Okunması şart makaleler:

Tasavvuf ve Tarikatlardan Yeni Dünya Dinine: Bölüm 1 ve Bölüm 2
Komünizm, Kızıl Devrim, Sovyetler Birliği ve Şirketler
İnsan, Din ve Kuran
Bu da amme hizmeti: Okunması Gereken Kitaplar Listesi

Bir Başka Din: Tasavvuf kitabı çıktı; internet'ten sipariş etmek için kitapyurdu link'i.

YENİ: Youtube'daki hodor hodor konuşmalarım için buradan alalım.
illuminati nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
illuminati nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Tesla, HAARP ve Illuminati


Selam taşağını yediklerim. 
  
Oldukça uzun fakat yine deşifre edilen gerçeklerle dolu bir yazı oldu. Karagümrük çocuğuyum, sözüm senettir diyorum. Boşa geçen bir dakikanız bile olursa cümle alem siksin beni burada. O yüzden üşenmeyin, zaman ayırıp okuyun. Tek seferde bitirmesi zor olabilir, o yüzden isterseniz ara vererek okuyun, çentik felan atın. Haftaya sözlü var soracam bunları, okuyun s.ktirtmeyin kaynatanızı.

Şimdi biraz Tesla'dan bahsedecem ama "Nikola Tesla şu tarihte doğmuştur, hobi olarak mandolin çalar, babası bir diplomat ve tam 17 kardeşler" gibi kıytırık biyografik Ertem Şener bilgileri vermeyecem, sıkıcı şeyler olum onlar, banane nerde doğduysa doğdu. Çok merak ediyosanız hayatını okuyabileceğiniz 5000 tane kaynak vardır zaten bunları anlatan, ben bizi alakadar eden kısımlarını anlatmaya çalışacam ama Tesla lan bu, yemin ederim evladım olsa heralde bu kadar üzülürüm, insanlık tarihinin en büyük orospu çocukluklarına maruz kalmış kişisi belki de. E dolayısıyla ister istemez hayatını anlatacaz tabi, konuyu direkt derin devlete, Illuminati'ye bağlamak olmaz. Anlatacaz bu Sırp cengaverinin birkaç icraatini ki bu anlatacaklarım sadece gün yüzüne çıkmış olanlarından ibaret olacak. Tesla'nın hikâyesini, olayların arkasında bir bit yeniği aramadan, sadece aklımda kaldığı gibi anlatacam ve bunu biraz uzun tutacam. Dünyanın belki de son asırda gelmiş (yetişmiş demeyecem, çünkü yetişmedi, adam deha doğdu) en büyük beyninin nasıl harcandığını, nasıl kudretinin bilindiği halde gizli tutulmaya çalışıldığını ve kendisi size unutturulurken, tüm bunları yapanların, bir yandan onun çalışmalarından nasıl da faydalandıklarını göstermeye çalışacam.

Taşağını yediklerim, size daha önce insan beyninin sol lobunun ezbere dayalı somut verileri depoladığını, sağ lobunun ise yaratıcılık ve sanat zekâsı taşıdığını söylemiştim.

Eğer Edison ve Tesla arasında bir karşılaştırma yapacak olursak, Tesla beyninizin sağ lobudur, Edison ise ancak götümün sol lobudur. Tesla ezildiği, hakkı yendiği ve Edison kadar ünlü olmadığı için mazlumun yanında yer alma içgüdüsü ile fakir edebiyatı yapmıyorum, bu adam insanlık tarihindeki ilk yapay depremi ve en güçlü yapay şimşeği oluşturmuştur. Florasan lambadır, şu an evlerimizde kullandığımız alternatif akımdır, bunun gibi birçok şeyi de bulmuştur fakat geç onları, onlar ne ki. Kendisinin uğradığı şerefsizlikler ve imkânsızlıklar yüzünden tamamlayamadığı ve şu an dahi uçukça gelebilecek onlarca su yüzüne çıkmamış teorisi, deneyi var. Radyo, internet, röntgen vs gibi şu an kullandığımız ve gelecekte kullanabileceğimiz birçok buluşun temelini Tesla atmıştır, hatta ve hatta bu saydıklarımı bir yerde Tesla bulmuştur demek de yanlış olmaz. Ondan sonra gelen fizikçiler, onun bulduklarının üzerine bir şeyler eklemiştir. Olum bu herif küçükken bile acayipmiş, işte garip garip hareketleri, yok efendim tikleri falan varmış çocukluğunda, ananı sikeyim her ne kadar beynim onunkinin çeyreği etmese de benim de tiklerim vardı ufakken, anlıyorum seni Tesla ehehe. Neyse işte, bir yandan 6 dil konuşabilen, kısacası deha olarak doğmuş bir herifti Tesla, onun gibisi 1000 yılda bir gelir heralde. Einstein'ın bile eline verir la bu kapıştırsak, o derece, tüm paramı basarım bu herife mına koyim abartmıyorum.

Gizlenen Philadelphia deneyi dahi Tesla'nın çalışmalarının bir ürünüdür. Kesin olmayan bilgilere göre Philadelphia'da yapılan bu deney sonucunda aynı gemi dakikada 600-700 km yol almış, 5 dakika içinde dünyanın çok başka köşelerindeki limanlarda aynı anda görülmüş. Gözlemcilerin raporlarına göre mürettebat geminin duvarları içerisinden geçebiliyor, hatta birçoğu gemi ile bütünleşmiş bir vaziyette duruyorlarmış. Gemi ise ondan sonra bulunamıyor, belki şu an bu boyut ile başka bir boyut arasında sıkışmış bir haldedir. Hatta bazı teorisyenler günümüzde görülen ışıklı gök cisimlerinin, UFO değil de bu deneyin bir sonucu olduğunu iddia ederler. (ki UFO yok zaten bunu biliyoruz artık dimi ehehe)

Olum bu adam klonlanmayı, zamanda yolculuğu, yerçekimine karşı koymayı, maddelerin içinden geçebilmeyi... ee..öö.. yani şimdi bulmuştur diyemem ama bu olayları zorlamış olduğu ve üzerlerinde deneyleri olduğu da bilinen bir gerçek. Belki bu saydığım ütopik şeyleri yada yine en az onlar kadar uçuk sayılabilecek bazı bokları keşfetmiş olması da mümkün..

Şimdi Tesla, Edison'un yanında çalıştı bir süre, ondan sonra birçok şirket ile de çalıştı. Tesla için en değerli şey, buluşlarının insanlığın yararına kullanılması olmuştur. Buna bağlı olarak insanlık için tehlikeli gördüğü bazı buluşlarını yakıp yok ettiği söylenir. Şimdi "yok ebenin amı polyanna'cılık oynama laa" diyeceksin ama kafasına sıçtığım, bu adam senin beyninin belki de 16 ile çarpılmış hali, senin gibi sikimsonik dünyevi ve maddi objelere değer vermiyor olması da son derece normal olurdu haliyle dimi? Bu adam şunları bulmuş, bunları bulmuş diye atıp tutmuyorum ciğerler. Belki de insanlık tarihinin en büyük dehasından bahsediyoruz burada. İlle de "küsüratlı sallayayım ki salladığım belli olmasın" prensibinde çalışıyorsa algınız, size isim vererek konuşayım, he ama sallamadım, sallamayacam, onu da bilin ehehe.

Westinghouse firması, telifi Tesla'ya ait olan alternatif akım santralleri kullanıyordu. Gittikçe alternatif akımın aslında Edison'un kullandığı "doğru akım"dan ne kadar üstün olduğu farkedilir ve dünyanın dört bir yanında alternatif akım kullanılmaya başlanır. Edison abimizin işleri tabi ki müthiş şekilde baltalanır ki o konuya sonra değinecem. Bu sırada Tesla ile sözleşmesi bulunan Westinghouse firmasına, birtakım (????) yatırımcılar Tesla ile olan sözleşmesini değiştirmesi yönünde baskı uygular. Evet bu yönde, şirket sahibi George Westinghouse'ı sıkıştırıyor bazı söz ve güç sahibi abiler fakat işin mantığını, amacını çözemedim ben. Tamam görünürde illa ki maddi çıkarlar söz konusudur ona eyvallah, fakat bu telkinleri veren abilerin nazarında bu maddi çıkarlar, ancak 1. Dünya Savaşı'nın başlama sebebinin Avusturya-Macaristan veliahtının öldürülmüş olması kadar önemlidir derim ben. Her neyse, yorum katmadan anlatacam demiştim sözümde durayım.

Şirket sahibi George Westinghouse, Tesla'ya durumu izah eder, eğer kontrat yenilenmezse şirketinin yakın bir tarihte kepenkleri indireceğini söyler. Tesla ise zaten yıllardır Edison denen şerefsizden uzakta, insanlığa katkı yapma uğraşındayken, Westinghouse'un kendisine yardım eli uzatmış olması ve kendisine yakın bir dost olarak görmesi gerekçeleriyle Westinghouse ile hali hazırda bulunan milyon dolarlık kontratı yırtıp, 126.000$'lık bir anlaşma yapar. Yemişim o almayı reddettiği milyon dolarlık kontatı, şu an dünyada alternatif akımın, yani bildiğin elektriğin ne kadar kullanıldığını bir düşünün ve alternatif akımın her kullanıldığı üründen, tesisten Tesla'nın telif ücreti aldığını bir hayal edin. Adam milyoneri geç, milyarder olurdu, o zamanın parası ve koşullarında bile... Hayal edilmesi dahi güç bir serveti elinin tersiyle iten Tesla'nın hayatı zaten bu şekilde fedakarlık yapmakla geçiyor ki dediğim gibi bunların kendisi için pul kadar bile bir değeri olmamakta. O sadece kendisine çalışmaları için imkan sağlanmasını ve yaptıklarından insanların faydalanmasını istiyor.

Radyoyu bulan Marconi değil, Tesla'dır. Tesla'yı bürokratik işlemler ile bu telif hakkına sahip olmaktan mahrum ederler ve kendisinden 10 yıl sonra Marconi'nin radyosu hesapta icat edilir.

Dünyanın muazzam bir enerjiye sahip olduğunun farkında olan Tesla, bu enerjiyi insanlara ücretsiz ulaştırmak için iyonosferden yararlanabileceğini keşfeder. Bu projesi için gerekli finansmanı kendisine sağlayan, yahudi bir bankerdir. Tesla, bütün dünyaya tek bir noktadan ulaşılabileceğini, yayın verilebileceğini, kısacası şu an günümüzdeki haberleşme ağını (belki daha da gelişmişini) kurabileceğini iddia eder. Projesi yarı yolda feshedilir. Sebebi yahudi bankerimizdir. Yahudi bankerin ismi mi? J.P. Morgan... Federal Rezerv'i kuran, o meşhur Wall Street bankerlerinden biri, daha önceki yazılarımda isminin geçmiş olması muhtemel. Kendisi anglikan kilisesine üyeliği ile biliniyor olsa da, Illuminati'nin söz sahibi bankerlerinden birisidir. Neden desteğini çekti peki? Bu proje sonunda Tesla dünyaya bedava enerji sağlayacaktı, bedava! Bir banker ise babasının hayrına böyle bir projeyi zaten desteklemeyeceği gibi, bir de bunun sonucunda kendi kâr marjı zarar görecekse desteği bırak, bu projeyi baltalamaktan bile kaçınmaz. Bu proje için Morgan'ın inşa ettiği kuleyi Nikola Tesla zaten maddi desteği kalmadığı gibi bir de borç batağına düştüğü için hurda fiyatıa satmak zorunda kalır. Yıllar sonra Tesla'nın bu projesi "Edison Onur Ödülü" ile ödüllendirilir. Küfür gibi dimi?

Tesla'nın birçok projesi o zaman anlaşılamamış, dönemin bilim adamı geçinen dalyarakları tarafından dahi alay konusu edilmiştir. Tabi ki medya şakşakçılarının desteği de etkili olmuştur Tesla'nın böyle gülünç bir duruma düşmesinde, tıpkı bugün gerçekleri dile getiren kişiler nasıl "siktir lan saçmalama, mayıştan haber ver mayıştan ehehe" tavrı ile maruz kalıyorlarsa... Tesla, Mars ve Venüs'ten sinyaller aldığını söyler, doğrudur da, fakat gel de bunu amına kodumun evlatlarına anlat...Bu iddiası sebebiyle Tesla'ya bir kez daha şaklaban derler.

İlk uzaktan (kablosuz) kumandayı icat eden yine Tesla'dır yine Tesla'dır. Ananızı sikeyim yine Tesla'dır.

Tesla, mucizevi bir şekilde adeta insanlığın yararı için varolan iyonosferi kullanma girişimlerine devam eder. İyonosfer dediğim şey de atmosferin bir tabakası işte, hatırlayın lise coğrafya bilgilerinizi kaynatasını siktiklerim. İyonosfer vasıtası ile bugünki kablosuz iletişim teknolojisini sağlamak şöyle dursun, onu bi geç, fay hatlarını faaliyete geçirmenin hatta dünyayı ortadan ikiye dahi bölebilmenin mümkün olduğunu söyler Tesla... Bunun üzerine (tabi ki test amaçlı ve sınırlı) bir deney yapar, projesini uygulamaya koyduğunda Manhattan'da camları kırılmadık tek bina kalmaz, tüm şehir sallanır. Bu ise yıllar sonra birkaç şerefsiz luciferian ailenin kontrolündeki çalışmalar ile bir ölüm silahına dönüşecektir, ve yine yıllar sonra bunu iddia eden salaklar ise komplocu olmakla itham edilip, "hmm bakın enteresan bir komplo teorisi var heh heh" tavırlarıyla karşılaşacaklardır.

HAARP projesi işte Tesla'nın bu çalışmalarından yola çıkılarak oluşturulmuştur ki bu konuya gelecem, komplo teorisi diyen orospu evlatlarına inatla, 2+2'yi yazacam fakat 4 olduğunu söylemeyecem. Öküz oğlu öküz olmayan ve azıcık beyni olan o 2+2'nin zaten 4 olduğunu farkedecek, fakat orospu çocuğu karakterli sığırlar "ne 4'ü yeeeaaa, 2+2 yazıyo orda" tavrı ile tepeden bakmaya devam edecekler. Tıyniyetinizi sikeyim, neyse devam ediyorum.

Bu gibi benim daha bilmediğim, duymadığım ve onlara ilaveten gizli kalmış, nice yaptırımlara maruz kaldı muhtemelen Nikola Tesla.

Ve yıllar sonra kendisi New York'ta bir otel odasında, beş parasız bir şekilde ölü bulundu.

84 yaşında öldü, fakat maddi sıkıntılar ve geçirdiği ruhsal depresyon nedeniyle yaşadığı son 30 yılda sadece birkaç patent alabildi. Ulan e be orospu çocuğu, sen değil miydin 15 yaşındayken "öğretmenim herkes konuşuyo siz bana kızıyosunuz ama yeeeaaa" diye diklenen isyankâr? Şu adamın başına gelenler ola ki senin başına gelseydi, sinirden kendi götüne kendi bacağını sokardın dalyarak.

Edison denen itin Tesla ile ilişkisinden çok bahsetmedim, kısaca ona da değineyim. Tesla'yı ilk keşfedenlerden biri Edison oluyor ve Tesla'yı yanında işe alıyor. Ya Edison kim biliyor musunuz, ölçek olarak 500 ile küçültün Edison'u ve Türk vatandaşı yapın, karşınıza Gani Müjde çıkar. Hani kendi yetenekleri sınırlı, fakat yetenekli insanları kullanmadaki başarısıyla biryerlere gelmiş kurnaz bi şahıs. (Rahmetli babam da hiç sevmezdi bu herifi, hep Oğuz Aral'a yalakalık falan yaparmış, okeyde bile taş çalarmış, bak ya sinirlendim şimdi)

The Prestige filmini seyredenler Tesla-Edison rekabeti hakkında ufak da olsa bir fikir sahibi olmuşlardır, Tesla, Edison'un adamlarından kaçıyordu çalışmalarını sürdürebilmek için falan hani. Gerçekte ise işin rengi daha da koyu. Edison, Tesla'dan gayet iyi faydalanıyor, deyim yerinde onu kullanıyor ve birçok kez ona vaadettiği ücreti ödemiyor ki bunlar en basitleri. Tesla'nın alternatif akımı, artık Edison'un savunduğu doğru akımın pabucunu dama atmaya başlayınca, Edison sokak köpeklerini toplatır ve seminerlerde köpeklere alternatif akım vererek insanların gözü önünde öldürür. "Evinizde eşinize bu çılgın şey ile mi yemek yaptıracaksınız?" diye çığırtkanlık yapar, hatta ve hatta şerefsizlikte master yapmış olan Edison abimiz, idam mahkumlarının ilk defa elektrikli sandalye ile infaz edilmesi fikrini sunan kişidir. 1890'da ilk defa bir insan elektrikli sandalye ile infaz edilir. Şu an evlerimizde hatta her yerde kullandığımız alternatif akımın ölümcül ve vahşi bir şey olduğunu göstermek için yapmadığı çığırtkanlık kalmaz. Edison bir mason mu? Muhtemelen. Birçok mason kaynağında ismi geçer ve öyle de bilinir. Tabii bir kişinin %100 mason olduğunu ispatlamak, kendi açıklamadığı sürece imkansızdır. Ayrıca ek bilgi olarak Edison bir teozofisttir.

Her neyse, siktir edin Edison'u şimdi. Ciğerler buraya kadarki yazdıklarımı, bilmeyenlere Tesla'yı tanıtmak adına anlattım. Kendisini susturanlar, icatlarının daha fazla insan ile buluşmasını engelleyenler, bugün onun yaptıklarından faydalanmaktalar.

"Sahip oldukları güçten başkalarının haberdar olmasını istememek" durumu eğer bu blogu başından beri takip ediyorsanız size aşina gelecektir. (Kabala  & Tapınak Şovalyeleri)

Tesla'nın bıraktıklarının üzerine konan ABD hükümeti 1941'de Manhattan Projesi'ni başlatır. Projenin sonucunda Hiroshima ve Nagasaki'ye atom bombası atılır, projenin başarıya ulaştığı tescillenir. Hatta New Mexico'da deneme amaçlı patlattıkları ilk bomba ile ilgili, patlama anında kasıtlı şekilde radyasyona maruz bırakılan bir fetüs ritüeli hikâyesi vardır ki o başka bir yazının konusu olacaktır.

Tesla'nın iyonosfer teknolojisi üzerinde çalışmalar İkinci Dünya Savaşı'ndan itibaren titizlikle sürdürülür. Sonunda 1993 yılında Alaska Üniversitesi tarafından HAARP projesi resmen yürürlüğe konulur. HAARP'ın görünürdeki amacı iyonosferin faaliyetlerini ve özelliklerini araştırmaktır... mı acaba?

Tesla'nın iyonosferi kullanarak Manhattan'ı sarstığından söz etmiştim dimi? Bu adam evde kendi imkânlarıyla hobi olarak deprem yapabiliyorsa, HAARP'ta onlarca yıldır geliştirilen ve üzerine onlarca şey eklenen bir teknoloji ile neler yapılabileceğini bir düşünün...

HAARP, atmosfere inanılmaz sayıda radyo sinyali gönderir. Bu sinyaller ile iklim olaylarının ve hatta insanların ruhsal durumlarının dahi kontrol altına alınabildiği ileri sürülüyor. Nitekim soğuk savaş döneminde ABD, Rusya'ya aşırı miktarda sinyal göndermiştir. Hatta geçtiğimiz yıllarda bile Ruslar, Avrupa'da hava sıcaklıkları 15-20 derece arasında seyrederken Rusya'da 40 dereceye varan sıcaklıkların HAARP sebebiyle oluştuğunu iddia ediyorlardı.

1995'te piyasaya sürülen Illuminati - New World Order oyun kartlarından birisi: deprem projektörü

İklimleri kontrol altına almak, deprem ve kasırga oluşturmak... Mümkün olabilir mi?

Ben fizikçi falan değilim, hatta fizikten böğğğk geldiği için lise sonda bölüm değiştirip eşit ağırlığa kaçtım amına koyim ehehe. O yüzden işin teknik kısmıyla ilgili sizi aydınlatamam. Fakat HAARP'ın doğa olaylarını kontrol altına alabildiği pek çok bilim adamı tarafından doğrulanmakta.

Ki zaten yapay bir deprem oluşturmaktan ziyade, var olan fay hatlarını tetiklemekten bahsediyoruz. Böyle bir teknolojinin olması, yani mevcut fay hatlarını tetikleyebilmek, bana gayet de mümkün gözüküyor. Ama tabi pek bir sikim bilmiyorum fizik hakkında, o yüzden sikim sikim yargılarda bulunamam bu konu ile ilgili.

Neyse canını yediklerim, bilgilendirme kısmı sona erdi. Şimdi bırakın kalem kağıdı, arkanıza yaslanın. Evladım arka sıra, önemli burası kulak ver sikmiyim ananı.

Buraya tıklayarak HAARP'ın resmi web sayfasından indüksiyon manyetometresinin data bilgilerine ulaşabiliyorsunuz. Size verdiğim link bulunduğunuz günün tarihine götürecek sizi. Şimdi bugüne ve rastgele birkaç tarihe ait ölçümleri sunayım size. Verdiğim link üzerinden tarih girerek bu bilgilerin aynılarına siz de ulaşabilirsiniz.
7-9 Mayıs 2011

Random bi tarih, 6 Mart 2008


Yine salladım bi tarih, 24 Aralık 2003

"Ne lan bu" dediğinizi biliyorum ama şimdi bir fikir edinmişsinizdir az da olsa.

Hakkında en çok spekülasyon üretilen depremler son Japonya depremi, geçen seneki Haiti depremi ve tabi ki Gölcük merkezli 17 Ağustos depremi. Benim aklıma bunlar geldi, şimdi gelin bir bakalım bu alet deprem tarihlerine yakın günlerde ve deprem günlerinde nasıl etkileşim göstermiş, ne yoğunlukta kullanılmış.

9.0 büyüklüğündeki Japonya depremi 11 martta olmuştu dimi? 9 martta ise 7.2 büyüklüğündeki öncü deprem gerçekleşmişti. Eh, haydin o halde 9 Mart'ın bikaç gün öncesinden başlayalım bakalım.
 

İlk depremden 3 gün önce, 6 Mart 2011, sıradan bir ölçüm, asayiş berkemal.

İlk depremden 2 gün önce, 7 Mart 2011, bir yamuk yok yine, sector clear.




İlk depremden 1 gün önce, 8 Mart 2011, roger that (yalnız sonlardaki hareketliliğe dikkat, birazdan anlayacaksınız).

Öncü depremin gerçekleştiği gün 9 Mart 2011. N'oluyo lan?


Ana depremden 1 gün önce, 10 Mart 2011, hayda?

Deprem günü 11 Mart 2011. Sabah 10'dan ve akşam 10'dan sonra birer çizgiyle ayrılmış gibi dinginleşmeye başlıyor.



Depremden sonra, 12 Mart 2011. Her şey normale döndü ya la?
İsterseniz 13 Mart'a, 14 Mart'a falan da bakın, onlar da son görüntüdeki gibi normal grafikler. Normale dönüyor olaylar gittikçe.

"Ne demek istiyorsun arkadaşım, neyi ima etmeye çalışıyorsun?"

Hiiç, sadece olan şeyleri gösterdim, en ufak bir yorumda bulundum mu şimdiye kadar? İndir o eli arkadaşım, kırmıyım ağzını. Hadi gelin Haiti depremine de bakalım.


3 gün önce, 9 Ocak 2010, sorun yok.

2 gün önce, 10 Ocak 2010. Saat 4'ten sonra hareketlenmeler başlıyor.

1 gün önce, 11 Ocak 2010. Gurbette yorgun düştüm be ceylan hey.

Deprem günü, 12 Ocak 2010. Japonya depremindeki gibi deprem günü seyir normale dönmeye başlıyor.

Depremden sonra, 13 Ocak 2010. Yine her şey normale döndü.

Vay amına koyim, biz bu filmi görmüştük ya la?

Sen de benim düşündüğümü düşünüyorsun biliyorum yarram.

Bu aletin yaydığı sinyaller sanki bir şeylere yol açıyor gibi?

17 Ağustos 1999 depremi sırasında Marmara Denizi'nde İsrail bandrollü denizaltları... Denizaltları ne ya, hay amına koyim "denizaltı" nasıl çoğul yapılıyodu lan, Hakkı Devrim'in cebini bilen var mı bişe soracam. Neyse işte İsrail'e ait birkaç denizaltı bulunduğu söyleniyor deprem günü Marmara'da. Eh spekülasyon olabilir bu, ironi yapmıyorum gerçekten bir söylentiden ibaret de olabilir. Ama bir yandan şöyle bir ihtimal de var, doğruysa?

Bazı iddialara göre 1995 Kobe depremi, bazı iddialara göre ise 17 Ağustos 1999 depremi, bazı iddialara göre ise her ikisi de HAARP'ın gücünün sınandığı ilk depremlerdi.

İçinizden "tamam sadede gel piç" diyorsunuz biliyorum ehehe. 1995 eski bir tarih olduğundan Kobe depreminin bilgilerine ulaşamıyoruz. O yüzden bizi can evimizden vuran, bu satırları okuyan ve taşağı 5 kilo eden kimi aslan parçalarının yüreğini dağlayan 17 Ağustos 1999 depremine göz atacaz. Şimdiye kadar hep 3 gün önceden başladık, yine öyle yapalım, depremin 3 gün öncesinden başlayalım incelemeye taşağını yediklerim. 

3 gün önce, 14 Ağustos 1999.

2 gün önce, 15 Ağustos 1999. Ufak kıpırdamalar, yavaştan oynaşmalar, heyecanlı dokunuşlar, minik sürprizler başlıyor.

1 gün önce, 16 Ağustos 1999. Sabah saatlerinde yoğunluk artıyor. Fakat akşam 8'den sonra bir karanlık var, o da ne ki? Bence senin yüreğin kabarmış hacım, bak şurda at var bir tane, 3 vakte kadar sana kısmet çıkacak.

17 Ağustos 1999 No Data Available???

17 Ağustos 1999'un verileri yok.

Nöbetçi öğrenci o gün sınıf defterini getirmeyi unutmuştur olum, hemen aklınıza kötü şeyler gelmesin.

Vay amına kodumun dünyası, neyse oynatalım Uğurcum.
Depremden 1 gün sonra, 18 Ağustos 1999. Öğlene kadar yine karanlık, elimizde veri yok, ondan sonra ise gayet yoğun halde olan grafik bir süre daha o seyirde devam edip saat 6 civarında normale dönüyor.

16 Ağustos'un son saatleri,

17 Ağustos'un tamamı,

18 Ağustos'un ilk yarısı

DATA'DA YOK. BİZLE PAYLAŞILMIYOR.

Neden bu tarihler özellikle?

Ulan...

Ya bir şeyler yanlış değil mi Allah aşkına? Bu nedir biri izah etsin ya, bu amına kodumun görüntüleri nedir Allah kitap aşkına bi deyiverin ya.

Taşaksızlar, benim sinir katsayım yükseliyor. Ama sinirim bugüne kadar milyonlarca insanın ölümünden sorumlu olan bu luciferian, hasta ruhlu ailelerden daha çok, bütün bu şeyleri tesadüfe yoran sığırlara.

Allah belanızı versin hala bunlara tesadüf diyorsanız. Bunu Ekşi'de yazıyor olsaydım şimdi, kendini hayatı yalayıp yutmuş, her şeyi çözmüş olgun adam olarak pazarlama uğraşında olan, bir sikimin farkında olmamasına ve bokum kadar donanıma sahip olmamasına rağmen o sikindirik egosuyla, samimi bir şekilde derdini anlatmaya çalışanlara tepeden bakan kıçımın özenti entelleri gelip "tamam sakin ol şampiyon swh :):):)))" falan yazacaklardı.

Lan bana bak egolu sığır. Sikerim seni de şampiyonunu da.

Ey sik beyinliler, siz adam akıllı bilgi sahibi olmadan, edindiği yüzeysel bilgiler ile oturduğu yerden popstar yarışmasının jüri üyesiymişcesine insanları eleştiren sik suratlılar, siz var ya siz, bu firavun soyundan beri dünyaya hakim olan orospu çocuklarından daha fazla orospu çocuğusunuz. Anneniz orospu değil ama siz orospu çocuğusunuz. Çünkü siz en büyük engelsiniz elini taşın altına sokmak isteyen insanlara. İşte tam da bu yüzden orospu çocuğusunuz.

Neyse, bu amın evlatlarına sabaha kadar sövsem sinirim geçmez benim. Taşağını yediklerim ben Katrina Kasırgası'na da baktım bu şekilde, yine kasırgaya yakın tarihte coşuyor ölçümler ve kasırga gününden sonraki günlerin dataları bulunmuyor sitede. Stephen Hawking olmadığım için size bilimsel izahını da edemem bu grafiklerin, ama bazı şeylerin haddinden fazla "rast geldiği" aşikâr. Zaten başından beri diyorum, benim ne İlber Ortaylı kadar tarih, ne de Cahit Arf kadar engin matematik bilgim var. Sadece azıcık çaba sarfedip farkettiklerimi ve gördüklerimi sizinle paylaşıyorum, olay bu.

Hala bu HAARP konusunu, senin benim gibi bir avuç komplocu paranoyağın kuruntusu olarak görüyorsan, o halde o paranoyakların arasına zamanın Türkiye Cumhuriyeti başbakanı Bülent Ecevit'i de eklemek gerekiyor. Al ulan tıkla da gör. Al bunu da al. Al al bunu da al. 


Bülent Ecevit... Türkiye Cumhuriyeti'nin piyon olmayan son başbakanı. Ruhu şad olsun. Ülkücüye bağlamak istemiyorum fakat, bazı hırbolara haddini bildirdiği o meşhur Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan sonra ABD'yi karşısına alarak, ülkesinin menfaati için, Kuzey Kıbrıs'ta haşhaş tarımını legalleştirip devlet kontrolü altına almıştır Bülent Ecevit. Anan baban o şeker, yağ kuyruklarında neden bekledi sanıyorsun sen? Sırf o harp yüzünden mi?


21 Nisan 2011 Perşembe

Michael Jackson ve MTV yıldızları

Selam kaynatasızlar.

Illuminati'nin satanist bir elit topluluk olduğu konusunda hala şüpheleri olanlar var. Sizle beraber benim de kendime sıklıkla sorduğum bazı sorulara cevap arıyorsunuz. Birazdan bazı örneklerini vereceğim kliplerde, filmlerde, şirket logolarında neden sembollerini kullanıyorlar? Neden kendilerini deşifre ediyorlar? Michael Jackson neden ve nasıl öldü? Ölümün illuminati ile bir bağlantısı var mı? Madem bunlar bu kadar güçlü bir örgüt, nasıl oluyor da bunlar hakkında konuşan bazı insanları yada şarkıcıları susturmuyorlar?

Öncelikle, şunu bir aklınıza kazıyın. Michael Jackson, Bob Dylan, Eminem, Kanye West, Katy Perry ve daha onlarca belki de yüzlerce toplumun gözü önünde bulunan MTV yıldızı, illuminati tarafından yönlendiriliyor. Bu kişiler toplumu zihin kontrolü atlında tutmadaki en etkili silahlarından biri. Eğer Youtube'da "x sold his soul to the devil" diye aratma yaparsanız bu insanların ruhlarını Şeytan'a sattıklarını, hipnoz halinde olduklarını ve yaptıkları sebebiyle müthiş bir vicdan azabı ile karışık pişmanlık hissettiklerini dile getirdiği röportajlar yada ağızlarından kaçırdığı videolar görebilirsiniz. Buyrun ben yine de birkaç tanesini vereyim size, favorilere falan ekleyin seyredin vaktiniz olunca.

17 Nisan 2011 Pazar

Reptilian Teranesi II

Merhaba götüm ağızlılar. 

Şimdi bu Reptilian ırkı ve David Icke meselesi, kiminize çok kel alaka bir konuymuş gibi gelse de, esasen çok kilit bir konu. Zira konu aslında tam olarak burada başlamakta ve emin olun her geçen gün gittikçe daha fazla popülerleşecek bu konu. Buyrun ispatı, "reptilian" kelimesinin yıllara göre google`da aranma oranları. 

www.google.com 

Gördüğünüz üzere bundan 5 sene önce millet reptilian denen bir sikten haberdar değildi, peki nasıl oluyor da birden çıktı bu söylentiler? Birden çıkmadı aslında, Icke uzun yıllardan beri bu konuda ısrarını sürdürüyordu. İllüminati üyelerinin satanist ritüellerinde başka boyutlarla iletişim kurabildiğini ve bu ritüeller esnasında reptilian denen varlıkları çağırabildiklerini ileri sürdürüyor uzun yıllardır. Ona göre reptilian`lar sadece başka bir gezegenden gelmiş uzaylılar değiller, aynı anda başka bir boyuttan geliyorlar. 

Bu size tanıdık geldi sanki dimi? Reptilian denen şeyin, bu bilgiler ışığında cinler olduklarını anlamak pek de güç değil. Fakat neden Icke gibi zeki bir adam reptilian diye bir ırk olduğu konusunda bu kadar ısrarcı, neden hiç cin (jinn) kelimesini kullanmıyor? Kendisi 3 ilahi dinin de İllüminati tarafından insanları ayırmak amacıyla yaratıldığını ileri sürüyor, fakat işin ilginç tarafı kendisi başka boyutlarla iletişim kurulabileceğini, maddeler dünyasının dışında başka boyutlar olduğunu ve İllüminati`nin satanist olduğunu söylüyor. Çelişkili dimi? Fakat kendisine ateist de demiyor, zira ateistlerin her şeyi bilime bağlamalarını ve hayatın bu maddeler dünyasıyla sınırlı olduğunu ileri sürmelerini saçmalık olarak tanımlıyor. 

Garip adam dimi? Şimdi taşaksızlar, David Icke İncil ve Hristiyanlık üzerinde çok araştırmalar yapmış ve sonunda insanlar tarafından şekillendirilmiş eski Babil geleneklerine dayanan yapay bir din olduğu kanısına varmış ki burada çok haklı. Kilisenin elinde oyuncağa çevrilmiş bir din oldu Hristiyanlık, bilhassa katolik mezhebi. Fakat kendisi buradan yola çıkarak genellemede bulunuyor ve bunu tüm ilahi dinlere mâl ediyor. Yani islam`ı da bu düz mantık ile safdışı bırakıyor. Eğer kuran`ı okumuş olsaydı ne yorumda bulunurdu çok merak ediyorum. 

Neden 2 saattir Icke Icke deyip duruyorsun, bize ne bu adamdan diyen varsa şöyle izah edeyim. 

Icke illuminati hakkında büyük gerçeklikleri ilk ortaya çıkaran insanlardan birisi ve uzun yıllardır piyasada. Kendisini biraz bile takip ederseniz muazzam tespitleri olduğunu farkedersiniz. Reptilian ırkı meselesini de ilk ortaya atan kişi kendisi. Ayrıca icke yıllardır birçok kitap yazmakla beraber, dünyanın dört bir yanında seminerler veriyor ve oldukça da profesyönelce hazırlanmış bir web sitesine sahip. Icke de mi bu işin içinde? Bu konuda ne evet ne hayır diyorum. Icke gerçekten onlar tarafından kullanılan bir "1 yanlışa inandırmak için 99 doğru anlat" adamı olabilir veya telkin edilmiş de olabilir. O insanlara verilmek istenen 1 yanlış ise reptilian hikayesi ve ilahi dinlerin kurmaca olduğu düşüncesidir. Zira kendisi insanlığın kan bağıyla yönetilen çok eski bir ırk olan reptilian`lar tarafından yaratıldığını ileri sürüyor. Tamamen tek tanrılı dinlere aykırı bir görüş. Icke`den şimdi bir alıntı yapacağım, gerçekten iyi bir tespiti var. 

There are three kinds of people. The highest level of the Brotherhood are the "Red Dresses." These are "software people," elsewhere called "reptilian software," or "constructs of mind," without consciousness, without free will. Their human bodies are holographic veils. A second group, the so-called "sheeple"—the vast majority of humanity—have what Icke calls "back seat consciousness." They are conscious, but they do whatever they are told and are the main source of energy for the Brotherhood. They include the "repeaters," the people in positions of influence who simply repeat what other people have told them. Doctors repeat what they are told in medical school and by drug companies, teachers repeat what they learned at teacher training college, and journalists are the greatest repeaters of all. The third group, by far the smallest, are those who see through the illusion; they are people like Neo from the film, The Matrix. They are usually dubbed dangerous or mad. The "Red Dress" genetic lines keep obsessively interbreeding to make sure their bloodlines are not weakened by the second or third levels of consciousness, because consciousness can rewrite the software 

Kendisi insanları 3 tipe ayırıyor. 

1- Bu kardeşliğin en yüksek rütbeli olanları, programlanmış insanlardır yani reptilian`lar tarafından kontrole alınmış insanlardır. Bilinçten ve özgür iradeden yoksunlardır. insan suretleri sadece yanıltıcı bir maskedir. 

Bize reptilian`lar olarak lanse edilen, bana kalırsa iblislerin bedenlerini ele geçirmiş olması muhtemel insanlardan bahsediyor burada. 

2- İkinci grup koyun sürüsü olan insanlar. İnsanlığın tamamına yakınını bu kitle oluşturur. Bilince sahiptirler fakat büyük abiler tarafından pek siklenmezler, çünkü ne söylenirse onu yaparlar. Sorgulamadan koyulan kuralları uygularlar. Dünyaya hakim olduğu ileri sürülen ırkın, en büyük geçim ve sömürü kaynağı bu gruptaki insanlardır.

3- Bu grup ise en önemlisi. Sayıca en az olan grup budur. Çünkü bu insanlar ilüzyonun/yanılsamanın arkasındaki gerçeği görebilirler. Matrix`teki Neo gibi insanlardır ve toplum tarafından "deli" gözüyle bakılırlar.
 

Eğer bu başlığı okuyorsanız 3. gruba girmiş olabilirsiniz. Ve size bir şey söyleyeyim, sizden çok korkuyorlar. Evet evet gerçekten. Çünkü alıntı yaptığım yazının son kısmında, bu reptilian ırkının genlerini (kendi aralarında birleşerek) koruduklarını, aksi takdirde 2. yada 3. gruptaki insanların bilincinin etkisinde kalabilecekleri söyleniyor. Çünkü bilinç, onların hipnoz ettiği/ele geçirdiği bu kişileri ayıltabilir. Başka bir deyişle, sorgulayabilen, dogma ve dayatmaları farkedebilen, özgür bir beyin onların en son istedikleri şeydir. Bu nedenle büyük tehlikesiniz! 

Şimdi bu gruplandırma, eğer şayet reptilian diye bir ırk varsa gayet mantıklı gözüküyor. hatta şöyle diyeyim, reptilian`ları siktir edin. Bu gruplandırmanın, iblis ve cinler tarafından yapıldığını varsayın ve yeniden okuyun. Daha bir mantıklı geldi dimi? 

Peki reptilian meselesi hakkında tüm internet`in "uzaylı ırk", "insanlığı yaratan uzaylı medeniyet", "sürüngenimmsi ırk insanları yönetiyor" haberleri ne ayak? Nereden çıkıyor bunlar? 

En çok korktukları grubun 3. gruptaki insanlar olduğunu söylemiştik dimi? Hani şu bazı gerçeklikleri dile getirmeye çalışınca, toplum tarafından "saçmalama be, manyak mısın, boş işler bunlar" diye susturulan insanlar.. 

Kimdir bu 3. grup? Gerçeği arayan, meraklı kişiler. Esas bu kişileri zihin kontrolü altına alırlar, kendilerini tanıtmak istedikleri şekilde kabul ettirirlerse, işte o zaman her şey çok daha kolay olacaktır. Bu kişilerin dinlerinin en büyük şartı gizliliktir. Gizli kalmak zorundalardır, ki bu konuyu bahsetmiş olmama rağmen başka bir entry`de başka bir kaynak ile yeniden ele alacağım. Gizli kalsınlar ki, Şeytan`ın ve cinlerin varlığı bilinmesin ki, istedikleri gerçekleşmiş olsun. Esas gayeleri gerçekleşmiş olsun. 

Siz de reptilian teranesini yutun ki, siz de o insanlığın tamamına yakınını oluşturduğunu düşündükleri "koyun sürüsü" grubuna dahil olun... 

Eğer bu tezgahı farkedebildiyseniz, heralde size 4. grup demek daha uygun olur ehehe. 

Başka bir ırk, uzaylı ırk, uzaylılar, ufolar, E.T., alien`lar, uzaylı saldırısı, reptilianlar... hepsi iç içe değil mi bunların? Hepsi müthiş bir senaryonun parçaları. Ve inanın ki biz bu konuda uyarıldık, o kadar açık ve net ki. David icke`nin üzerinde dönüp dolaştığı fakat üstüne basamadığı (belki de bilinçli bir şekilde basmadığı) o reptilian meselesinin aslı o kadar net ki... 

Bir diğer şahsi teorim de şu... 

Kurmak istedikleri Yeni ve Tek Dünya Cumhuriyeti`nin uydurma bir dine sahip insanlarla dolu olacağını belirtmiştim hatırlarsanız. Icke nasıl oluyor da bu kişilerin satanist olduklarını, başka boyutlarla iletişime geçtiklerini ve hatta başka boyutların varlığını kabul edip aynı zamanda ilahi dinlerin kurmaca olduğunu ileri sürebiliyor? Ona göre bu eski ve başka boyuttaki medeniyet dünyaya geldi ve Tevrat`ı, İncil`i, Kuran`ı yazabilecek bilgiye dahi sahipti. peki böyle bir şey olduğunu var sayarsak, bu düşünce ateizm ile uyuşuyor mu? 

Başka boyutların olduğu, hayatın bu dünya ile sınırlı olmadığı düşüncesi ateizm ile uyuşur mu? 

Hayır. 

Ateistler bu ruhani olguların varlığını da tanrı ile beraber reddederler. 

Peki bu "başka boyutlar var ve buradaki dinleri oradan gelen üstün ırklar yarattı. Onlar çok güçlüler, çok üstünler" safsatası da ne? Amaçları ne? 

Yeni ve Kurmaca Bir Din. 

Mümkün olmayacağını düşünüyorsanız, internet`teki bu reptilian çılgınlığına bir göz atmanızı rica ederim. En azından youtube`a reptilian yazın ve insanların o video`ları kaçar kez seyredip, kaç kişinin o videoları beğendiğine bir bakın derim. Üşendiyseniz buyrun: tinyurl.com , tinyurl.com , tinyurl.com , 

İnsanlar bu yalanı yutuyor. 

İblislerini tanıtmak istedikleri şekilde tanıtıyorlar. 

Yer yer edindiğim bilgileri paylaştım, yer yer şahsi fikirlerimi beyan ettim. Zira doğru bilgiye ulaşılması çok ama çok zor bir konu. Çok karmaşık bir konu. fakat aslında doğru bilgi o kadar da uzakta değil. 

Saygı ve sevgilerimle kaynatasını siktiklerim. 

Not: Bu yazı hiçbir uyuşturucu madde ve alkol kullanılmadan yazılmıştır. ehehe.

Reptilian Teranesi

Selam yavrular.

Reptilian teorisi ilk olarak David Icke tarafından ortaya atılıyor ve gittikçe yayılıyor. Icke müthiş zeki bir herif fakat bu Reptilian meselesini ilk onun ortaya atması, dünyanın birçok yerine gidip seminerler veriyor olması, oldukça profesyönel bir siteye sahip olması. "1 yanlış için 99 doğru anlatmak" hikayesini mi yapıyor bu herif diye düşündürttü beni. Özellikle bu reptilian hususundaki ısrarı yüzünden. Icke İslam`dan uzak olduğu için reptilian meselesini ırklara ve genetiğe bağlıyor da olabilir. Neyse siktir edin şimdi Icke`yi.

E.T., uzaylı, alien adı altında nasıl ki şeytani ritüellerini yapıyorlarsa, şeytanı ve hizmetindeki cinleri yeni gizleme yöntemlerinden birisi de reptilian meselesi olacak. Yakında daha çok duyacağız reptilian hikayelerini. belki de bütün bu uzaylı ve ufo propagandası, reptilian`ların uzaylı olabileceği düşüncesini insanlara mantıklı buldurmak için yapılmış, yüzyıllık bir planın, senaryonun parçasıdır.

Reptilian`lar hakkında bilgi edinmek isterseniz, internet reptilian`ların yok efendim saylon galaksisinin sirius gezegeninden dünyamıza gelmiş, binlerce yıldır insanlara hükmeden, insanların evrimini tamamlamalarını engelleyen uzaylı ırk olduğu hikâyelerini okuyacaksınız.

Şimdi taşağını yediklerim, ben reptilian diye ayrı bir ırkın varolabileceğini düşünmüyorum, varolsalar dahi uzaylı falan değiller, geçiniz onu. Bu Katy Perry`nin, Kanye West`in ruhumu şeytana sattım demeleri, sizce bu insanların bedenlerinin iblisler ve cinler tarafından kullanıldığına işaret ediyor olabilir mi? Kuran`da da bu durumla ilgili ayetler var, ilerde alıntıda bulunacağım. bir başka ihtimal ise bu sürüngenimsi gözlü şahısların, illüminati`nin gerçekten iddia edildiği gibi insan olmamaları. Peki ne olabilirler? Cinler onların suretine bürünmüş olabilirler mi?

Neden reptilian figürü, neden sürüngenimsi gözler?

Bu bilginin doğruluğunu Kuran`a ve hadislere hakim bir arkadaşın teyid etmesi lazım, kuran üzerine kafa yoran yabancı bir elemanın blog`unda, demon`ların (şeytan, iblis, cin) sürüngen ve yılan kılığına girebildikleri yazıyordu. İslam`da bunu destekleyen işaretler olduğunu ileri sürüyordu, islam hakkında malesef çok engin bilgilere sahip değilim, o yüzden dediğim gibi konuya hakim arkadaşların bu konu üzerindeki görüşlerine ihtiyacım var. Herneyse, yine de bu bilgi kafamdaki bazı çarkları öyle faaliyete geçirdi ki. Kertenkele şeklindeki mısır tanrısı seth, reptilian hikayeleri...

Ayrıca Hz Adem ve Hz Havva`yı yoldan çıkaran şeytan hangi kılığa bürünmüştü? Yılan? Yok artık.

Reptilian meselesi hakkında doğru bilgiye ulaşmak çok zor zira o kadar karmaşık bir konu ki. Ben yine de, yanlış, uydurmaca olduğunu bile bile çoğu kaynağı okudum. Bazen yanlış kaynaklar durumu anlamanıza yardımcı olabiliyor. İnsanların nereye yönlendirilmeye çalıştıklarını çok iyi farkettim reptilian`ların uzaylı bir ırk olduğu hikayelerini okuyunca.

Lucifer`in hizmetindekilerden ilk isteği: İnsanlar varlığımdan haberdar olmasın.

Haberdar olmasınlar ki ne Şeytan`ın ne Allah`ın varlığını bilmesinler, hayal ürünü olduklarını düşünsünler. At ortaya uzaylı teranesini, at ortaya reptilian muhabbetini, başka yerlere yönlendir insanları. İyice unuttur esas gerçeği.

Reptilian hikâyelerinin kaynağı, yine çok eskilere, firavunlara kadar uzanıyor. Kertenkele kafalı tanrıları seth kötülüğün ve şeytanlığın temsilidir.




İngiliz kraliyet ailesinin firavun soyundan olduğunu, firavunların halen günümüzde etkin olduğunu, İllüminati`nin atalarının firavunlar olduğunu anlatıyordum. İlluminati`nin her şeyi gören gözünün orijini Horus`un gözüdür. horus güneş`in, ışığın, aydınlanmanın (illuminate) temsilidir.

Neyse reptilian meselesine geri dönecek olursak. onlar hakkındaki bu "uzaylıdırlar, yeraltında yaşarlar, sürüngen gibidirler, insana düşman ve farklı bir ırktır" safsatalarını ortaya atanlar yine kendileri. Biraz kafa yorarsanız bazı işaretleri farkedersiniz. Ben birkaç tanesini paylaşayım sizlerle.

Tineyc mutant ninca töördıl, tineyc mutant ninca töördıl, tineyc mutant ninca töördıl zibilibiekşın tördılpav diye yatağımda zıplayıp şarkı söylerken yakalanmıştım anneme 18-19 yaşındayken. O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı, otuzbir çekerken yakalansam daha iyiydi amına koyim ehehe. Bu ibne tosbağalara zaten uyuzum. Hatırlayın bir bu kaplumbağaların olayını. Nerede yaşıyorlardı? Yeraltında mı yoksa?

Spider-man`in hocası Dr. Connors, Lizard`a dönüşünce insanlara düşman oluyordu. Kendisinin biyolojik silahı suya karışınca, bu sudan içen sürüngenler, evrimleşiyor ve yeraltında imparatorluk kuruyorlardı. Bu arkadaş işte:



Ayrıca spider-man`in ağ atarken elinin aldığı şekil de çok garibime gitmiştir hep:


Asırlık senaryonun parçaları her şey. Bugüne kadar anlattıklarımı birleştirirseniz bazı şeyleri daha net farkedeceksiniz.

" Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler" - Mûcadele Suresi

Sizce bu söz sadece 600`lü yıllardaki müslüman - müşrik savaşını mı anlatıyor? Halen böyle değil mi bu durum? Gazap edilen ve yalan yere yemin eden topluluk iblisler, dost edinenler ve onlar diye bahsedilenler iblis`in gücüne kapılmış olanlar (reptilian diye kakalanmaya çalışılıyor bize), siz dedikleri de inananlar değil mi?

"De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.” Isra Suresi

Sadece geçmişteki sahte peygamberler mi anlatılıyor burada? İnsanlar ve cinlerin birbirlerine destek olması, sahte bir kitap yaratmak istemeleri... Bu ne biliyor musunuz? Başka boyutlarla irtibat kurmak hem cinlere hem insanlara yasaklanmıştır. Bunu ihlal eden cinler, Şeytan`ı tanrıları kabul eden cinlerdir. Cinlerle ortak faaliyette bulunan illüminati, onların getirmeye çalıştığı deccal ve bu deccal`in mesihliğini ilan ederek insanları kandırmaya çalışması... Adeta günümüzü ve geleceği anlatıyor. Ayrıca yeni dünya düzenleri nedir? asırlık emelleri nedir? Tek bir dünya cumhuriyeti. Tek bir dine sahip, bir dünya cumhuriyeti. Uydurmaca bir dine sahip kandırılmış insanlarla dolu bir dünya cumhuriyeti.

"Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın." A`raf Suresi

Şeytan`ın allah`a isyan edişi sırasında söyledikleri bunlar. Şeytana kapılmış kötü cinler, insanların bedenini kullanmak isterler. Ruhumu şeytan`a sattım diyen şarkıcılar da böyle insanlar olmasın?

"Ey Muhammed! Ne dersin; biz onları yıllarca dünya nimetlerinden yararlandırsak" Şuara, 205. ayet "Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse, halleri nice olurdu?" Şuara 206. ayet ve "Dünyada yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı" 207. ayet

Yıllarca dünya nimetlerinden yararlananlar, güce sahip olanlar şeytana uyanlar olmamış mıdır yıllardan beri? Firavunlar, Dünyanın gizli sahibi İllüminati, Rothschild... Bunlar değil mi işaret edilen?

Ve arkadaşlar, canını yediklerim, beni en çok etkileyen ayet.

"Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun!" Şuara 213

Neden "başka bir ilaha yalvarma" denilmemiş? neden özellikle "Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma" deniliyor?

Allah ile beraber başka bir ilaha yalvaranlar, Allah`ın varlığını bilmelerine rağmen Şeytan`ı tanrıları kabul edenler değil midir? Bu bahsettiklerim firavunların son güncel sürümü olan Rothschild ve İllüminati değil midir? Şeytan`a inanarak Allah`ın varlığını da kabul eden, fakat Şeytan`ı tanrıları kabul ederek Allah`a ortak koşan bu Luciferian elit kesim değil mi burada bahsedilen?

Yavrular, gerçek ne saylon galaksisinde, ne sirius gezegeninde. Gerçek burada. yanıbaşımızda. Mutluluğu uzaklarda arıyoruz sanki ehehe.

Bu kadar çok işaret varken, bu konunun ilk entry`sinden şimdiye kadar birbirine bu denli uyan parçalar varken, ne bileyim sanki her şey ortada. Kırın egolarınızı. Kendinizden sonra sevdiklernize yardım edin, onlar da kırsın egolarını. İslam`ı afedersiniz götünden anlamış şerefsizler yüzünden İslam`a tukaka gözüyle bakmak o kadar cahilce ki... Yozlaşmış müslümanlar ile İslam`ın nasıl bir bağı olabilir? 5 vakit namaz kılıp "kime nasıl kazık atsam"ın peşinde olan şerefsizler var ya, size yemin ediyorum ki onların yaptığının putperestlikten farkı yoktur.

İslam`ı sadece namaz, oruç, cami, Kâbe sanan, somutlaştıran, fakat İslam`ın özünü kaçırmış bu kimseler yüzünden dini suçlamayın. Yozlaşmış müslüman ve din arasındaki farkı ayırt edebilin.

"sen nasıl müslümansın yeeaa, namaz kılmazsın, içki içersin, ağzından küfür eksik olmaz. bu mu sizin müslümanlığınız?" doğrudur, bir çoğumuz bunları yapıyoruz. Fakat siz şunu biliyor musunuz ki hem Kuran`da, hem peygamberin hadislerinde dedikodu ve iftiranın namaz kılmamaktan defalarca daha fazla büyük bir günah olduğu buyrulur.

Namaz kılmak, Kuran okumak, aslında bunları yapabilecek seviyeye erişmek için öncesinde yapılması gereken o kadar çok şey var ki İslam`da. Önce dürüst, erdemli, düzgün bir adam olmayı öğren, çıkarların uğruna başkalarının hakkını yememeyi, yardım edebilmeyi, cömertliği, dürüstlüğü öğren. Sen bunları bir yap da, tek eksiğin ibadetlerin kalsın. İnsanlar islam`ın özünü almadan somut, materyalist ibadetlere yöneliyor. Hani namaz kılınca o gözle görülüyor ya, elle tutulur bir şey yaptı sanıyor. Ve çok entelektüel aydın arkadaşlarımız da "hem müslümanım de hem namaz kılma küfret ehelehey" diyerek yine İslam`ı ne kadar götlerinden anlamış olduklarını, insanın gönlünde başlayıp gönlünde biten bir dini somut materyalist öğeler üzerine oturtmaya çalıştıklarını ele veriyorlar. Bu saydıkların tabi ki yanlış, fakat sıra onlara gelene kadar "inançlı" bir insanın uygulaması gereken o kadar çok şey var ki..

Ah salağım ah, sen yüzmeyi de denizin en derin yerinden başlayarak mı öğrendin? Önce boyunu geçmeyen yerden başla ki boğulmayasın.

Anlayabilene, sevgi ve saygılar.

16 Nisan 2011 Cumartesi

Rothschild, İsrail ve Dünya Savaşları

İsrail devleti`nin kurucusu Rothschild Ailesi`dir.

Nasıl mı?

İsrail`in kuruluşu Mayıs 1948`tir. İkinci Dünya Savaşı`nın sonları olması sizce bir tesadüf mü? Hem Birinci, Hem İkinci Dünya Savaşı`nın en en en temel sebebi hicaz bölgesinde, kudüs başkentli bir yahudi devleti kurulacak olmasıdır. Büyük emelleri olan Tek Dünya Cumhuriyeti`nin başkenti de Kudüs olacaktır.

Rotschild Ailesi`nin nasıl devletler üstü güce sahip olabildiğini ve dünyanın öncül devletleri ile olan ilişkilerinden bahsedecem..

Rothschild Ailesi Amerika`nın kuruluşu sırasındaki Amerikan-İngiliz kolonileri çatışmalarında gizliden gizliye Amerika`yı desteklemiştir. Rothschild Ailesi Amerikalılara silah ve para yağdırmıştır. bunun kaşılığında george washington`dan, kurulacak olan amerikan devletinin parasını basma hakkını kendilerine vermesini istemiştir. Amerikan Doları`nın basımı Rothschild Ailesine aittir.

Ardından İngiltere-Fransa savaşında destekledikleri taraf ise Fransa olmuştur. Bu Fransa savaşı esnasında savaşı İngiltere`nin kaybettiği hakkında bir spekülasyon yaratarak tüm İngiliz halkının borsadan çekilmesine, hisselerini yok fiyattan satmasına sebep olmuşlardır. Fakat İngiltere`nin savaşı kazandığı ortaya çıkınca, Rothschild ailesi adeta İngiltere`nin gizli sahibi haline gelmiştir. Büyük paralar kırmıştır. Rotschild bu spekülasyon sayesinde elde ettiği gelirle Bank of England'a (İngiltere Merkez Bankası) el koyar. Böylelikle Sterlin`i basanlar da kendileri olurlar.

Birinci Dünya Savaşı`ndan perişan bir şekilde çıkan almanya nasıl kısa bir sürede tüm dünyaya kafa tutabilecek kadar güçlenmiştir? Cevap: Rothschild Rothschild Rothschild. Bu yardımı yapacak olmalarının bedeli ise tabi ki alman merkez bankası`dır. Alman ekonomisine de bu şekilde hakim hale gelirler.

Başta avusturya ve rusya olmak üzere osmanlı`ya düşman devletleri ve ayaklanma çıkarmaları için osmanlı azınlıklarını destekleyen ise yine Rothschild olmuştur. Rothschild Ailesi osmanlı`ya da ahlaksız teklifte bulunmuştur. Hayır banka veya para değil, osmanlı`dan alacak çok daha değerli bir şeyleri vardır. Rothschild, Abdülhamit`e Filistin, Kudüs ve Hicaz`ı vermesi karşılığında Osmanlı`nın tüm dış borçlarının silineceğini, balkanlarda ve Kuzey Afrika`da kaybettiği toprakları geri alacağı garantisini vermiştir. Abdülhamit bunu reddetmiştir. Kabul etseydi her şey şu an çok mu farklı olurdu? hayır. Zira osmanlı üzerindeki yüzyıllara dayanan planlar er geç faaliyete geçecekti.

Birinci Dünya Savaşı ile yahudi devletinin kurulması için gerekli finans sağlanmıştır. Kutsal topraklar da (Kudüs ve Civarı) Osmanlı`nın elinden alınmıştır. Yahudi Devleti`nin kurulması için gerekli son bir şey daha kalmıştır, o da bu topraklarda yaşayacak yahudilerdir. Fakat Avrupa`da halinden memnun olan yahudiler nasıl ikna edilecekir? Bu sorun İkinci Dünya Savaşı`nda çözüme kavuşturulur.

Adolf Hitler`in başa getirilmesi ve onun Faşist Poltikası, Rothschild oyunlarıdır. Yahudilerin yıllar boyunca katledilmesi yine Rothschild`ler tarafından telkin edilmiştir. Bu sayede soykırıma uğrayan yahudilerden sağ kalanlar İsrail Devleti`ne geleceklerdi. Netekim öyle de olmuştur.

Milyonlarca insanın öldüğü, mağdur olduğu, maddi ve manevi inanılmaz kayıplar verilen iki dünya savaşı`nın da amacı buydu ve amacına ulaştı. Hicaz bölgesinde bir yahudi devleti olan İsrail Devleti, 1948 Mayısı`nda resmen kuruldu.

Şimdi beyniniz amcıklamış olabilir. E bu Rothschild ailesi yahudiydi hani, neden yahudi katliamını finanse ettiler, nasıl hitler`i destekleyebilirler? Bunları soruyonuz dimi... Bu adamlar yahudi diyoruz da, tanrıları Allah, peygamberleri Hz Musa mı sizce? Bu adamların ne dini ne milleti var taşağını yediklerim. Sadece bir tanrıları var, o da Şeytan.

Acı ama gerçek.

Dünyayı yöneten devletler üstü gücün sahipleri Şeytan`a hizmet etmekte.

Tüm bu güce sahip olmalarının ve sürekli daha fazlasını istemelerinin başka nasıl bir açıklaması olabilir? Mutlaka altında çok daha "kutsal" bir amaç olmalı...

Özet: 05 Edi lütfen kapının tamamen kapalı olup olmadığını bir kez daha kontrol eder misin?