Okunması şart makaleler:

Tasavvuf ve Tarikatlardan Yeni Dünya Dinine: Bölüm 1 ve Bölüm 2
Komünizm, Kızıl Devrim, Sovyetler Birliği ve Şirketler
İnsan, Din ve Kuran
Bu da amme hizmeti: Okunması Gereken Kitaplar Listesi

Bir Başka Din: Tasavvuf kitabı çıktı; internet'ten sipariş etmek için kitapyurdu link'i.

YENİ: Youtube'daki hodor hodor konuşmalarım için buradan alalım.

2 Eylül 2017 Cumartesi

İslam'da Çocuk Evliliği Var Mı?

Selam kaynatasına uçan tekme attıklarım.

Şimdiye kadar işittiğim ateist argümanlar arasında "en başarılı şekilde gelenekçi mezhepçilerle işbirliği yapma" Oscar'ını Talak suresi 4. ayette pedofili olduğunu söyleyen yalana veriyorum.

Kısa bir özet geçeyim: İslam'da boşanan bir kadın, yeniden evlenmek için kısa bir iddet süresi bekler. Yani mantıken bu bekleme süresinin, kadının hamile kalması durumunda çocuğun kimden olduğunun belirlenmesi için getirildiği ortada. Bence bir de muta nikahı denilen saçmalığın önüne geçmek için de var bu kural, yoksa Şia mantığıyla bir kadın "hop senle evlendim, senle seviştim, şimdi senden boşanıyorum, sıradaki gelsin hemen onunla da evlenip sevişecem" şeklinde fuhuş da yapabilir olurdu.

Neyse, kadınların medeni hallerine göre bu iddet süreleri farklılık gösterir: Eşinden boşanan kadın yeniden evlenmek için üç kez regl olmayı bekler (2/228), eğer kadının eşi ölmüşse dört ay on gün bekler (2/234), hamile olan kadın da doğum yapmayı bekler (65/4). Bu süreden sonra da başkasıyla evlenebilir. Geriye de menapoza girmiş ya da amenore olduğu için adet göremeyen, görmüş olsa da belli belirsiz zamanlarda adeti kesilen kadınlarla ilgili hüküm kalıyor. Bu kadınlar boşanırsa doğal olarak normal kadınlar gibi üç kere regl olmayı bekleyecek değiller, zira kimisi menapoz, kimisi de hastalık sebebiyle regl olamıyor yahut olsa da belirli belirsiz dönemlerde adeti kesildiği için regl dönemi üzerine hesap yapılması güvenilirlik teşkil etmiyor. Bu kadınlarla ilgili hüküm de yine Talak 4'te şöyle geçiyor: "Adetten kesilen kadınlarınızın iddet bekleme sürelerinde kuşkuya düşerseniz, onların iddetleri üç aydır. Adet görmeyen kadınların süreleri de böyledir. ..."

Fakat adam geliyor, "adet görmeyen kadın" ifadesini "HENÜZ adet görmemiş" diye deforme ediyor. Bunu yaparkenki mantığı da şu: "Ya burada adet görmeyen kadından bahsediliyor, o zaman bunlar çocuk olmalı. AHA O ZAMAN İSLAM'DA ÇOCUKLARLA EVLİLİK VAR"

Fakat bu çarpıtmanın tillahını günümüz ateistleri değil, zamanın mezhepçi gelenekçileri yapıyor, yüzlerce yıl boyunca da yaptılar. Zira eski tefsirlerde ve günümüzdeki bile birçok mealde burada "HENÜZ adet görmemiş" kadınlardan (ne kadını lan, çocuk) bahsedildiği yazıyor.

Malumunuz kimi kaynaklarda Ayşe, peygamberimizle 6 yaşındayken, kiminde 9 yaşındayken, kiminde ise henüz portakalda vitaminken evleniyor (portakal olayını ben uydurdum, güzel de oldu ehe). Çoluk çocuğu köle edip, onların ırzına geçen adamlar bunu gerekçelendirmek ve meşrulaştırmak için peygambere mal etmekten kaçınmadıkları gibi, Kuran'da buna izin veren bir ifade uydurmaktan da kaçınmıyor.

Ayetin orijinalinde hiçbir şekilde olmayan "HENÜZ" kelimesini oraya ekleyenlerin yanlış yaptığını söylediğinde de, gelenekçi-ateist ittifakı şu meşhur sözle sana karşı geliyor: "Yüzlerce yıldır herkes yanıldı da doğrusunu bir sen mi bildin?"

Artık gına getiren bu soruya şöyle cevap veriyorum:



Son olarak gelelim İslam'da evlilik yaşının ne olduğuna. Erginlik çağıdır, bu kadar basit.

"Yetimleri, nikâh çağına gelmelerine kadar gözetleyip deneyin. O zaman onlarda içinize sinecek bir olgunluk ve erginlik görürseniz, mallarını onlara geri verin ..." (4/6)

Bunun üzerine söylenecek her laf pişmiş aşa su katmaktır, erginlik/rüşt denmiş, bitti gitti. Benim şu son söyleyeceklerim de boş lakırdı olacak da, günümüzde 18 yaşın kutsallığına inandığımız için birkaç kelam etmek istiyorum.

Elbette günümüzdeki birçok toplumda olduğu gibi 18 (bazen 16) yaş gibi bir sınır Kuran'da yok. Erkek yahut kadın ayırmaksızın, erginliğe eriştiğini gözlediğin insanların evlenmesine izin verebiliyorsun Kuran'a göre. Biz insanoğlu işleri kolaylaştırmak için evlilikten araba ehliyeti iznine, uyuşturucu madde kullanımından silah ruhsatı taşımaya kadar fiks bir taban yaş sınırı belirleyip herkesi aynı yasalara tabi tutuyoruz. Hatta siyasi yahut keyfi nedenlerle saçma yasalar da belirleyebiliyoruz, malumunuz ABD'de silahlanma konusu yıllardır tartışılır durur. Olay o kadar saçma bir halde ki alkol alma yaşının 21 olduğu bir eyalette 16 yaşındaki insanlar yasal olarak ruhsatlı silah taşıyabiliyorlar.

Velhasılı kelam her toplumun ve dönemin sosyal koşulları farklı. Hatta her insanın gelişimi ve olgunlaşma süreci de farklı ki olgunlaşma dediğin şeyin de zamanla tükenen bir sınırı yok. Roma İmparatorluğunda kızların evlilik yaşı 12'ye kadar düşebiliyordu, genel kanıya göre ise ortalama evlilik yaşı 16'ydı ki ortalamanın 16 oluşu, doğal olarak Roma'da 16 yaşından küçük kızların da evlendiği bilgisini bize veriyor. Erginlik çağı denmiş işte, tutup da regl olmayan kızını evlendiriyorsan o senin manyaklığın. Benim çocuğum olsa şahsen değil 18, şöyle bir 25'e kadar evlendirmem bu sosyal düzen içerisinde, zira şu anki sosyal koşullar "benim açımdan" bunu gerektiriyor. Fakat aynı ben Roma'da yahut Azteklerin arasında yaşasaydım, 16 yaşına gelmiş çocuğumun gözünün içine bakıyor olabilirdim "Evlen artık lan" diye. 

Yani insanoğlu olarak kalabalık bir nüfus içerisinde, toplu halde yaşadığımız için, işleri kolaylaştırmak maksadıyla rüşt sahibi olma gerektiren konularda bir taban yaş sınırı belirliyor ve istisnasız herkesi aynı yasalara tabi tutuyoruz. Ardından da bu herkes için geçerli olan minimum yaşın kutsallığına inanıyoruz. Oysa bu, pratik ve kolaycı bir yöntem olmasının kaçınılmaz sonucu olarak tek tek bireylere inildiğinde gayet de haksızlık yaratan bir durum. Misal ben olsam benim gibi dengesiz bir salağın eline kazık kadar olsa bile silah vermem ama yasalar buna izin veriyor. Fakat erken büyümüş köy çocuğu Mehmet belki de 15 yaşında bu hakka sahip olmalıdır.

Sonuç olarak İslam'da çocuk evliliği falan yok, kıçınızdan medeni kanun uydurmayın.


45 yorum:

  1. Son birkaç yıldır yazdığım her yazı öncekiler gibi kitap uzunluğunda olmalı gibisinden gereksiz bir tribe girip kendimi fazla kasmışım. Artık böyle kafama esen konularda, kısa da olsa, orada burada yazdığım yazıları buraya koymaya karar verdim. İyi de yaptım. Kaynataya selam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrunun üzerini örtmüyorsun, Allah yolunu açık eylesin

      Sil
    2. Elif Şafak'ın kitaplarını alıp yazsan şuraya nefes almadan okuruz. Yeter ki yaz.

      Sil
    3. Bence de. Böylelikle hem bize araştırma payı bırakmış olursun he de daha fazla konuya değinebilirsin.

      Sil
    4. İlk defa şuraya birşeyler karalıcam hayat felsefem den tutun din anlayışıma ve beynimi zekâmı daha güzel daha aydınlık yaptığın ve beni 19 'la tanışdırdığın için teşekkür ederim.duygulandım neyse hadi siktirin

      Sil
    5. cemre kuranda baş örtü takmakla ilgili bir ayet var mıdır bilgilendirir misin ?

      Sil
    6. mehmet kardeş baktın mı bilmiyorum ama edip yükselin yazıları videoları var başörtüsüyle ilgili açıklayıcı olur onlar.

      Sil
  2. Başka kitap yazacaksan konusunu ne yapmayı düşünüyorsun?

    YanıtlaSil
  3. Güzel yazı sikko. Daha çok yaz.

    https://ahmetsiir.blogspot.com.tr/?m=1

    YanıtlaSil
  4. Arapçada "lem" ve "lemmâ" edatları, farklı amaçlar için kullanılır. Lem edatı, önüne geldiği fiilin geçmişte hiç gerçekleşmediğini bildirir. Örneğin, İhlas suresinde Allah için kullanılan "lem yelid" ifadesi, "(o) hiç doğurmadı" anlamına gelir. Lemmâ edatı ise, genellikle bozulabilir olumsuzluklarda kullanılır; bu yüzden Türkçeye "henüz ...medi." şeklinde çevrilir. Örneğin, Hucurat suresinin 14. ayetinde geçen "lem yedhul" ifadesi "(iman) henüz (kalplerinize) girmedi" anlamına gelir. Talak suresinin 4. ayetinde, lemmâ edatı değil, lem edatı kullanılmıştır. Bu nedenle ayetteki "lem yehıdne" ifadesini "henüz adet görmemiş" şeklinde değil; "hiç adet görmemiş" şeklinde çevirmek daha uygun olur.

    Burada bahsedilen, toplumda yaygın olarak görülen ve halk arasında "doğuştan menopoz" olarak bilinen (tıpta "primer amenore" olarak adlandırılır) durumdur. Primer amenorede, hasta, hormonal veya yapısal birtakım problemler nedeniyle, 15 yaşını geçmiş olmasına rağmen hiç adet görmemiştir.

    Kuran'a göre (Nisa/6), nikah çağı, reşit olma çağıdır! Zaten Kuran'da evlenme ile ilgili ayetlerin bütünü incelendiğinde, evlenen kadının, parayı yönetebilen (4/4) ve kocasını boşayabilen (4/128-130) aklı başında bir yetişkin olduğu net olarak görülebilir.

    Alıntı: Hakkadavet.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Talâk 4 - Yaşar Nuri Tercümesi: "Âdetten kesilen kadınlarınızın iddet bekleme sürelerinde kuşkuya düşerseniz, onların iddetleri
      üç aydır. HİÇ ÂDET GÖRMEMİŞ KADINLARIN SÜRELERİ DE BÖYLEDİR. Gebe olan kadınların süreleri ise
      yüklerini bırakmalarına kadardır. Kim Allah'tan korkarsa, O ona işinde bir kolaylık nasip
      eder."

      Elmalılı Tercümesi: "(...yukarıdakilerin aynısı işte); onların iddetleri de üç aydır; ADET GÖRMEYENLER DE ÖYLEDİR. Yüklülerin süresi ise doğum yapmalarıdır. (...)"

      Yaşar Nuri'nin tercümesi tıpkı senin izâh ettiğin gibi, "HİÇ" diye çevirmiş.

      Sikko'nun yazdığı da Elmalılı'nın tercümesi gibi: "...Adet görmeyen kadınların süreleri de böyledir."

      Valla bu "Adet görmeyen kadınlarınki de böyle" ifâdesi tartışılır ama "HİÇ ÂDET GÖRMEMİŞ KADINLARIN SÜRELERİ DE BÖYLEDİR." ifâdesinden bence "AHA O ZAMAN İSLAM'DA ÇOCUKLARLA EVLİLİK VAR" netîcesine varılabilir.

      "Hiç" adet görmemiş = Çocuk.

      Ama orada hiç adet görmemiş KADIN diyor. O "kadın" kelimesi mevzûu karıştırıyor. Emin değilim ama yine de "bu hiç adet görmemiş" târifinden "ÇOCUK" mânâsı çıkıyor gibi.

      Sil
    2. Talak 4 ayetinin sonundaki o detay insana bir anlığına "acaba?" dedirtiyor. Ancak diğer ayetlerle birlikte okunduğunda nikahın belli bir rüşte bağlandığı görülüyor açıkça. Bir diğer durum da şu: Net bir şekilde görünüyor ki iddetin mantığı regl üzerine kurulmuş. Yani -bir nevi önkabul olarak- boşayacağınız kadının regl olan/olabilen biri olmasını ummanız gerekiyor. Bir kadının yaşına, boyuna posuna bakarak onun da diğer kadınlar gibi regl olduğunu düşünürsünüz. 6 yaşındaki bir çocuğun regl olduğunu düşünebilir misiniz? Ben ayetin sonundaki o detayın çocuk evliliğine yol veren bir ruhsat değil de bazı insanların (regl olmayan kadınların ve karısı regl olmayan erkeklerin) şüpheye düşmemesi için olduğunu düşünüyorum.

      Sil
  5. Sikko, sekülerizm üzerine yardımanı istiyorum. Daha dün arkadaşlarla bir iki mekana gittik. İnsanların sosyallik anlayışı kafede nargile içmek olmuş lan resmen. Başkalarının gücüne göre sana tavır takınması güçlü bir durumda olsam bile bana iğrenç geliyor. Hele hele siktiği kızla övünen, ona çıplak fotoğraf atan kızın fotoğrafını WhatsApp gruplarında paylaşmak, o kızın basitliği falan...bunlar birtek bana iğrenç ve anlamsız gelmiyor demi lan? Bütün insanlarla ilişkim yolda gördüğüm zaman selamlaşmam olacak en sonunda.

    YanıtlaSil
  6. "Selam kaynatasına uçan tekme attıklarım." Şunu görünce aylar sonra suya kavuşmuş toprak gibi oldum yemin ediyorum. Facebook'ta falan da takip ediyorum seni ama şuraya yazmanı öyle özlemişim ki anlatamam.
    Keşke kendini hiç ama hiç ifşa etmeseydin de aptalca olsa da insan doğasından kaynaklanan bazı kısıtlamalara daha az uğrayarak aynı çizgiler üzerinden yoluna devam etseydin. Neyse, selametle.

    YanıtlaSil
  7. Yanlız bildiğim kadarıyla kurana göre reşit olma zamanı ergenliğe girdiği zaman değil ergenliği tamamladığı zamandır

    YanıtlaSil
  8. Peki hz muhabbet, Ayşe kaç yaşındayken evlenmiş. Söylemedin. Çünkü 6 yanındaki kızla evlenebilirsiniz diyenlerin en büyük sığınağı Ayşe(lise din öğretmenin deli gibisavunurdu). Tabii burada hz muhammedin kendiyle yaşıt arkadaşının en küçük kızıyla neden evlendiği kocaman bir soru işareti

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üşenmeden oku kardeşim. Bu merak ettiğin konu hakkında, aklında soru işareti kalmayacaktır biiznillah.

      https://sorularlaislamiyet.com/hz-ayse-aise-validemiz-peygamber-efendimiz-ile-evlendiginde-kac-yasindaydi-bu-evlilig-dokuz-yasinda

      Sil
  9. Özgür irada hakkında da yazabilir misin acaba bi ara?

    YanıtlaSil
  10. Aman da benim maykim yazı mı yazmış :D özlettin be kerata :) daha okumadan sana katılıyorum maykıl. Kesin haklısındır. Neyse,senin de kaynataya selamlar ;)

    YanıtlaSil
  11. Bu arada geçen gördüm dua istediğini twitterda. Sen kabul olunur mu bilmem demişsin ama müslümanın müslamana gıyabında ettiği dua makbul. Baya makbul hemde. Sen merak etme. Ben hep ediyorum sana dua.

    YanıtlaSil
  12. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  13. ağzını yerim senin, cennetlik meleğim

    YanıtlaSil
  14. Özgür irade kafamı karıştırıyor. Sizin görüşünüzü de bir okumak güzel olurdu. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  15. Mayki seni seviyom kank.

    YanıtlaSil
  16. ulan özletme kendini böyle kısa kısa yaz illa uzun yazmana gerek yok hakkaten iyi yaptın kısaya geçmekle

    YanıtlaSil
  17. 06.09.2017
    Sikko seninle bu tartışmalı konular hakkında yüz yüze konuşabilmeyi çok isterdim. Kendine Kur'an Müslümanı diyen kişiler arasında senin kadar samimi olanına hiç rastlamadım. Ben şimdilik Hanefi olmaya devam ediyorum. Ama benimkisi mutaassıp olmayan, hanefi kaynakları kendi orijinal dilinde okuyabilen, birazda sosyolojik bir hanefilik. Yani muhtemelen bir doğu ilinde doğmuş olsaydım aşağı yukarı aynı şekilde yaşayan bir sosyolojik şafii olacaktım. Bu ayrı bir mesele ama diyeceğim şu ki: mezhepler (en azından dört mezhep) Talak suresi 4. ayetten birebir ateistlerin dediği gibi bir çocuk evliliği cevazı çıkartmış değiller. Benim okumalarımdan ulaştığım sonuca göre, onlar ergenlik çağından önce bir kız çocuğu ile bir yetişkinin nikâh akdine cevaz veriyorlar ama cinsel ilişkisine kesinlikle müsaade etmiyorlar. Yani cevaz verdikleri şey bir nevi evlilik cüzdanından ibaret. Cinsel ilişkiye gelince o zaman yine ergenlik şartı devreye giriyor. Hatta bu açıklama tarzı Hz. Aişe'nin kaç yaşında evlendiğine dair rivayetler için bile söz konusu edilmekte. Yine dört mezhep ergenlikten önce nikâhı velisi tarafından akdedilen bir erkek veya kızın ergenlikten sonra bundan cayma hakkı (fıkıhtaki adı buluğ muhayyerliği) olduğunu da söylüyorlar. Yani mezheplerin meseleye yaklaşımı ne kadar problemli olursa olsun ateistlerinki kadar düz değil. Düz olmamanın ötesinde hem mezhep mensuplarının kendilerini teorik olarak bağladığını varsaydıkları "fıkıh usulü" kaideleri açısından, hem de mezheplerin sonraki yüzyıllarında gelen otorite bilginlerinin meseleyi pratik düzeyde (fetva düzeyi) ele alışları bakımından; bu başlık epey esneklik içerir. Bu biraz "içtihat" teorisi ile alakalı, birazcık ta fıkıhta "ahkâmın değişmesi" olgusuyla. Bu nedenle mezhep olgusuna kategorik olarak olumsuz yaklaşsan da, özellikle tikel meselelerde, hele bu meseleler ibadet alanının dışındaki kişiler arası hukuki düzenlemelerle veya aile hukuku/medeni kanun ile alakalı ise (İslam hukukçularının terimleriyle söylersek: muamelat ve münakehat/mufarakat) daha bir dikkatli ve teennili hareket etmek gerek. Ha bu arada Kur'an Müslümanı ismini üstlenen çevrelerle kafam uyuşmadığı için kendimi Kur’an Müslümanı diye adlandırmasam da temel araştırma alanım Kur'an tefsiri. Pratikte ben de bir Kur'an Müslümanı olabilirim ama sünneti veya hanefiliği ayrı bir din olarak görecek kadar hem Kur'an'ı hem de bunları iyi tanıdığımdan emin değilim. (bir nevi sünnet veya mezhep agnostiği gibi düşün) Kaynataya selamlar...

    YanıtlaSil
  18. "Özgür irade" dediğin Tanrı'dan bir lütuftur, kıyaktır, ikramdır. Bu elbette İslami görüş. Tanrı'nın bilgisi olmadan varolan hiçbir şeyden söz edilemeyeceğine göre; aritmetik bir birleşim, kutsanmış bir mucizedir. Ama kendini bırakırsan, salarsan ne varsa, göreceksin ki sevgiyle sezilebilecek bir bilinmeyendir, her şey gibi aşkındır.

    ÖZGÜN İRADE ise esaslı bir masaldır bu serüvende, 2 yay aralığı bir alanda gözlerin şaşması, aklın sürçmesidir. Geri dönülmesi gereken kavşaklardandır, ama sınırın aşılması kaçınılmazdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zaten özgür iradeden behsedemeyecek olsaydık dinlerdeki ceza kavramı da (korkutma amaçlı dahi olsa) anlamsız kalırdı

      Sil
  19. Sikko daha Fazla yazı bekliyoruz... Kaynatanı düdükletme bana

    YanıtlaSil
  20. ayette zaten anlam olarak 'henüz' geçmesi için arapça metninde 'lemma' geçmesi gerekir. ayeti incelediğimizde 'lemma' bulunmuyor. bu da demek oluyorki apaçık saptırma var mealde.

    YanıtlaSil
  21. Sikkocum Din hoş güzel ana fikrinide anladık son 3 yıldır uyguluyoruz aynı anda fakat biraz daha internationnal olaylara dönsen çok mutlu oluruz (bro kabak tadı verdi seni sevdiğimden bak söylüyorum)😉

    YanıtlaSil
  22. Şu ruhunu şeytana satma meselesini de detaylı olarak ele alsan çok güzel olur mayko 27ler kulübü olsun illuminati ile ilişkisi olsun uzun bi yazı çok tatlı gider verdiğin aradan sonra

    YanıtlaSil
  23. " Şia mantığıyla " ne kadar da yargı içeriyor..

    YanıtlaSil
  24. Selam canım kardeşim . izâ belagû kelimesi sence ergenliğe ermek olarak alınca mı daha mantıklı aklı başına gelince almak mı daha mantıklı ? 13 yaşında bir çocuğu evlendirmek mi daha sağlıklı yoksa bilimsel olarak 20-22 yaş arasında aklı-selim olduğunda evlenmeleri mi? Ben ergenliğe erdiklerinde evlendirin düşüncesini kur-ana aykırı buluyorum .

    YanıtlaSil
  25. Evlilik çağına girmiş kadın mehir almaya ehil olmalıdır.Aynı zamanda Kuran'da ki evlilik ile ilgili emirlere tabi olmaya hak kazanacak kadar aklı bali olmalıdır.Bunlarla beraber Nisa:4'ü okuyunca evlilik çağının fiziksel ve zihinsel erginliğe erişildiği zaman olduğunu apaçık görürüz.

    YanıtlaSil
  26. Ozetleyici ne guzeldi...ya 4 kadin helaldir mevzusuna girsende biraz aciklasan hani erkkek okuyucularin nefsine inat dogrulari yazsanda bizde keyiflensek biraz alkis tutsak ...

    YanıtlaSil
  27. Sayın sikkogavat 15 yaşında evlendigine inandik diyelim 50 yasindaki biriyle 15 yasindaki birinin evlenmesi normal mi

    YanıtlaSil
  28. "Yeni tomurcuklanmış birbirine denk göğüsler" ifadesine ne diyebiliriz peki?

    YanıtlaSil
  29. Öncelikle eskiden araplarda kız çocuklarının ve kadınların zerre değeri ve kimliği yoktu.Bir kız çocuğu regl görmeye başladıktan sonra yaşı verilmeye başlanırdı.Yani peygamber efendimizin eşi evlendiklerinde en az 18 yaşında idi.Bu gerçekler özellikle çarpıtılarak anlatıldı yıllarca.Muhammedi müslümanlık tehlikeli görüldüğü için.İsterler ki biz Hz Muhammedi tebliğci bir peygamber olarak idrak edelim.Geldi Kuranı tebliğ etti ve gitti.Sünnetullaha uymayalım isterler.Gerçek budur arkadaşlar.Peygamber efendimizin eşi çocuk yaşta değildir. Arap toplumunda İslamiyetten önce kadın bir eşya gibiydi hiç bir değeri yoktu.İzleyin
    https://youtu.be/eI2E2zEqBNY

    YanıtlaSil
  30. İslamcılarda gördüğün türlü rezilliklerin arkasında, ayet/hadis/icma vardır. Bunu unutma. Keskin yasak olsaydı, çocuk evliliği/tecavüzü olmazdı.

    Bireysel sapkınlıkların, kurumsal desteklerini görmezlikten gelemezsin. Tabii ki,bazen de kurumsal destek olmadan sapkınlık yapanlar da olur

    Git ninene sor kaç yaşında evlenmiş. 1439 senedir uygulanan bir hüküm. Çocuk ergenliğe girdigi zaman zifaf caizdir.Bu ister 12 olur ister 10 olur. 100 sene önce bu tartışılır sey değildi,şimdi itirazlar yükseldi neden? Çünkü insan hakları diye bir kavram ortaya çıktı. Ayet eğip bükerek yok diyemezsin,adama gülerler, peşindeki ergen cahilleri kandırırsin ancak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten adam da başka bişey dememiş kuranda ölçü ergenliktir demis.su an insanlara bakıp 25 yaşındaki herifi- kadini cocuk görüyorsunuz.tamamen cağın getirdiği ve basta okulların kitlesel eğitiminin bir sobucu bu. Eskidennindanlar 12-13 yasinda hayata ve sorumluluga atılırdı.

      Sil
  31. Kuran herşeye yeter deyip hadisleri ve muhtelif rivayetleri dışarıda bıraktığınızda kuran anlaşılmaz bir enigmaya dönüşür. Bugün en sarih ayet ve sure diye düşündüğünüz ayet ve sureler dışarıda bırakılan rivayetler sayesinde anlaşılabiliyor. En bilinen sureden ve herkesin hikmetini ve anlatılanı anladığı sureden başlayalım. Fil suresi. Kuranda fil suresi neden bahseder? Kimdir fil ashabı? Ne yapmıştır? Ne yapmaya çalışmıştır? Neden yenilmiş ekinler gibi yapılarak cezalandırılmışlardır? Günahları fil sahibi/arkadaşı olmak mıdır? Bu surede almamız gereken ders nedir? Bu kıssanın bize düşen hissesi nedir? O günün Araplarına ve bugüne kadarki insanlığa bu surenin mesajı nedir? Hiç bir rivayetten yararlanmadan sadece kurandan bu soruların cevabını bulun. Bulursanız buraya yazın biz de öğrenelim. Ben de isterdim; öyle bir metin olsun ki o metin başka kaynaklara başvurmadan kendini bize açsın. Konuşan sadece metin olsun. Bu muhteşem olurdu. (Not: Rivayetleri kabul eden ancak hüküm kaynağı olarak görmeyenler hitap dışıdır.)

    YanıtlaSil
  32. Birincisi bunun cevabı için ya hadislere bakacaksınız ya da kuranı direkt takip edeceksiniz. Eğer hadislere bakarsanız 9 yaşında der ki ünlü Ayşe evliliğinde Ayşe "ben oyun oynuyordum çağırıp elimi yüzümü yıkadılar gerdege o zaman girdim" diyor. Açık bir şekilde anlatılan 10 ki yaşlardaki bir çocuktur. Çünkü Ortadoğu ve hala Anadolu'da kız çocukları 12 veya 13 lerinde ev işi yapmaya kardeşlerine bakmaya ve ciddi anlamda çalışmaya başlar oyun oynamaz.

    İkinci yola yani hadisin inkarina gidersek Kuran'da anlatılan yaş reşit yasidir. Reşit Ortadoğu toplumunda ve yine Anadolu'da regl zamanı veya hemen sonrası dönemdir. Regl yaşı nispeten doğal beslenen geçmişte bile 13 yaşı nadiren geçer. Ananem bu yaşta evlenmişti ve biz Turkuz mesela. Bunu kınamak yada sapıklık olarak kesinlikle görmemek lazım.

    Sikko kültürel ve medeni bakış açısından bu sebeple bahsetmiş sanırım. Medeni bakış bu yaşı yükseltip 18 yaşın altındaki ilişkiyi sapıklık olarak görmeye başladı ve bu çok yenidir.

    Fakat bu yani çocuk evliliği tarihte ve hala yaşça küçük kızlara dinen de uygulanır. Kuran'da 12 yaşındaki bir kızla ne yazık ki evlenebilirsiniz arkadaşlar.

    Sonuçta lafı gevelemeye gerek yoktur. Hele ki günümüz teknolojisi çocuklarının beyin yaşı çok daha yüksek ve yapay ürünlere yöneldikleri den bu regl yaşları daha düştü.

    Şunu demek zorundayım; İslami bir devlet anlayışında yaşıyorsanız komşumuz 10 yaşındaki bir çocuk ile Kur'an'a uygun evlenebilir. Ve bunu hadissiz bir şekilde de desteklediği gibi hadissiz bakış açısına da üç beş din adamı sahip çıkmaktadır.

    İslami yaşam burada klavyede güzel gözükür uygulaması felaket olacaktır oturur aglarsiniz size söyleyeyim.

    Sikko dine inan elbette kimse karışmaz ama İslami yaşantıyı dislamaliyiz bunu mutlaka vurgula abicim.

    Saygılar sevgiler.

    YanıtlaSil

Bu blog'a yapılan her yorum, o yorumun sahibini bağlar. Ayrıca makaram sarı bağlar.

3. şahsa hakaret olmadığı müddetçe asla yorum silmem. "Bu yorum yazar tarafından silindi" ibaresi, eğer o yorumu yazan kişi kendi yorumunu sildiyse çıkar.