, onlara anlatıyorum, bi de burada anlatıyorum.

Ağrıma gidiyor.

Lükste, şatafatta gözüm yok ama bu hayatta saygıyı ve adam yerine konulmayı, ancak belli/belirsiz bir şekilde para sahibi olanlar veya 18 yaşına kadar kafasını testlerden kaldırmayıp harıl hurul çalışarak, hayatla tüm bağlarını kopararak çeşitli sınavlarda derece yapıp savcı, müdür vesaire olanlar görüyor.

Senin adalet dediğin şeyi de bunlar belirliyor, düzen dediğin şeyi de, eğitim dediğin boku da.

Bakma sızlandığıma, şu yazıyı bitireyim ben 2 dakika sonra Allah'a şükredecem, ama yine de ağrıma gidiyor moruk.

Bu kadar adaletten yoksun bir dünyada kendime mücadele etmek için bir sebep bulamamak, zaman zaman kendimi salmak, benim ağrıma gidiyor.

Ve üstüne üstlük, bu böyle gelmiş, böyle gidiyor.

O değil de günde 2 paket sigarayla kanser olunuyo mu? 

13 yorum:

  1. yeni yazı ne zaman gelir bilmiyorum, yoruma kapalı.

    YanıtlaSil
  2. Yazının tamamına katıldığımı söyleyemem saygı konusunda haklısın ama kafasını testten kaldırmayanlar boş insanlar değiller savcı hakim olmak o kadar basit değil yazın için teşekkürler emeğine sağlık ayrıca selametle...

    YanıtlaSil
  3. Bütün bloğu okuyup arşive almam 1.5 ay sürdü. Evde net kullanmadığım için iş yerinde sürekli okudum. Bugün İtibari ile %100 bölüm ve aylara göre kategorili olarak yazılarını tamamen indirim ve beğendiğim yorumları kaydettim.
    Beni için seni okumak bir zevkti ama yanlışınla ama doğrularınla. Her okuduğum yazında bildiğim ve tahmin ettiğim şeyleri daha detaylıca gördüm ve biraz da olsa Farkında olduğum şeylerden dolayı içine düştüğüm karamsarlıktan uzaklaştım.
    Ama sende bittin işte şimdi yine yapacak birşeyim kalmadı. Bu farkında olma olayı benim 5 sene mi yedi Sikko. 2007 den beri bunları düşünüyorum araştırıyorum v.s.. Kafa kalmadı artık. Yaptığım hiçbirşey tat vermiyor. İnsanlardan o kadar uzağım ki yanlızlıktan ölecekmişim gibi hissediyorum.
    Çok uzak geliyor insanların yaptıkları muhabbetler. Sadece kafa ütülemek olarak geliyor. Dİnlerken yaşadığım sıkıntıyı anlatamam sana.
    Hobi adına yaptığım hiçbir b.k kalmadı. Yaş 28 ama sanki ömrümün sonunda gibiyim. Geri dönmek ve hiçbirşeyden habersiz Berkcan gibi olmayı istediğim çok anım oluyor. Rahmetli baban gibi her gün bu beyni söküp atmak istiyorum ama başaramıyorum.
    Yaşama sevincini kaybetmiş bir insan oldum. Görüyorum ama boşa bakıyorum herşey renksiz geliyor. Duyuyorum ama uğultu sadece, tadıyorum ama hiçbir s.kim tad alamıyorum.
    Ve en kötüsü Hissedemiyorum hayatı Sikko.
    Evlilik planım ile biraz hayatım neşelendi. Çok sevdiğim bir Minnak'ım var artık ama inan bu düğün öncesi olaylar özellikle geri kafalı aile büyüklerinin saçma sapan adetleri yüzünden bunalıma girip girip çıkıyorum.
    Zaten kendimi normal bir insan gibi görmüyorum bir de bu sevmediğim saçma işler çıkınca başıma daralıyorum.
    Birşey diyeyim mi bu farkında olmak hastalığı kanserden daha tehlikeli bir hastalık. Tedavisi yok kardeşim... Çok şey denedim ama ortada olan herşeyin yapmacılığından kaçamıyorum bir türlü.
    Bir gün bulursun bir çözüm muhakkak tavsiye et bloğunda. İnsanların birbirlerinin deneyimlerinden yararlanmak gerekir.
    Çok sıkılıyorum Sikko çok. Kendimi bazen o kadar enteresan şeyleri düşünürken bulup irkiliyorum ki sana anlatamam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakma sen, aslında bu yapılan kolay yoldur,yani farkına varıp sonra kahıra dalmak.İnsan böyledir işte, her şeyde bencildir önce kendini düşünür. 'Farkındayım artık BENCE başka hiç bir şeyin anlamı yok’. Evet bu bir bencilliktir aslında ve kibirdir birazda. Ama en iyi deyişle bir savunma mekanizmasıdır diyelim hadi. Haa bunu yapmak kötüdür diyemem hiçbir zaman, bu bir etkiye tepkidir.Kimin hangi etkiye nasıl tepki vereceğini kimse katagorize edemez. Hepimiz ayrı kişilikte, donanımda, ayrı çevre koşullarında insanlarız nihayetinde. Ama anladığım kadarıyla çoğumuz gibi senin için hayatta sana sıkıntı veren şeylerle karşılaştığında öne sürdüğün bahane olmuş gibi bu farkındalık. Amacın bu değildir elbette ama öyle olmuş. Nihayetinde farkındalık iki ucu çoklu denklem demek değil mi.( orjinalini biliyorsundur ) Şimdi evlilik aşamasında sence geri kafalı olan aile büyüklerinin saçma sapan adetleri yüzünden bunalıma girip çıkmanın sebebi farkındalığın mı, yoksa herkesin o durumda yaşadığı , yeni bir hayata yeni bir insanı katarak koyulacağın gerçeği ile birlikte maddi manevi yükün altında ezilen her insanın yaşadığı bir durum mu? Ama şunu biliyorum ki bu durumun etrafındakiler için kötü olmalı. Yani seni seven değer veren insanları ve kendini sırf farkındalığınla bundan daha getirisiz üzemezsin. Üzmenin getirisi olur mu deme oluyor vallahi, her şeyin bir getirisine bakacaksın bir götürüsüne. Elbette amacın bu değildir, elinde değildir, ama o zaman farkındalığın hayattan zevk almaya engel bir şey olmadığının farkına varıp bu yeni farkındalığınla belki diğer farkındalığının etkilerini azaltabilirsin ama bunu neden yapamıyorsun peki hiç düşündün mü? İşte ilk cümlede söyledim bunun nedenini.Bu elinde muhteşem bir şeye sahip olup onunla ne yapacağını nasıl kullanacağını bilmediğin için üzülmeye benziyor. O üzüntü elindeki şeyin muhteşemliğine helal getirmiyor ama. Farkındalık iyidir, fark ettiğin şeyler ne kadar kötü, umut kırıcı olsa da farkındalık iyidir. Ama bununla ne yapacağın önemlidir. Carpe diem ne kadar saçmaysa farkındalığı bu şekilde yaşamak o kadar gereksizdir.Yani bu hayatı lay lay lom geçirelim demek değil yanlış anlaşılmasın. Aslında insan işte tam olarak burada yanılıyor; farkında olup bu farkındalıkla hayatı yaşamaya devam ettiğinde belki bir şeyden zevk alıp güldüğünde ihanet etmiş gibi hissediyor. Farkındalık nihai bir son değil ki hem daha bir sürü farkındalık gerektiren konu var. Ölüm haricinde hangi farkındalık diğer tüm konuları silip atabiliyor ki. Bu arada kendini iyi hissettirdiğini düşündüğün şeyler mutlaka bitiyor Michael’ın yazıları gibi,(ama tam olarak bitmiş sayılmaz devamı geleceğine göre) O nedenle iyi hissetmek için olan tüm bağımlılıklar kötüdür. Bittiğinde yeniden boşluğa sürüklüyorsa ne işe yarar ki o şey. Sigara da sağlığa zararlıdır Buda bonusu olsun. Bir de mutluluklar.


      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  4. Müdür iki paket sigarayla kanser olursun evet. Bu çok fazla. Azalt onu benim gibi günde 5-10 dal arasına indir. Sen lazımsın bize olum daha çok aydınlatıcaksın insanları.Bu dünyaya herkesin bi geliş amacı vardır.Seninkini bilmiyorum ama yapman gereken şeyi yapman gerek. Anlatabiliyo muyum. Kal sağlıcakla.

    YanıtlaSil
  5. Uzun yazıp kafa şişirmeyeceğim, ama şu bloguna bir bak. Ciddiyim yorumlarına tek tek bak. Sonra başka bloglarda gez, en çok övülenlerde filan... Senin kadar sevilen kaç kişi var sikko? Seni destekleyen kaç tane adam var burada. Ve sana saygı duyan. Cebinde kaç paran var bilmiyoruz, nasıl giyiniyorsun bilmiyoruz. Ama sana sırf fikirlerinden ve icraatlerinden dolayı saygı duyuyoruz sikko. İstediğin de bu değil miydi? 2 paket sigara cidden çok. Madem bize kustun, laf söyleme hakkımız var. Azalt o sigarayı, çükünü yerim. Sağlıcakla...

    YanıtlaSil
  6. İnsana bir dağ altın versen, sonra 1 dağ daha ister.

    Asıl soru şudur "sonra" ??

    YanıtlaSil
  7. Ne bencilsin sen ya, ne kadar zavallisin ayrica, hele bi git helal etmem hakkimi valla

    YanıtlaSil
  8. sana uyumak için günde 4 saat veriyorum sikko gerıye 20 saatın kalıyo .. yarım saatte 1 dal içiiyosun ya o dal gotune gırsın hadi sağlıcakla

    YanıtlaSil
  9. Olum siz tümden benim arkadaşım olup bizim evde yaşasanız ya, yada ben dolaşayım hepinizi tek tek

    YanıtlaSil
  10. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  11. Aynı şeyleri hissettiğim birinin yazılarını okumak garip geldi.

    YanıtlaSil

Bu blog'a yapılan her yorum, o yorumun sahibini bağlar. Ayrıca makaram sarı bağlar.

3. şahsa hakaret olmadığı müddetçe asla yorum silmem. "Bu yorum yazar tarafından silindi" ibaresi, eğer o yorumu yazan kişi kendi yorumunu sildiyse çıkar.